..........ve hatırlayalım bu kızımızın, bugünün bir bilim insanının, Profesör Doktor Pınar Selek’in başına gelenleri. Ve hâlâ 28 yıldır verdiği hukuk mücadelesini. Tam 28 yıldır sürdürülen ve hatta 29. yıla devreden, nedeni bilinmeyen kin(!) yüzünden ve devleti 28 yıldır yönetenlerce devam ettirilen uzun süreci hatırlayalım: .............."
Hani biz “unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız” diyoruz ya, bazen de unutmuyoruz ama çok geç hatırlıyoruz. Çoğunlukla bir iki arkadaş hatırlayarak bize hatırlatıyorlar geçmişi, yoldaşları ve yaşananları.
Önce Ahmet Arif’ i hatırlayalım istedim. Ve ADİLOŞ bebeği;
............
Doğdun,
Üç gün aç tuttuk
Üç gün meme vermedik sana
Adiloş Bebem,
Hasta düşmeyesin diye,
Töremiz böyle diye,
Saldır şimdi memeye,
Saldır da büyü...
Bunlar,
Engerekler ve çıyanlardır,
Bunlar,
Aşımıza, ekmeğimize
Göz koyanlardır,
Tanı bunları,
Tanı da büyü.....
Bu, namustur
Künyemize kazınmış,
Bu da sabır,
Ağulardan süzülmüş.
Sarıl bunlara
Sarıl da büyü.....
Şiirin tamamını okumak, yeniden yeniden okumak gerek. Bu engerek ve çıyanları iyice tanıyabilmek için.
Şimdi dönelim 55 yıl öncesine; bir kız çocuğu dünyaya geliyor, tıpkı ADİLOŞ BEBE gibi. Bu bebek, o dönemin Türkiye İşçi Partisi’nin kurucularından hukukçu ve siyasetçi Cemal Hakkı Selek’ in torunu, Avukat Alp Selek ile Ayla Selek’ in kızıdır. Yani doğduğu günden itibaren tanımaya başlamıştır bu engerekler ve çıyanları.
Şimdi asıl konuya gelelim; ve hatırlayalım bu kızımızın, bugünün bir bilim insanının, Profesör Doktor Pınar Selek’in başına gelenleri. Ve hâlâ 28 yıldır verdiği hukuk mücadelesini. Tam 28 yıldır sürdürülen ve hatta 29. yıla devreden, nedeni bilinmeyen kin(!) yüzünden ve devleti 28 yıldır yönetenlerce devam ettirilen uzun süreci hatırlayalım:
1998 yılında Mısır Çarşısı'nda gerçekleşen patlamadan iki gün sonra 11 Temmuz 1998' de farklı bir soruşturma kapsamında gözaltınalından Pınar Selek daha sonra bu patlama ile ilişkilendirilerek tutuklandı. Aslında gözaltına alınış nedeni PKK üzerinde yürüttüğü araştırmasıdır. Araştırmalarına el konulan ve görüştüğü kişilerin isimlerini vermediği için değişik işkencelerden geçirildiğini açıklayan Pınar Selek için ilk dava tek kişilik örgüt üyeliğinden açıldı. Sokak çocukları için kurduğu atölyede bulunduğu iddia edilen patlayıcıların aramadan 22 saat önce emniyetin elinde olduğu olay yeri inceleme raporu ile kanıtlandı. Ümraniye cezaevinde tutuklu iken olaydan bir buçuk ay sonra 9 Temmuz 1998'de gerçekleşen Mısır çarşısı patlaması ile ilişkilendirildi. 2,5 yıl cezaevinde kaldıktan sonra bilirkişi raporları sonucu salıverilmesinin ardından 2002 ve 2006 yıllarında beraat etti. Tüm zorlamalara rağmen Mısır çarşısı patlamasının bombadan olduğuna ilişkin kesin bilirkişi raporu bulunmamaktadır. Aksine bilirkişi raporlarında patlamanın gaz kaçağından olduğu defalarca belirtilmiştir.
24 Kasım 2010 tarihinde yeniden açılan dava 9 Şubat 2011 tarihli ilk celsesiyle beraat kararıyla sonuçlanmış, ancak Yargıtay kararı bozup 24 Ocak 2013'te ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılmıştır. 19 Aralık 2014'te yeniden yargılanan Pınar Selek’in beraatine karar verilmiştir. Ancak 17 Ocak 2023'te Yargıtay Ceza Genel Kurulu beraat kararını yine bozmuştur.
Pınar Selek davası, delillerin patlamanın gaz kaçağından kaynaklandığını göstermesi ve verilen çok sayıda beraat kararına rağmen dosyanın sürekli yeniden açılması nedeniyle Türkiye Hukuk Tarihinin en uzun ve tartışmalı davalarından biri olarak kabul edilmektedir. Selek, hak savunuculuğu çalışmaları ve feminist kimliği nedeniyle bu davanın siyasi ve hukuki bir baskı aracı haline getirildiğini savunmaktadır.
Pınar Selek şu an Fransa'da yaşamakta ve Universite Cöte d’Azur’ de akademisyen olarak görev yapmaktadır.
28 yıldır devam eden Pınar Selek davası beşinci kez yeniden açıldı ve en az 15 başkan, 100'e yakın heyet Yargıcı ve sayısız savcının değiştiği dava 2027 Şubat ayına ertelendi.
Pınar Selek’ e 30 yıldır sürdürdüğü bilimsel çalışmalarının literatüre katkıları nedeniyle Fransa'da, sosyoloji alanında kendisine profesörlük ünvanı verilmiştir.
Karşımızda, “tanı bunları“ dediğimiz engerekleri ve çıyanları iyi tanıyan ve onlarla nasıl mücadele edebileceğini iyi bilen bir bilim insanımız, bir mücadeleci kadın var. Gençliğinin en güzel yıllarında ağır işkencelerden geçen, ancak direnen, konuşmayan ve yurttaşlarından, vatanından ayrı yaşamaya zorlanan, bizim değerini bilmediğimiz ve onu müebbet hapse mahkum etmeye çalıştığımız bir devrimci kadını kabul edip, bilim insanı olarak dünyaya tanıtan, armağan eden ülkeler de var.
28 yıllık süreç tabii ki uzun bir süreç. Tabii ki bu süreçte unutulmasa bile hatırlanması zor olaylar var, kişiler var, mücadelede yitirdiğimiz nice gençler var, nice olaylardan geçen ve hâlâ yaşayan gençler var. 68 kuşağı ve 78 kuşağı geleceğimize yol gösteriyor hâlâ.
Adiloş bebeğe ne demiştik;
Bunlar, engerekler ve çıyanlardır,
Bunlar, aşımıza, ekmeğimize göz koyanlardır,
Tanı bunları, tanı da büyü.....
UNUTMAMAK VE UNUTTURMAMAK DİLEĞİYLE...