Dert de sende, sevgi de, umut da / Yürürse senden yürür dalıma / Tomurcuğu güneşe açan su / Sen o karasabanla sürersen / Toprağımı, körpecik boy verir / Yeşillerin en kutsalı buğday / Köpürür denizinde yayılır / Dengeyle, düzenle, ışıkla / Bozkıra yarınların tohumu . (OKTAY RIFAT)


Ortalık yangın yeri iken nereden çıktı Sinopluların gerçek yüzü, nereden çıktı bir Sinoplu’ nun öyküsü diye sorduğunuzun farkındayım. Evet, ortalık yangın yeri, yoksulluk felaket düzeyde, ülkenin altı da, üstü de talan ediliyor, yağmalanıyor. Ahlaksızlık diz boyu. Eğitim sistemi yerlerde sürünüyor, sağlık sistemi çökertilmiş, hazine tam takır. Borç gırtlağı aşmış, her doğan bebek milyarlarca borçla doğuyor. Memleket can çekişir halde. Son nefesini vermekte iken birileri çıkmış, milleti biraz uyandırmış, yüzbinlere kendini dinletir olmuş, ancak yine birileri paçasından tutup aşağı indirmeye çalışıyor. Hem de kendi içinden birileri. Artık sindirilmiş mi dersiniz, korkutulmuş mu dersiniz, koltuk sevdası mı dersiniz, hain mi dersiniz bilemem. Belki de “bu memleketi ancak ben kurtarırım” hastalığına mı yakalanmış dersiniz, onu da bilemem. Ancak bir şeyler yoluna girmeye başlamışken yine bir şeylerin olduğu kesin. Yalanla, dolanla, riyakârlıkla, takiyye ile yönetilen ülkemizde yine kendi deyimleri ile “bir şey olmamıştır, ama yine de bir şeyler olmaktadır.”

Bütün bu hengâme içinde şimdi nereden çıktı Sinoplular gerçeği ve nereden çıktı bir Sinoplu’ nun öyküsü diyebilirsiniz.

Önce Sinopluların gerçeğini, daha doğrusu gerçek yüzünü yazayım; Hani bir bebeğimiz vardı bizim yaklaşık 10 ay önce karşımıza çıkan. Hastaydı URAS bebeğimiz. SMA 1 tipi hastalıktı ve 80 MİLYON TL gerekiyordu tedaviye başlaması için. Bir kurul oluşturuldu önce, Sinop Kent Konseyi, Sinop Belediyesi, 15 Eylül Gazeteciler Cemiyeti ve Sinop Güç Birliği Derneği tarafından ve tam 5 ay içinde gerekli tedavi masrafları yani tam 80 Milyon TL toplandı. URAS Bebek gönderildi tedavi için yurt dışına.

Ve bir başka bebek çıktı arkasından, DMD’ li METEHAN bebek. Ona da 3 MİLYON DOLAR, yani 130 Milyon TL’ nin üzerinde bir rakam. Onun da % 70’ i toplanmışken aynı kurul 30 Milyon TL’ yi iki ay içinde toparlayıp URAS bebekte olduğu gibi yine balonlar uçurarak uğurladı Sinoplular tedaviye. Dilerim en kısa sürede sağlıklarına kavuşurlar.

İşte Sinopluların gerçek yüzü bu dayanışmadır. Vicdanlarını, yüreklerini ortaya koyan Sinoplu’nun, insanlığa örnek olan bu İMECE dayanışmasıdır.

Bitti mi görev? HAYIR! Şimdi devleti harekete geçirmek için uğraş verme zamanıdır. Hem URAS bebekte, hem de METEHAN bebekte devlet resmen işin içinde değildi. Ancak devletin valisi, kurumları, siyasi iktidarın il ve ilçe yöneticileri işin içine girmişlerdi. Siyasi iktidarın milletvekili de fotoğrafın içinde idi. Bu ve benzer hastalıklarla boğuşan, çare arayan, aileleri dilenci olmaktan kurtaran bir çözüm devlet tarafından mutlaka bulunmalıdır. Eğer Sağlık bakanlığı Dünya Sağlık Örgütünden onay alamıyorsa oluşturacağı bir fondan veya örtülü ödenekten karşılamalıdır tedavi masraflarını. Unutmayalım ki, devletin birinci görevi yurttaşlarını yaşatmaktır. Ve bizlerin yani Sinopluların görevi de özelikle siyasi iktidarın Sinop temsilcilerine, milletvekiline baskı yaparak çözüm bulmalarını sağlattırmaktır.

İMECE olağanüstü idi ve başarıldı. Peki, NEREYE KADAR? Kaç bebek daha var sırada?

Bir de Sinoplu bir dostun, yoldaşın öyküsü var. Bu dost henüz lise çağında iken haksızlıklara başkaldırarak, okuyarak, öğrenerek, örgütleyerek, örgütlenerek, bir YOL bulmuş kendine. Devrimci olmuş ve çoğu devrimci gibi cezaevlerine düşmüş, işkencelerden geçmiş, ama hep dik durmuş, vazgeçmemiş YOL’ undan. Öğretmen olmuş atılmış, sürülmüş. Hukuk mücadeleleri vermiş, sonunda emekli olmuş. İşte o zamanlar ticaretle uğraşmış, kafeler açmış, evinin rızkını çıkarmış, iki kızını büyütmüş, okutmuş, iş sahibi yapmış, evlendirmiş, torun sahibi olmuş. Bu arada kent tarihine merak sarmış, koleksiyoner de olmuş, fotoğraflar bulmuş, almış, biriktirmiş, hikâyelerine ulaşmış.

Ve bu dostum 63 yaşında Sinop Üniversitesi TARİH bölümüne girerek hayalini daha da ileri taşımaya karar vermiş. Ve 4 yıllık okulunu 4 yılda ve bölüm birincisi olarak bu yıl, 67 yaşında bitiriverdi.

Bizim Hayrettin Hocamızdır 67 yıllık ömrünün yaklaşık 50 yılına mücadeleleri sığdıran. HAYRETTN BOZKURT’ tur 67 yaşında bölüm birincisi olarak mezun olan, ancak burada keseyim demeyi düşünmeyen ve YOL’ una devam eden.

Gençlere en güzel şekilde örnek olan sen Hayrettin Hocam, YOL’ un açık olsun.