"...........Hani bir söz vardır ''Komşuda Pişer Bize de düşer'' sözü gerçekten eski sokaklarda büyük anlamı vardı. Komşuluk ilişkilerinin ve dayanışmanın en güçlü kanıtı sanırım bu sözdür. Eski sözler her zaman altın değerinde olmuştur. Komşuluk ilişkilerinin önemini ifade eden diğer atasözü ise ''Komşu Komşunun Külüne Muhtaçtır'' sözü de eskilerde komşuluk ilişkilerine verilen değerin en büyük kanıtıdır. ........."


Her insanın çocukluğunda yaşadığı ve unutamadığı her zaman kalbinin bir köşesinde yaşattığı bir mahalle ve sokak mutlaka vardır. Eski mahalle ve sokaklar bizler için bir kültür ve dayanışma merkezidir. Dostlukların yaşandığı sarsılmaz ve sağlam temellere dayalı sevgi ve saygının hiç eksik olmadığı, sevinç ve üzüntülerin hep beraber yaşandığı samimi duyguların doruk noktasına ulaştığı eski sokaklarımız. Geçmişte yaşadığımız sokak ve mahallelere yolumuz düştüğünde o kadar çok şey değişmiş ki neredeyse eskilerden hiç bir şey kalmamış, değişen sadece anılarımızın ve çocukluğumuzun geçtiği o eski mahalle artık eskisi gibi değil. Top oynadığımız, topaç çevirdiğimiz, Saklambaç, misket, çelik çomak oynadığımız yerler artık yok olmuş, yerlerine apartmanlar dikilmiş ve anılar birer birer yok edilmiş. Eskilerde sandalye yerine sokaklarda yaz mevsimi geldiğinde kesilmiş bir kütüğün üstüne oturmuş Fatma abla ve cemile teyze bizlere masal anlatır bizlerde çocuk ruhu ile onları dinlerdik. Artık o sokaklarda ne Fatma abla ne de cemile teyze var, hepsi öbür dünyaya göç etmiş, o, eski mahalleden geride kalan sadece hüzün ve anılar.

Tüm güzelliklerin yaşandığı dostlukların en üst seviyede tavan yaptığı eski mahallelerde komşuluk ilişkileri dostluk ve güven üzerine kurulmuş, hiç bir zaman yıpranmamış ve insanların birbirlerine yardım ettiği dostane ilişkilerdi. Sokakta oyun oynarken karnımız acıktığında hemen "anne karnım acıktı" diye bağırdığımızda hiç bir ayırım yapılmaksızın yanımızdaki arkadaşlarımıza da bir dilim ekmeğin üzerine yağ sürülerek ve üzerine toz şeker serpilerek zevkle yenirdi o bir dilim ekmek.

O dönemlerde çocuk oluşun ayrı bir güzelliği ve duygusu vardı ve bizim çocukluğumuzda bizler küçük şeylerle hep mutlu olurduk. Eski sokaklar, çocuklar için hep güvenli yerlerdi ve anne, babanın gözü arkada kalmadan çocuklarını huzurlu bir şekilde sokakta oynamalarına müsaade ederlerdi.

Araba ve korna seslerinin olmadığı, sessiz ve sakin, huzur dolu sadece sokaklarda oynayan çocukların sesleri ile çınlayan sımsıcak eski sokaklarımız vardı. Çocukluğun verdiği ruh hali ile ara sıra küçük kavgalar yaşanır, fakat hemen tatlıya bağlanırdı.

Eski sokaklarımızda her zaman görmeye alıştığımız kalaycılar. O yıllarda sokakların sesiz olması nedeniyle "kalaycı geldi kalaycı" diye bağırarak sokak adeta yankılanırdı. Tezgâhlar kurulur kalaylanacak kaplar beklenirdi. Komşular birbirlerini uyarır kalaycı geldiğini söylerlerdi. Bir telaş başlardı mahallede o zaman. Herkes, kalaylanacak bakır tencere ve tavalarını alarak sıraya girerdi. Bizlerde çocuk ruhu ile etrafında bekler meraklı gözlerle onları izlerdik.

Türk Milleti olarak 'komşuluğun' adet ve geleneklerimizde çok önemli bir yeri vardır. Komşuluk ilişkileri eski sokak ve mahallelerimizde sağlam temellere dayalı, güven duygusu ve dostluk hakimdi. Bir hastan ve sorunun olduğunda ilk imdada yetişen her zaman komşu olmuştur. Hani bir söz vardır ''Komşuda Pişer Bize de düşer'' sözü gerçekten eski sokaklarda büyük anlamı vardı. Komşuluk ilişkilerinin ve dayanışmanın en güçlü kanıtı sanırım bu sözdür. Eski sözler her zaman altın değerinde olmuştur. Komşuluk ilişkilerinin önemini ifade eden diğer atasözü ise ''Komşu Komşunun Külüne Muhtaçtır'' sözü de eskilerde komşuluk ilişkilerine verilen değerin en büyük kanıtıdır. İnsanlar her hangi bir şeye ihtiyaç duyduğunda mutlaka komşu kapısı çalınarak yardımlaşmalarda bulunulurdu. İnsanlar üzerinde hep iz bırakmıştır yaşadığım eski sokaklar. Ne yazık ki, sokaklarımızda artık eski ruhtan hiç bir eser kalmamış. Bir zamanlar yaşadığımız ve çocukluğumuzu bıraktığımız o eski sokaklarda artık yüksek apartmanlar yer almış, eskiden oyun oynadığımız sokaklar tarihe karışarak yok olmuş. Eskilerde cıvıl cıvıl çocuk sesleri ile çınlayan eski sokaklar yok artık. Şimdiki sokaklarımızda artık çocuklar oyun oynamıyor. Çağımızın çocuklarını evler esir almış ve çocuklar artık sokaklarda değil de evlerde 'teknoloji hapsi' olmuş.

Ben, o eski sokaklarda çocuk olarak oyun oynadım ve unutulmaz o güzel günleri yaşadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Ara sıra gitsek de eski mahallemize, eskileri göremediğimizde hüzünlensek de bir zamanlar yaşadığımız unutulması mümkün olmayan bizim, 'ESKİ SOKAKLARIMIZ'