"..........hayatın özü yüzeyde değil derinliktedir. Görünen, çoğu zaman yalnızca bir ipucudur; gerçeğin kendisi değil. Bu gerçeği kabul eden insan, daha az yargılar, daha çok anlar ve hayata daha bilinçli bir yerden bakar. Çünkü bilinir ki, hakikat çoğu zaman sessizdir ve dikkatle bakılmayı bekler.........."
Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Olmayabilir.
İnsan, doğası gereği gördüğüne inanma eğilimindedir. Göz, zihnin en çok güvendiği araçlardan biridir; ancak çoğu zaman en çok yanıltan da odur. İlk bakışta net, açık ve anlaşılır görünen pek çok şeyin arka planında bambaşka gerçekler yatabilir. Bu nedenle “hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir” sözü, yalnızca bir uyarı değil, aynı zamanda derin bir yaşam ilkesidir.
Görünüş, çoğu zaman gerçeğin yalnızca yüzeyidir. İnsanlar sosyal hayatta kendilerini belirli maskelerle sunar. Mutlu görünen bir yüz, derin bir yalnızlığı; güçlü duran bir duruş, büyük bir kırılganlığı gizleyebilir. Toplum, bireyleri çoğu zaman dış görünüşleri, statüleri ya da birkaç davranış üzerinden yargılar. Oysa insan, tek boyutlu değil; geçmişi, yaşadıkları, korkuları ve umutlarıyla çok katmanlı bir varlıktır.
Bu durum yalnızca insanlar için geçerli değildir. Olaylar ve durumlar da ilk bakışta farklı algılanabilir. Bir başarısızlık gibi görünen deneyim, uzun vadede büyük bir kazanımın başlangıcı olabilir. Kaybedilmiş gibi hissedilen bir yol, insanı kendisine daha uygun bir yöne sürükleyebilir. Zaman, çoğu olayın gerçek anlamını sonradan açığa çıkarır.
Medya ve dijital dünya da görünüş ile gerçek arasındaki farkı daha da derinleştirmiştir. Sosyal medyada sergilenen “kusursuz” hayatlar, filtrelenmiş anlardan ibarettir. Paylaşılan mutluluk kareleri, yaşanan zorlukları görünmez kılar. Bu durum, insanların hem başkalarını yanlış değerlendirmesine hem de kendi hayatlarını haksızca yargılamasına neden olur.
“Hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir” düşüncesi, bizi daha temkinli, daha anlayışlı ve daha adil olmaya çağırır. Hüküm vermeden önce durmayı, dinlemeyi ve anlamaya çalışmayı öğretir. Empati tam da bu noktada devreye girer; çünkü empati, görünmeyeni fark etme çabasıdır.
Sonuç olarak, hayatın özü yüzeyde değil derinliktedir. Görünen, çoğu zaman yalnızca bir ipucudur; gerçeğin kendisi değil. Bu gerçeği kabul eden insan, daha az yargılar, daha çok anlar ve hayata daha bilinçli bir yerden bakar. Çünkü bilinir ki, hakikat çoğu zaman sessizdir ve dikkatle bakılmayı bekler.
Fetö olayında bunu yaşadık. Amerika'ya türlü türlü laf edenlerin sonra Amerika'dan Çiftlik satın alıp oralara yerleştiklerini de gördü bu gözler. Bu tek örnek değil bildiğimiz birçok kişi ne hikmetse Amerika'dan Çiftlik villa satın alıyor. Bu satın almaları yapanlar Amerika'ya en sert söylemleri söyleyenler olması da dikkatlerden kaçmamalı.
Bir devlet başkanı ülkesinden gece vakti operasyonla öyle kolayına alınmaz, eğer kendi istemediği sürece. Bunlar yeni değil. İran olayını hiç kimse unutmamalı dünya petrol piyasasına kafa tutan İran bir anda İngilizler himayesinde molla devlet kurmuştu. Günümüzde de örnekleri gitgide çoğalıyor her gün bir yenisi ekleniyor. Dediğim gibi hiçbir şey göründüğü gibi olmuyor.
Sonuç olarak derler ya insan gördüğüne inanmalı diye bazen düşünüyorum da her gördüğümüze de inanmamak lazım.
