"............ ' Hak-hukuk-adalet yürüyüşü ', yaptıklarını maskelemekten başka neye yaradı? Hangi yanlış kararını düzeltti? Gündeme çıkarılma sıran gelene kadar aynı diğerleri gibi haktan-hukuktan yana gösterilip yandaş basın tarafından şişirildin. O gün bu gündü demek... O koltuğu, gencecik bir lider senden demokratik bir seçimle alınca şaşırdın, hiç beklemiyordun, yandaşların da beklemiyordu anlaşılan... ......."


Son yaşadıklarımızı anlayabilmek için resmin tümüne bakmalıyız. Bunlar bireysel çıkışlar değil, bir projedir. Kimselerin tanımadığı birileri defalarca ABD’ye götürülünce duyan-soran oldu mu? Demokratik parlamenter sistem değişmedi mi? Yönetime el koyma denenmedi mi? Atatürk ilkeleri ve Anayasa yok sayılmadı mı? Sınır komşularımızla savaş haline gelmedik mi? Bunlar hep BOP’un hedefleri değil miydi? FETÖ kimdi, nerede büyütülüp beslendi? Ülkemizde örgütlenmesine nasıl izin verildi? Etnik açılımlar adı atında bir Kürt Devleti kurulmasına çalışılmadı mı? Kürt deyince tüyleri kabaranlar “Apo sevici” olup devlet katında görev teklif etmedi mi? Bunlar kime yarıyordu?

Ey Bay Kemal; bunlar olurken sen neler yaptın? Hak arama yolunu tıkamadın mı? Atatürk’ün partisini AKP’nin hedefine ulaşması için uzlaşmacılık adı altında binalarına kapatmadın mı? Seçimlerde mühürsüz oylarla sistemin değişimini sağlamadın mı? ' Hak-hukuk-adalet ', yürüyüşü yaptıklarını maskelemekten başka neye yaradı? Hangi yanlış kararını düzeltti? Gündeme çıkarılma sıran gelene kadar aynı diğerleri gibi haktan-hukuktan yana gösterilip yandaş basın tarafından şişirildin. O gün bu gündü demek... O koltuğu, gencecik bir lider senden demokratik bir seçimle alınca şaşırdın, hiç beklemiyordun, yandaşların da beklemiyordu anlaşılan... Ama 13 yıl baskı altına aldığın, parti disiplini ve saygısı nedeniyle son yanlışına kadar seni başkan kabul edenleri şimdi tamamen kaybettin. Gerçek yüzün bir daha silinmemek üzere ortaya çıktı. Diğer yoldaşların gibi sen de siyaset tarihinde kara bir sayfa olarak kalacaksın. 25 yıllık tek adamlık yolunun 13 yılının taşlarını sen döşedin. Şimdi kalkmış arınmaktan söz ediyorsun. Arınmaya kendin ve yandaşlarından başlaman gerek... Hukuk dışı iftiracılar, gizli tanıklar ile hapse atılanların halkın gözünde arınmaya ihtiyacı hiç olmadı, sen düşün.

Parti binasına polis zoruyla girmeye alışıksın! Uzlaşmaya izin vermeden, partinin demir kapılarını kırdırıp gazla, plastik mermiyle “içeridekileri” “dışarı attırdın!” Bu bir intikam almaydı, başardın öyle mi? Şimdi hukuksuz kararlar dostların sayesinde uygulanacak, çünkü artık yasa yok! Amacın; CHP’yi bölmek, küçültmek hatta yok etmek! Çünkü ortağın zor durumda; ne aday olabiliyor ne Anayasayı değiştirebiliyor ne de kaybedeceğini bildiğinden seçim yapabiliyor! İşte şimdi sıra sana geldi! Ne diyorlarsa onu yapacaksın; artık bu yoldan dönüşün yok! Bak senin gibi olanlara; eski günlerine dönebilecek halleri kaldı mı? Asla; onlar kâğıt mendildi, sahibi burnunu sildi ve şimdi çöpe atılacak!

Ortağını kurtarmak görevini 13 yıl sürdürdün. Şimdi sıra gerçek yüzünde... RTE kurtarılacak; diğerleri gibi sana verilen görevi yapacaksın. Ya erken/baskın seçimle ya da Anayasayı değiştirip kurtaracaksın! Elinde sana bağlı olduğunu iddia ettiğin 22 vekil var. En kolayı Anayasayı değiştirmek; 360 kolay görünüyor ama arkasında referandum olduğundan garantisi yok. O zaman hedef 400! Zor ama olanaksız değil. Belediye Başkanları, düne kadar bunlara etmediği küfrü bırakmayan kaç vekil, nedense “pişman olup” transfer oluvermedi mi? Bu partiden ayrılmış ama şimdi dönmek için mesaj verenler de 25-30 kişi, en az 50 kişi oldunuz işte... 325 de Cumhur’da; kaldı 25! DEM parti tam anahtar olacak! Anayasada “ne isterse verilmesinin” ne engeli olur sizce? Zaten Apo’larına devlette görev vermek bile gündemdeyken gerisi hikâye...

Yok eğer erken/baskın seçim olacaksa o zaman partinin iki parçalı/iki başlı olarak kalmasını sağlamak, sürekli kargaşa içinde tutmak, kavgalı görüntü vermek senin görevin... Hemen bir kongre toplayıp seçim yaparak istesen iki ayda her şeyi normale döndürebilirsin; ama sana bu izin verilmeyecektir, sen ne denirse onu yapacak, buna da hukuku uyguluyoruz diyeceksin... Yani sen görevini yap; böl-parçala, kalanını iktidarın hizmetine ver. CHP’nin asıl sahiplerini partiden de atabilirsin, cezalar da verebilirsin. Böylece onları yeni bir parti kurmaya zorlayabilirsin. İşte tam da bu kargaşa içinde, ortalık toz dumanken, kimse neyin ne olduğunu tam anlayamamışken basarsınız erken/baskın seçimi, olur biter! Biter sanıyorsun değil mi KK? Atatürk’ün savaşta kurduğu bu partiyi yandaşlarınızla bitiremezsiniz! Kaç kez kapatıldı, ama her zaman daha güçlü olarak küllerinden yeniden doğdu, bunu unutma. Biz de seni asla unutmayacağız Bay Kemal.

Özetle; içimizde buzdağı gibi duran, dibini göremediğimiz birileri hep olmuştur, olacaktır. Bunları ne kadar erken tanırsak o kadar az zararını görürüz. Her şerde bir hayır olduğunu anımsayarak yaşadıklarımızdan ders alalım. Bu ülke dünyanın önünde saygıyla eğildiği Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü de gördü, öteki hain Kemal’leri de... Şimdi de KK ile yüzleşiyoruz.

Çok sıkıntılı bir sürecin gizli aktörleri piyasaya sürüldü, biri de KK oldu. Şu anda en sonuncusu ise DEM olarak görünüyor. Faşizmin yerleşmesi için ya onlarla iş birliği yapacaklar ya demokrasi cephesinde kalarak bu oyunu bozacaklar! Zaman kısalsa da çözümler tükenmiyor. Bekleyip göreceğiz.

Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz! Birleşe birleşe kazanacağız.