Kitabın Yazarı: Özgür BACAKSIZ (İndigo yayınları, 2025, 192 sayfa) ....... “Söz, en pahalı para birimidir. Aşırı açıklama, bitmeyen tartışma ve ikna gayreti enerji kaybı yaratır. Kelimeler çoğaldıkça etkisi azalır; gürültü büyür, anlam kaybolur”........


Bazen biraz yoğun okumalardan uzaklaşıp daha rahat okuyabileceğimi umduğum kitapları seçerim, bu da onlardan biri. Bir tür felsefe, yaşam ve sorunlar hakkında öneriler içeriyor. Diyor ki yazar;

“Sessizlik kelimelerin yokluğu değil, söylemeye cesaret edemediğimiz her şeyin dilidir” diyerek ekliyor; “Bazen savaşmayı bırakmak, bir yenilgi değil, ruhun en derin bilgeliğidir. Hayatın yüklerine direndikçe sertleşir, sertleştikçe kırılırsın. Oysa bazen sadece akmak gerekir… Fırtınanın yönünü değil, kendi yönünü bulmak için.”

Kitapta her olaya direnmenin yerine bazen geri çekilmeyi bilmenin rahatlığını okuyoruz. “Kabul, uyumun ilk eşiğidir. Kabul etmek vazgeçmek değil, gerçeğin kapısını açmakla eşdeğer. Gerçek içeri girdiğinde, gereksiz savaşlar kendiliğinden sahneden ayrılır.” Ve güzel bir söz; “Bulanık su durulunca dipteki saklı taşlar görünür. Görünen taş, artık ayağını yaralamaz.”

“Kendini yenen kimseyle dövüşmek zorunda kalmaz” diyen yazarımız ruh sağlığının nasıl korunabileceğini anlatıyor. “Ruh sağlığı yerinde olan insan; -Özür dilemeyi sorun etmez. -Geri adım atmayı bilir. -İkinci olmayı dert etmez. -Doğru yerde pes etmeyi bilir. -Yanlış seçimlerinin sorumluluğunu almayı bilir. -Travmatik olsa bile geçmişiyle barışıktır. Bunlar ruhun enerjisini geri yükler” diyor.

Seneca; “Seni hırpalayan kötülüklerden kaçmak için başka bir yerde değil, başka biri olmalısın” diyerek ne güzel söylemiş! Gereksiz yere enerji harcamamak gerektiğini ve enerjiyi korumanın yollarını da şöyle sıralıyor yazarımız; örneğin: “Söz, en pahalı para birimidir. Aşırı açıklama, bitmeyen tartışma ve ikna gayreti enerji kaybı yaratır. Kelimeler çoğaldıkça etkisi azalır; gürültü büyür, anlam kaybolur” diyor, doğru da söylüyor… Enerji yenilemenin en basit yolu doğayla temastır. Çünkü doğa insandan bir şey almaz, ona verir. Bir ağacın gölgesinde oturmak, bir derenin sesini dinlemek, gökyüzüne bakmak…

Kitap içeri gereği Zen öğretisine de yer veriyor. Kısa bir alıntı yaparsak; “Zen öğretisinde zafer, düşmanı alt etmek değil, onunla savaşmamayı seçmekle ölçülür. Zen ustaları öğrencilerine “kılıç çekilmediğinde, en büyük zafer kazanılmıştır” düşüncesini aşılar. Sessizlik, burada yenilgiyi değil, ustalığı gösterir. Çünkü susabilen, nefsi susturabilmiştir.” Yazar, Zen öğretisine kendi düşünceleriyle şöyle katkı yapıyor; “Bir tartışmada susmak, haklılığı kaybetmek değil; ilişkinin geleceğini korumaktır. Suskunluk bazen yüksek sevginin bir ifadesidir. Kışkırtıldığında cevap vermemek, korkaklık değil; özdenetimin olgunluğudur. Kendini tutmak, kendine hâkim olmanın işaretidir.”

Bunları yapabilenler aslında özgürlüğe daha fazla ulaşabilenlerdir. İnsan bilinçli bir tercih olarak; “Bu tartışmaya girmeyeceğim, ben bu kavgada kendimi kaybetmeyeceğim, ben öfkeme esir olmayacağım” diyebiliyor ve uyguluyorsa başarılı olacaktır.

Son alıntı olarak insanın bazı şeylere sınır koyabilmek zorunda olduğu konusu var; “Sınır koymak uzaklaşmak değildir; aksine, ilişkinin netliğini korumaktır. Çünkü sınır, iki tarafın da kendisi olabilmesi için çizilir. Kendini korumak, başkalarını dışlamak değil; iç dünyana zarar gelmeden sevebilmektir.”

Bu tür kitapları sevenler öneririm. Tanıtımı yazarın sözleriyle bitirelim:

“Her zaman birinin gözünde cesur, bir başkasının gözünde korkak, birinde güçlü, diğerinde kırılgan; birine iyi, bir diğerine ise korkunç görüneceksin. Dünya sana kendi bakış açısından bakacak. Dünya, senin kim olduğun konusunda asla ortak bir tanımda buluşamayacak. Öyleyse, kalbinin doğruluğunu hissettiren şekilde yaşasan iyi olur.”

İyi okumalar dileğiyle.