“ ………Diyanet İşleri Başkanlığına tahsisli olduğu süre içinde İl Müftülüğünce Kültür ve Tabiat Varlıklarını koruma kurulundan karar alınmadan ve müze müdürlüğünün uyarılarına rağmen yapıya çeşitli müdahalelerde bulunulmuştur. Yakın geçmişe kadar taş olan şadırvan ve avlu zemini değiştirilerek mermer malzemeden yeniden yaptırılmıştır. Ana eyvan cephesi uyumsuz renge boyanmıştır. Ahşap malzemesi değiştirilmiştir. ………..”
Sinop son günlerde bir kısım esnafın taşınmaya zorlanmasını tartışıyor. Siyasi iktidarın amaçları doğrultusunda olan ve her alanın ümmetçilik anlayışı ile kullanmasını hedefleyen zihniyeti ne yazık ki Sinop’a da sıçramış durumda.
Sözünü ettiğim yer neresi? Kentimizin en eski yapılarından olan Sinop PERVANE MEDRESESİ!
Tarihine bir bakalım, nasıl bir yer burası? Tarihi değeri, turizme kazandırılmış olmasının önemi ve işlevi nedir? Özellikle kadın esnafın el emeğini, göz nurunu katarak ürettikleri ürünlerin teşhir edilmesi ve aile bütçeleri ile birlikte Sinop’a ekonomik katkı sunmaları birilerini neden rahatsız etmektedir? Ve bir hafta sonra boşaltmak istedikleri medreseyi hangi amaçla, kimlere kullandıracaklardır?
Pervane Medresesi, 1262 yılında şehrin ikinci defa alınışı anısına Selçuklu Veziri Muinuddin Süleyman Pervane tarafından Alaaddin camii kuzey girişi karşısına yaptırılmıştır. 1932 ile 1970 yılları arasında müze olarak kullanılan medrese 1984 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilerek Kur’an kursuna dönüştürülmüş, bu süre içinde basına ve kamuoyuna da yansıdığı gibi medrese çeşitli taciz ve tecavüz olayları ile gündeme gelmiştir. 2002 yılında Sinop Valiliği’nce çarşı haline getirilmiş, içinde Sinop’a özgü el sanatları ve mutfağı ile ilgili dükkânlar bulunmaktadır.
Şimdi Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan medresenin 2025 yılı sonuna kadar boşaltılması istemi ile esnafın sözleşmesi yenilenmemiştir.
Vakıflar Bölge Müdürlüğünün tahliye gerekçesine bakacak olursak, bu alanı kullanan esnafın dokuya zarar verdiğinden söz edilmektedir. Oysa, dokuya zarar verilen dönem Kur’an Kursu olarak Müftülüğe bağlı çalışan dönemdir.
Peki bunu nereden biliyoruz?
İnsan hafızası unutsa bile Devlet hafızası unutmaz, o tozlu raflardan belgeler gün gelir, gün ışığına çıkar ve güncel olarak önünüzü aydınlatıverir!
Bakın bu anlamda 15.08. 2001 tarihli 774 kayıt nolu ve dosya numarası 720 olan müze Müdürlüğünün Hale Özen tarafından ıslak imzalı raporuna göz atmakta yarar var. Ne diyor resmi rapor;
“ ………Diyanet İşleri Başkanlığına tahsisli olduğu süre içinde İl Müftülüğünce Kültür ve Tabiat Varlıklarını koruma kurulundan karar alınmadan ve müze müdürlüğünün uyarılarına rağmen yapıya çeşitli müdahalelerde bulunulmuştur. Yakın geçmişe kadar taş olan şadırvan ve avlu zemini değiştirilerek mermer malzemeden yeniden yaptırılmıştır. Ana eyvan cephesi uyumsuz renge boyanmıştır. Ahşap malzemesi değiştirilmiştir. ………..”
( belgeyi tıklayarak büyütebilirsiniz)
Yani Pervane Medresesi turizme açılarak çarşı haline geldiği günden bu yana esnaf tarafından tek bir çivi dahi çakılmadan, yine çarşı esnafı tarafından korunurken Vakıflar Genel Müdürlüğü üstü örtülü gerçek amacını yerine getirmek için bir ‘yalana’ sığınmaktadır. Umarım ve isterim ki, Vakıflar Genel Müdürlüğü tamamen bilinçli olarak kullandığım ‘YALAN’ kelimesi karşılığında yargıya başvursun, vursun ki, ‘YALANLARINI’ hukuk önünde de belgeleyelim.
Tüm bunun ötesinde Vakıflar Genel Müdürlüğü Yeni kullanım amacının İLİM VE İRFAN YUVASI olacağı da gerekçe olarak gösterilmiştir.
Kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? İLİM VE İRFAN YUVASI!
Sanki okullarımızda İLİM VE İRFAN’dan hiç söz edilmiyormuş gibi, DERSANE açar gibi tarihi ve turistik mekânları boşaltıp dini ağırlıklı eğitimler yaptırılması ne ulvi(!) bir düşünce değil mi?
Sinoplular iyi hatırlarlar, 2002 yılı öncesinde bir süre dini eğitim amacı ile kullanılan medresede tarihe kara bir leke olarak geçen olaylar yaşanmıştı.
Vakıflar Genel Müdürlüğünün her şeyden önce cevaplaması gereken birkaç soruyu buradan soralım;
*Söz konusu medrese VAKFEDİLMİŞ MİDİR?
*VAKFEDEN KİMDİR?
*VAKIF NAME VAR MIDIR?
*VARSA VAKIF NAME’de VAKFIN MAL VARLIĞI, VAKIF ŞARTLARI VE VAKFEDENİN İSTEKLERİ NELERDİR?
Bu soruların cevabı verilmeden, “Ben istersem elinizden alırım, istediğimi yaparım, istediğime veririm” anlayışı ve dayatması ile işlem yapılamaz. Burası MUZ CUMHURİYETİ değil, DEMOKRATİK, LAİK, HUKUK DEVLETİ olan TÜRKİYE CUMHURİYETİDİR.
Sanırım medrese esnafı da, Sinop’taki Esnaf örgütleri de, Demokratik Kitle örgütleri de, Sinoplular da bu dayatmaya, oldubittiye izin vermeyeceklerdir. Sinoplular bilime, çağdaş eğitime önem verirler, çocuklarının bilimsel eğitim alması için azami dikkate gösterirler.
Bir daha asla kentlerinde yeni KARA LEKELERİN oluşmasına izin vermezler.
Medrese, her hangi bir tarikata, cemaate, malum dernek ve vakıflara peşkeş çekilemeyecek kadar değerlidir, çarşı esnafının gözyaşları ve bedduaları üzerine yeni yapılanlar inşa edilemez.
Sevgili Sinoplular! Bu tarihi medrese Sinop’a gelenler tarafından mutlaka ziyaret edilen turistik bir mekân olmasının ötesinde özel önem taşımaktadır bizler için. Ekmek tekneleri ellerinden alındığı için zarar gören sadece bir avuç esnafımız olmayacaktır. Tüm Sinop halkı olarak hukuksuzluğa, dayatmacılığa teslim olarak, bu eseri yaptırıp bizlere çocuklarımıza devretmek üzere emaneten bırakanlara karşı da sorumluluğumuzu yerine getirmemiş SİNOPLULAR olarak yaşama devam etmek zorunda kalacağız.
Ülke bu kadar zor şartlar içinde iken bununla mı uğraşıyorsun demeyin. Kazanımlar her zaman büyük olmaz, ama kaybedilenler bazen öylesine büyük olur ki altında ezilir, yok oluruz.
HAYDİ GELİN! HEP BİRLİKTE PERVANE MEDRESESİNE SAHİP ÇIKALIM!
PERVANE MEDRESESİ SİNOPLULARINDIR, ÖYLE DE KALMALIDIR!
