........ Ve NEYZEN TEVFİK bir gerçekten söz edip eleştiriyor düzeni taşlaması ile; “ Hayliden hayli kalınlaştı yobazlık yeniden, Softalık zorlu anırtı ile aldı yürüdü. Kara bir kinle taassup pusudan çıktı yine, Yurdu şahane cehalet yeni baştan bürüdü.”
12 EYLÜL 1980’ den günümüze, yani tam 46 yıl sonra ülkemize baktığımızda neler görüyoruz ? Kapkaranlık, faşizmin tavan yaptığı, milyonlarca yurttaşımızı doğrudan etkileyen, o gün doğan ve bugün 46 yaşına gelmiş olan “ işini bilenler” dışında herkesin yoksulluk içine itildiği bir düzeni görüyoruz. İşini bilenler için (!) iktidarlar değişti, siyasi partiler değişti, ancak sömürü düzenleri değişmedi, yolsuzlukları, hırsızlıkları, hatta hainlikleri değişmedi, artarak devam ediyor. Askeri darbeden sonra sivil darbe günlerini yaşıyoruz.
Kim derdi ki, 12 Eylül günleri aranır diye ?
Kim derdi ki, o karanlık günler bir kez daha, daha ağırı yaşanır diye ?
Yıllar önce AZİZ NESİN’ in yazdığı iki taşlaması ile NEYZEN TEVFİK’ in yazdığı bir taşlamasını paylaşmak istiyorum ;
ALACAKARANLIK
Olmaz ol alacakaranlık!
Yerin dibine bat alacakaranlık!
Evin ocağın sönsün alacakaranlık!
Onulmaz dertlere düşesin de sürüm
sürüm sürünesin alacakaranlık!
Dilerim, ettiğini bulasın, kan kusasın....
Sancıdan, sızıdan inleyesin!
Can alıcıya can vermeyesin.
Alacakaranlık, ne karanlıktır, ne
aydınlıktır; ikisi ortası , aydınlıktan uzak,
daha çok karanlığa yakın,
Alacakaranlık bir kandırmacadır,
Aldatmacadır, yutturmacadır,
Oyalama, göz boyamadır.
Karanlık , gecedir, her gecenin de bir
sabahı olur.
Ama alacakaranlıkların hiç yoktur sabahı,
bir sürüncemedir, sürer gider...
Ne aydınlık, ne karanlık...
Varsa da yok...
Yoksa da var...
Var gibi de yok,
Yok gibi de yine var...
Kanunlar hem var, hem yok...
Kimine var, kimine yok.
kimi zaman var, kimi zaman yok.
Kimin yerde var, kimi yerde yok.
İnsan hakları, hani varımsı da yokumtrak;
Demokrasi; demokrasisimsi...
Sosyal Adalet; sosyal adaletimsi...
Varımtrak yokumsu...
Tatlımtırak acımsı...
Salımtrak ama çarşambamsı...
Batılımsı da doğulumtrak...
İlerisi de biraz gerimtrak...
Alacakaranlık, insanlara karanlığın
aydınlıktır diye yutturulmasıdır:
Karanlığımsı da aydınlığımtrak...
Karanlık, aydınlığın düşmanıdır.
Alacakaranlık, hiçbir şeyin ne dostu,
ne de düşmanıdır.
Alacakaranlık ne tezdir, ne antitezdir,
ne sentezdir.
O, allahın belası pis bir şeydir.
Olmaz ol alacakaranlık!
Başın kel ola!
gözün kör ola!
Yerin dibine bat da bir daha çıkma!
Gel ey aydınlık, gel !
Aziz Nesin’ in bir başka taşlaması;
BİR DEĞİL İKİ
Her şeyi biliyor bu herif,
Bilmediğin şey yok.
Dinden imandan tut,
Yalancı dolmanın yapılışına dek.
Bilmekle de kalmadı,
Eşşek yerine koyup milleti,
Öğretti her şeyi.
Örneğin nasıl abdest edilir,
Gusül abdesti almak için
Ne halt edilir.
Bir kendisi var her şeyi bilen,
Başka bilen yok sanıyor.
Herkes kendini bir b** sanır,
Ama bu herif,
Kendini iki b** sanıyor.
Ve NEYZEN TEVFİK bir gerçekten söz edip eleştiriyor düzeni taşlaması ile;
“ Hayliden hayli kalınlaştı
yobazlık yeniden,
Softalık zorlu anırtı ile aldı yürüdü.
Kara bir kinle taassup
pusudan çıktı yine,
Yurdu şahane cehalet
yeni baştan bürüdü.”
***
Alacakaranlıktan aydınlığa, cehaletten bilime geçme umudu ile...