"......Ülkem bir kargaşa içinde. Ve bir labirente dalmış gibi dolanıp duruyorduk karanlık dehlizlerde. Bir ışık arıyorduk kendimize. Aslında kendimizi arıyorduk. Bir kişi çıktı ve bir ışık çaktı. Sanırım bize kendimizi hatırlatmaya başladı. Bıkmadan usanmadan dolaşıyor, dokunuyor her bir yurttaşa. Adeta silkeliyor, “kendinize gelin” diyor. “Siz kimsiniz” hatırlayın diyor! " ......


“Eğer ölürsek,

Bir gün öğreneceksiniz, evlatlarım,

öğreneceksiniz,

Neden kestik türkümüzü yarıda,

Neden kitabımızı açık bıraktık,

İşimizi bitiremeden neden gittiğimizi.

Siz de anlayacaksınız, o zaman,

Acının nasıl erdemli bir öfkeye dönüştüğünü,

Ve o zaman, acılarınızın ortasında,

Nasıl dimdik durduğunuzu.

Gözyaşlarınızı silin, çocuklarım,

Yas tutmayın bizim için.

Başınız dik, gururla yürüyün,

Göğsünüzü gerin yaşama karşı.

Çünkü biz, onurlu bir dünyanın kavgasında,

İnsanlık onurunu korumak için öldük.” (Ethel Rosenberg)

Orhan Kemal, Nazım Hikmet, Ahmet Arif ve Rosenberg ’ ler!

Haziran’ da öldüler!

Ne demişti Hasan Hüseyin Korkmazgil?

“…..

Gece leylak

ve tomurcuk kokuyor

bir basın işçisiyim

elim yüzüm üstümbaşım gazete

geçsem de gölgesinden tankların

tomsonların

şuramda bir çalıkuşu ötüyor

uy anam anam

haziranda ölmek zor!”

Haziran ayında ölmek de zordur, ölenleri anmak da. Bir kavganın içinden geçenleri, yaşamlarını insanlığa adamışları, isimleri tarihin tozlu sayfalarına altın harfler ile kazınanları unutmak mümkün mü? Sadece Haziran değil elbet, tüm aylarda kaybettiklerimizdir yüreğimizde yaşayanlar.

Ülkem bir kargaşa içinde. Ve bir labirente dalmış gibi dolanıp duruyorduk karanlık dehlizlerde. Bir ışık arıyorduk kendimize. Aslında kendimizi arıyorduk.

Bir kişi çıktı ve bir ışık çaktı. Sanırım bize kendimizi hatırlatmaya başladı. Bıkmadan usanmadan dolaşıyor, dokunuyor her bir yurttaşa. Adeta silkeliyor, “kendinize gelin” diyor. “Siz kimsiniz” hatırlayın diyor!

Sahi biz kimiz?

Bu ülkeyi kanıyla kuran, emperyalizme karşı canını, bedenini veren şehit ve gazilerin, Mustafa Kemal’ in çocukları, torunları değil miyiz? Nazım Hikmet’ in yoldaşları, Yaşar Kemal’ in dostları, Aziz Nesin’ in kardeşleri değil miyiz? İsmail Hakkı Tonguç’ un Köy Enstitülerinden öğrencileri, Behice Boran’ dan, Sadun Arel’den, Mehmet Ali Aybar’dan siyaset dersi almış 68/78 kuşağının gençleri değil miyiz? Deniz Gezmiş’ in, Mahir Çayan’ ın YOL ve DAVA arkadaşları değil miyiz? Mustafa Kemal Atatürk’ ün ülkeyi emanet ettiği, hitap ettiği gençler değil miyiz? 7’ sinde de 70’ inde de aynı gençler değil miyiz?

İşte bunları hatırlattı bana ÖZGÜR ÖZEL! Artık yanılmak, kandırılmak istemiyorum. Özgürlüğümü yeniden kazanmak, elimde tutmak istiyorum ÖZGÜR’ ler ile birlikte.

Sizlere bu hafta JULİUS ve ETHEL ROSENBER’ ler den söz edecektim. 19 HAZİRAN 1953’ te Amerika’ da elektrikli sandalyede idam edilen ROSENBERG’ lerden. McCharty’ lerden söz edecektim. Bu hikâyeyi haftaya bırakalım olur mu? Biraz uzunca bir hikâye çünkü.

İçimizden, ülkesini SATAN, vatanına İHANET eden bir değil onlarca, yüzlerce HAİN açığa çıkmıştır.

Sadece şunu bilsinler ki bu HAİN’ ler; Bu ülkeyi ne emperyalistlere, ne yerli işbirlikçilerine, ne FAŞİST’ lere TESLİM ETMEYECEĞİZ! TESLİM OLMAYACAĞIZ! McCharty’ cilere GEÇİT VERMEYECEĞİZ!

Hepimiz birer ROSENBERG’ leriz, DENİZ GEZMİŞ’ leriz, MAHİR ÇAYAN’ larız!

YOL yoksa YOL AÇAN, YOL BULAN DEVRİMCİLERİZ! BİRLEŞE BİRLEŞE KAZANANLAR OLACAĞIZ!

Çünkü bizim genlerimizde var. Kurtuluş ve kuruluş sürecinden bu yana özgürlük ve bağımsızlık ruhu. Özellikle 68/78’ liler olarak.

HAZİRANDA ÖLMEK ZOR diyor ya Hasan Hüseyin Korkmazgil, bizim için yılın her ayı ölmek zor gibi görünse de aslında, çok kolaydır.

Bilinsin istedim.