Nihayet bir yerden delindi bağırsaklar. Delik büyük, ancak yeterli mi ? Bence yeterli değil. Bağırsağın tam olarak patlaması gerekiyor. Yani ülkemizin kanalizasyon sisteminin artık infilak etmesi ve sistemin tamamen boşalması gerekiyor.

Hani bir zamanlar AK parti yöneticilerinden birisi, Bülent Arınç demişti ya kumpas davaları için, “ülke bağırsaklarını temizliyor” diye. Gördük sonucu...

Nasıl temizlendiğini, neler ortaya çıktığını, kimin kimlerle işbirliği yaptığını, “ne isterlerse verdik” dediklerini, devletin kurumlarını nasıl işlemez hale getirdiklerini gördük.

İçi boşaltılmış, posası çıkarılmış bir ülke bırakıyorlar bize. Son günlerde telaffuz bile edemediğimiz, hayalini bile kuramadığımız, hesabını bile yapamayacağımız kadar büyük paralar havalarda uçuşuyor. Ve bunlar birkaç düzenbazın cebine giriyor. TIR’ lar ile tonlarca altın, paralar yurt dışına kaçırılıyor. Güvenli “ülkeciklerin” içindeki “büyük” bankaların kasalarına giriyor.

Kimin parası kimden kaçırılıyor? Tabii ki senin, benim, onun, yani bizim, yani halkın, yani milyonların parası bir avuç düzenbazın, kalpazanın, hırsızın elinde toplanıyor ve inanılmaz büyüklükte paralar transfer ediliyor yurt dışına.

Yeni mi başladı bu soygun, vurgun, düzenbazlık, hırsızlık, kalpazanlık ? Bizlerin B12 eksikliğimiz biraz fazla olduğundan çabuk unutuyoruz. Arada sırada SÜLÜN OSMAN’ lar, BANKER’ ler, ZÜBÜK’ ler, MİLLETİN bazı VEKİLLERİ, bazı BAKANLAR, çoğunlukla siyasi iktidarların yandaşları, akrabaları, genelde birinci sınıf yakınları, yani düzenin savunucuları, vurguncuları, kalpazanları, hırsızları aklımıza gelse de, ne yazık ki o kadarla kalıyoruz.

Gündemin her gün hızla değiştiği ülkemizde, korkarım ülkemizi bataklığa götüren, parçalanmaya götüren, yok olmaya götüren bu soygun düzeni, bu kapitalist düzen, emperyalizmin ideolojisi yerli işbirlikçileri eliyle hayata geçirilen oyun sürecek gibi.

Peki nasıl kurtulabiliriz bu prangalardan ?

Tabii ki sadece siyasi iktidarı değil aynı zamanda bu rejimi, bu düzeni, bu kapitalist- emperyalist düzeni değiştirmeden, yıkmadan, yok etmeden kurtulamayacağız. Bu amaç için birleşmeden, tek çatı altında toplanmadan, demokratik haklarımızı kullanarak her türlü eylem ve etkinlik içinde olmadan kurtulmak mümkün mü ? Tabii ki değil. Peki hiç denendi mi bugüne kadar ? 60-80 arası biraz denendi. Yeterli miydi? Yeterli olsaydı 12 Eylül yaratılamazdı,12 eylül' den önceki 24 Ocak kararları faşizan yöntemlerle uygulanamazdı. Halkın yoksullaştırılma süreci bu kadar kolay olmazdı, pazar artıklarına mahkum edilemezdi yurttaşlar. Emekçisi, emeklisi açlık sınırının altında kalmaya mahkum edilemezdi. AÇ YATIRILMAZDI ÇOCUKLAR !

Halbuki sadece ninniler ile büyütmedik çocuklarımızı, aynı zamanda TANI’ malarını istedik, TANI’ yarak büyümelerini istedik. Ve dedik ki onları ;

Bunlar,

Engerekler ve çıyanlardır,

Bunlar,

Aşımıza, ekmeğimize

Göz koyanlardır,

Tanı bunları,

Tanı da büyü...

Hiç alınmak, gücenmek yok. Sadece lafta, şiirlerde, makalelerde, çizgilerde, romanlarda kaldı taleplerimiz. Çocuklarımıza TANI BUNLARI derken, bizler tanıdıklarımızı da unuttuk. Belki tam olarak unutmadık, ancak çok da önemsemedik. Hep “bize bir şey olmaz” diyerek hafife aldık. “Bugün olmasa bile, yarın biz kazanırız nasılsa” dedik. “Nasıl kazanacağız ?” diye kafa yorarken hangi yoldan yürüyeceğimize bir türlü karar veremedik. İlkelerimiz aynı iken, mücadele azmimiz ve kararlılığımız yüksek iken, önce işçi sınıfı derken, bir türlü ilkelerimiz, mücadele azmimiz, kararlılığımız, sınıf merkezli mücadelemizden uzaklaştık. Birlik olamadık, çeşitli fraksiyonlara bölünüp kimlik üzerinden, bölgesel sorunlar üzerinden, bölgemizdeki bölüşümler üzerinden, inançlar üzerinden, diller üzerinden tartışmalar yaşadık.

Bütün bu sorunların, tartışmaların çözümünün aslında sosyalizmde olduğunu bildiğimizi söyledik, ancak yine de ortak YOL’ u bulamadık.

Yine de her şey tükenmiş değil. Hiçbir sorun çözümsüz değil. Umut halen var. Halen kurtuluş bizim ellerimizde. Yeter ki bu kez her şeyi bir kenara bırakarak sadece demokrasi mücadelemizi, sadece iktidarı değiştirme hedefimizi ve sadece düzeni değiştirme iddiamızı canlı tutmak, gerçekleştirmek ve aydınlık yarınlara erişmek için GÜÇ VE EYLEM BİRLİĞİNDE buluşalım.

Hani deriz ya her zaman ; “Zararın neresinden dönülse kârdır!” .

Ne diyordu Ahmet Arif ;

Bu, namustur

Künyemize kazınmış,

Bu da sabır,

Ağulardan süzülmüş.

SARIL BUNLARA
SARIL DA BÜYÜ....

Haydi yeniden deneyelim;

Birlik olmayı, birlikte mücadele etmeyi, hayallerimizi gerçeğe dönüştürmeyi....

VE YENİDEN SORALIM KENDİMİZE ;

BAĞIRSAKLAR TEMİZLENİYOR MU GERÇEKTEN ?