........... Korku saldılar. “Sessiz sedasız oturun, bir şeye karışmayın, yoksulluğu, açlığı, işsizliği kabul edin, hatta ölümü bile göze alın ama direnmeyin, ses çıkarmayın” dediler. Savaşlar çıkardılar, yoksul çocuklarını askere aldılar, canlarının karşılığı olan üç kuruş maaşla paralı askerlik yaptırdılar yoksul çocuklarına. ......."



Ta ki emperyalist-kapitalist düzen yıkılana, sosyalist düzen kurulana dek !

Dün 10 Ekim günüydü. Ankara'da gar önünde 103 yiğit devrimciyi, 103 insanımızı kaybettik. Ve yüzlerce hasta, sakat yoldaşımız bugün bile yaşam mücadelesi veriyor.

Kaybettiklerimizi saygı sevgi ve özlemle anıyor, bedel ödeyen yüzlerce yoldaşımıza sağlıklı ömürler diliyorum.

Her zaman, her olaydan sonra olduğu gibi 10 ekim’ den günümüze kadar da asıl faillerin, asıl azmettiricilerin, katliam emrini veren örgüt liderlerinin yakalanmalarını bekledik, bekliyoruz hâlâ. Yakalanmalarını, hesap vermelerini, cezalandırılmalarını bekliyoruz. Adalet bekliyoruz kısacası.

Bu ülke çok büyük acılar yaşadı. Bu ülke çok büyük katliamlara uğradı. Bu ülke kendini bir türlü emperyalist-kapitalist düzenden, yerli işbirlikçilerinden, yerli hainlerden, yerli katillerden ve onların örgütlerinden bir türlü kurtaramadı. Ne zaman ki birazcık uyanışlar başladı, ne zaman ki birazcık direnmeler başladı, ne zaman ki demokrasi sesleri yükselmeye başladı, işte o zamanlar bu kanlı eller devreye girip insanları katlettiler. Korku saldılar. “Sessiz sedasız oturun, bir şeye karışmayın, yoksulluğu, açlığı, işsizliği kabul edin, hatta ölümü bile göze alın ama direnmeyin, ses çıkarmayın” dediler. Savaşlar çıkardılar, yoksul çocuklarını askere aldılar, canlarının karşılığı olan üç kuruş maaşla paralı askerlik yaptırdılar yoksul çocuklarına. İşsizlik ortamında iş bulabilen gençleri, hatta emeklileri dışarıda bekleyen milyonlarca işsizle tehdit ederek “bu işi bulduğunuza şükredin” dediler. 70 yılda 50 binden fazla can aldılar bizden, yoksul halkımızdan.

Hiçbir katliamı unutmadık, unutturmadık, unutturmayacağız.

6 ve 7 Eylül 1955 tarihinden başlayarak onlarca toplu katliamlar yapıldı. Kahramanmaraş, Çorum, Sivas olaylarını unutmadık... Ankara'da, İstanbul'da patlatılan ve onlarca canımıza mal olan bombaları da unutmadık... Kalleşçe pusuya düşürülerek katledilen bilim insanlarımızı, gazetecilerimizi, öğrencilerimizi, sendikacılarımızı, yazarlarımızı, çizerlerimizi, siyasetçilerimizi, muhalif kim varsa, yüzlerce aydınımızı unutmadık...

Kurtuluş Savaşı'nda “keşke Yunan kazansaydı” diyenleri, Dolmabahçe' de “Yanki Go Home” diyerek Amerikalı askerleri denize döken devrimci gençlerin karşısına geçen ve 6. filoyu kıble seçerek secdeye yatanları unutmadık. Askeri darbeleri unutmadık. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül darbelerini unutmadık. Binlerce aydınımızın hücrelerde tutsak edilmelerini, işkenceden geçirilmelerini, sakat bırakılmalarını, bu nedenle günümüzde bile en ağır hastalıklarla, kanserle mücadele eden devrimcileri, kaybettiğimiz yoldaşlarımızı, darağacına gönderilen yiğitlerimizi, fidanlarımızı unutmadık.

Canımız yanıyor, içimiz daralıyor, acı çekiyoruz ancak yine de mücadeleyi bırakmıyoruz. Bugün parçalı da olsak, halen YOL’ umuzu arıyor da olsak, kararlılıkla yürüyoruz bu kanlı düzeni sürdürenlerin, eli kanlı faşistlerin, emperyalist sevicilerin, yerli işbirlikçilerinin üzerine üzerine.

Kimse aldanmasın bu halkın sessiz duruşuna, kabullenmiş görüntüsüne, açlığa, yoksulluğa kendi kendine direnmesine. Kimse inanmasın bu halkı sonuna dek sömürebileceğine. Kimse beklemesin ABD’ yi kıble seçip secdeye vararak, Ortadoğu bataklığında bu halkı, bu ülkeye boğmaya, yok etmeye, bizlerin, emekçilerin, halkın sessiz kalmasını.

Gün gelecek, devran dönecek, işbirlikçi iktidarlar gönderilip gerçek demokrasi boy verecek, eşit, özgür yurttaşlık bilinci ile yeni nesiller yetişecek. Eğitimde, sağlıkta, adalette, ekonomide, sosyal yaşamda devrimler yapılacak, laiklik esas alınacak, halklar özgürleşecek, yoksulluktan kurtulup herkes yeteneğine göre kazanacak, gerçek yoksulluk sınırı altında hiç kimse, hiçbir yurttaş bırakılmadan gelir bölüşümü adilce sağlanacak, kısacası işçi sınıfı iktidara gelecek işçi, çiftçi, esnaf, kamu çalışanı kendi iktidarlarını kurup kendi kendilerini yönetecekler özgürce.

Bütün bunlar hayal değil. Gerçekte her şey hayal kurarak başlar. Özgür bireyler olmak, özgür yurttaşlar olmak, özgür ve tam bağımsız bir ülke de yaşıyor olmak istiyorsak bu hayallerimizi gerçekleştirmek için sonuna kadar mücadele etmek zorundayız. Çocuklarımıza onurlu bir gelecek sağlamak, özgür ve bağımsız bir vatan bırakmak, bilime, sanata, kültürlere saygılı yurttaşlar olmaları için parasız ve bilimsel eğitimi onlara vermek için artık hiç gecikmeden mücadeleyi yükseltmek gerekiyor.

Herkes bugün bir süre arkasına yaslanıp hayal kursun. Tam bağımsız bir ülkenin, özgür yurttaşların, adil bir düzenin, laik ve hukuka saygılı bir vatanın hayalini kursun. Böyle bir düzende ne kadar mutlu olabileceğinin, çocuklarının geleceği için kaygı duymayacağının, uygarlık, toplumların şehirleşme, bilim, sanat, kültür, hukuk ve sosyal .yaşamda ulaştığı gelişmişlik düzeyini yakalamanın, kısacası “muasır medeniyet” e ulaşmanın hayalini kursun. Eminim ki gününüz çok daha umutlu, çok daha heyecanlı, çok daha inançlı geçecektir.

Ne demiştik girişte;

NE ACILAR, BİTER NE MÜCADELE !

Ta ki emperyalist-kapitalist düzen yıkılana, sosyalist düzen kurulana dek !...

Güzel hayallerimizin gerçekleşmesi dileğiyle.....