..............“ SOL’ un yeniden anlam kazanabilmesi için üç temel adım gerekiyor: Sınıf perspektifine geri dönmek, jeopolitik güç dengelerini gerçekçi okumak ve yeni bir sosyalist ufku, çok kutuplu bir dünya bağlamında yeniden düşünmek. Bunun için de yalnızca refah devleti talep etmek yetmiyor; sermayenin küresel hareketliliğini sınırlayabilecek, devletlerin yeniden gerçek anlamda siyasi özerklik kazanabileceği, eşitlikçi ve işbirlikçi bir uluslararası düzen tasavvuruna ihtiyaç vardır......."
ODA TV’nin geçen hafta içinde İspanyol solunun önemli fikir dergilerinden EL VİEJO TOPO’ da İtalyan Profesör Piero Bevilacgua’ nın yayımlanan makalesi “SOL DEKOR OLMAKTAN NASIL KURTULUR?” sorusuna cevap niteliğinde olabilir.
İtalyan çağdaş tarihçi olan Prof. Bevilacgua aynı zamanda işçi hareketi, modern kapitalizm ve sol düşüncenin krizine dair çalışmaları ile de tanınıyor.
Bevilacgua, makalesinde, bugünkü SOL’ un neden bu kadar zayıfladığını, bunun hangi tarihsel süreçlerden kaynaklandığını ve yeniden nasıl inşa edilebileceğini tartışıyor.
Dilerim bizim SOL içindeki tartışmalara da katkı sunar.
Makalenin çıkış noktası ve tartışmanın özü;
SOL bir zamanlar yalnızca sandıktaki oy değil, örgütlü bir işçi hareketi, teorik derinliği olan bir dünya tasavvufu ve uzun vadeli bir toplumsal dönüşüm projesiydi; bugün ise bu miras büyük ölçüde terk edilmiş durumda. Bir zamanlar Sol, Komünist ve Sosyalist partiler, sınıf temelli sendikalar ve uluslararası örgütlerden oluşan büyük bir işçi hareketi olarak düşünülüyordu. Bu yapı, hem günlük talepleri hem de “başka bir toplum nasıl kurulur?” sorusunu birlikte ele alan, teorik ve kültürel üretimi güçlü bir dünyaydı. Milyonlarca insanı kapsayan bu hareket, kendi ulusal sınırları içinde çalışsa da kendini hep uluslararası bir mücadelenin parçası sayıyordu.
Bugün ise bu entelektüel ve tarihsel miras büyük ölçüde rafa kaldırılmış durumda. SOL partilerin çoğu, “sağlık bütçesi artırılsın”, “eğitime daha fazla kaynak ayrılsın”, “biraz daha eşitlik olsun” gibi kısa vadeli reform taleplerine sıkışmış görünüyor. SOL, siyaseti bir toplumsal dönüşüm aracı olarak görmekten vazgeçmiştir, bunun yerine yönetilebilir küçük düzeltmelere razı olmuştur.
KÜRESELLEŞME: SERMAYE HAREKETLİ, EMEK SABİT;
Solun çözülmesinin ilk büyük nedeni olarak küreselleşme gösteriliyor. 1990’lardan itibaren sermaye, dünyanın dört bir yanında serbestçe dolaşabilir hale geldi; iş gücü ise ulusal sınırlar içinde sıkışıp kaldı. Bu asimetri, emek cephesinin elini dramatik biçimde zayıflattı. Sendikalar baskı yaptığında sermaye, üretimi ve yatırımı başka ülkelere taşıyabildi; işçiler ise işsizlik ve güvencesizlik tehdidiyle baş başa kaldı.
Bu süreç, sınıf siyasetini geri plana itti ve neoliberal ideolojinin yükselişine zemin hazırladı. HAYEK gibi isimlerin “bireysel özgürlük” adına geliştirdiği radikal serbest piyasa savunusu, işçi sınıfının kazanımlarını büyümeyi tıkayan bürokratik engeller gibi göstermeyi başardı. Böylece, sadece sağ partiler değil, birçok sosyal demokrat ve eski komünist lider de bu söylemin etkisine girdi.
BEVİLACGUA, ikinci kırılma noktasının Sovyetler Birliği’ nin çöküşünün yanlış okunduğunu, soğuk savaş döneminde Batı medyası’ nın Sovyetlerin sorunlarını kendi toplumlarının en parlak başarıları ile karşılaştırarak tek boyutlu bir “totaliterlik” imajı kurduğunu, SOL’ un önemli bir kısmının bu bakışı sorgulamadan benimsediğini ve sonunda kendi tarihsel hafızasını reddettiğini belirtiyor.
Yer darlığı nedeniyle makalenin bütününü paylaşmam mümkün görünmüyor. Bu nedenle makaleyi okumak isteyenler ODATV’ nin internet sitesinden okuyabilirler.
Son olarak BEVİLACGUA’ nın çözüm önerisi aktarmalıyım;
“SOL’ un yeniden anlam kazanabilmesi için üç temel adım gerekiyor: Sınıf perspektifine geri dönmek, jeopolitik güç dengelerini gerçekçi okumak ve yeni bir sosyalist ufku, çok kutuplu bir dünya bağlamında yeniden düşünmek. Bunun için de yalnızca refah devleti talep etmek yetmiyor; sermayenin küresel hareketliliğini sınırlayabilecek, devletlerin yeniden gerçek anlamda siyasi özerklik kazanabileceği, eşitlikçi ve işbirlikçi bir uluslararası düzen tasavvuruna ihtiyaç vardır. Bu da SOL’ un kendi ülkesinde demokrasi talep ederken, dünyada da emperyalist sistemin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.”
BEVİLACGUAN’ ın mesajı net:
SOL ancak kendi tarihini, kendi hatalarını ve dünyanın değişen güç dengelerini ciddiyetle analiz ederse yeniden kurucu bir rol oynayabilir. Aksi halde, " biraz daha reform, biraz daha bütçe” çizgisinde sıkışmış, tarihsel etkisini kaybetmiş bir MUHALEFET DEKORU olarak kalmaya mahkûmdur.
