2024 yılı ekim ayında MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan gelsin mecliste konuşsun, PKK silah bıraksın, terör bitsin, örgüt kendini feshetsin, kalıcı barış sağlansın” çağrısı yapması üzerine mecliste İYİ Parti hariç, temsilcileri bulunan siyasi partilerin çoğu, konuyla ilgili barış süreci çalışmalarının başlamasını kabul etti.
Bununla birlikte İYİ Parti gibi mecliste temsil edilen ve mecliste temsiliyeti bulunmayan siyasi partilerin bir bölümü ise terör örgütü lideri ile bir sürecin sürdürülmesine barıştan yana olmalarına rağmen karşı çıkmaktalar. Bu durum ister istemez bizlere önceki yıllarda yürütülen benzer uygulamalara göz atmamız gerektiğini hatırlatıyor.
Geçmişte yaşadıklarımıza baktığımızda şöyle bir tablo ile karşılaşmaktayız. Türkiye’de 2013-2015 yılları arasında yürütülen “Barış Süreci” Abdullah Öcalan’ın çağrısı ile başlamıştır. Amaç barış ortamının ve toplumsal bütünleşmenin sağlanması idi. Bu yıllar arasında yapılan görüşmeler 28 Şubat 2015’te Dolmabahçe Mutabakatının imzalanması ile ivme kazandı. 7 Haziran 2015 Genel Milletvekili Seçimlerinde AKP %40,8 oy alarak birinci parti oldu. Yalnız hükümeti kurma çoğunluğuna ulaşamadı. Ahmet Davutoğlu hükümet kurma temaslarından netice alamadı. Davutoğlu’nun hükümet kurma çalışmaları sürecinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu HDP ile görüşmesinden sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye “Başbakan sen ol, CHP MHP Hükümetini HDP dışarıdan destekleyecek” önerisini, Bahçeli “HDP’nin dışarıdan desteklediği hükümetin başkanı olmam” diyerek reddetti. Bu gelişme üzerine Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan yetkisini kullanarak 1 Kasım 2015 tarihinde Erken Genel Seçim yapılması kararını aldı. Erken seçim kararının alınmasını takiben terör olaylarında artış gözlenmeye başladı. Bunların en çarpıcılarından bazıları şöyle: 20 Temmuz 2015’te 32 yurttaşımızın hayatını kaybettiği Suruç Katliamı ile 10 Ekim 2015 tarihinde DİSK, KESK, Türk Tabipler Birliği, TMMOB’nin yanında pek çok sivil toplum örgütünün Ankara’da düzenlediği barış mitinginde 104 vatandaşımızın patlama sonucu katledilmesidir. Tüm yaşanan bu acılardan sonra yapılan 1 Kasım 2015 Milletvekili Genel Seçimlerinde AKP oyunu 7 Haziran seçimlerine göre %10 artırarak %49,8 oy oranı ile birinci parti seçildi ve hükümeti tek başına kuracak çoğunluğu sağladı.
2013-2015 yılları arasında iyi niyetle başlatılan terörün sonlandırılması, barışın tesisi ve toplumsal birlikteliğin sağlanmasına yönelik çabalardan sonuç alınamadı. Barışın ve kardeşliğin tesisi için 10 Kasımda rahmet ve minnetle andığımız kurucu liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün bize gösterdiği yolu takip etmeliyiz. Atatürk ve silah arkadaşları tarafından tüm inanç ve etnik gruplarla hep birlikte kurdukları Türkiye Cumhuriyeti’ni uluslararası normlarda kabul gören demokrasi anlayışı ile taçlandırmalıyız. Her vatandaşın etnik kökeni, ırkı, cinsiyeti ve inanç aidiyeti fark etmeksizin eşit haklara sahip olduğu, hukuk ve adaletin sağlandığı, örgütlü toplum önündeki engellerin kaldırıldığı, milli gelirden herkesin eşit yararlanabildiği ortamı oluşturmalıyız.
Dünyada terör ve kargaşa ortamını yaşayan çeşitli ülkelerde barışın tesisi için neler yapıldığını, nasıl süreçlerden geçildiğini araştıran İspanyol yazar Vicenç Fisas şöyle belirtmektedir "Yürütülen barış süreçlerinin ancak %20’sinden sonuç alınabilmekte. Bu sonuç alınan barış görüşmeleri yaklaşık 20 yıllık bir sürece dayanmaktadır. Barışın sağlandığı durumlarda her iki taraf birbirlerine karşılıklı tavizlerde bulunmaktalar." Tüm bu örnekleri göz önünde bulundurarak üniter devlet yapımızı korumak ve devamlılığını sağlamak için her vatandaş üzerine düşen görevi eksiksiz yapmalıdır.
İyi niyetli barış ortamını oluşturma çalışmalarını olumlu bulmakla birlikte başta ana muhalefet partisi olan CHP’nin yargı ile dizayn edilme niyetlerini de kaygı ile izlemekteyiz. Tüm bunlara rağmen barışı tesis etme çabamızdan asla vazgeçmemeliyiz.
