".............Sinop Cezaevi ‘esaslı bir ceza’ olmuş mahkumlar için. Binlerce yıllık bir kalenin surları ardına gizlenmiş, Karadeniz’in hırçın dalgalarına terk edilmiş, rutubetini bir yiyenin bir daha iflah olmayacağı 120 yıllık cezaevi 1997 yılına kadar toplumdan tecrit edilmek istenilen yazar ve şairler ile ağır cezalık mahkumların sürgün yeri olmuş. ............."


Sinop Cezaevi zindanlarından kimler geldi kimler geçti.

Burası; ‘girilir, ama çıkılmaz’ denilen, nemden (rutubet) kibritin bile yanmadığı söylenen, mahkumların çürümek veya ceza sürelerini tamamlayamadan ölmekle karşı karşıya kaldıkları Sinop Cezaevi.

Sinop Cezaevi ‘esaslı bir ceza’ olmuş mahkumlar için. Binlerce yıllık bir kalenin surları ardına gizlenmiş, Karadeniz’in hırçın dalgalarına terk edilmiş, rutubetini bir yiyenin bir daha iflah olmayacağı 120 yıllık cezaevi 1997 yılına kadar toplumdan tecrit edilmek istenilen yazar ve şairler ile ağır cezalık mahkumların sürgün yeri olmuş.

Refik Halit Karay, Mustafa Suphi, Ahmet Bedevi Kuran, Refii Cevat, Hüseyin Hilmi, Burhan Felek, Osman Cemal Kaygılı, Celal Zühtü Benneci, Sebahattin Ali (25 Şubat 1907-2 Nisan 1948), Kerim Korcan, Osman Deniz, Zekeriya Sertel gibi yazar ve şairler kalmış Sinop Cezaevi’nin zindanlarında.

CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel “Görecek günler var daha, Aldırma gönül aldırma” diyor ve ekliyor “Bu topraklardan bir Sabahattin Ali geçti.”

Ölüm yıldönümünde bir anımsatma yapıyor:

C. Ciğerim1“Cumhuriyet tarihimizin ilk faili meçhul cinayetlerinden biri olarak Istranca'da bir yerlerde yatıyor. Bu karanlık olayın aydınlatılması ve mezar yerinin bulunması için verdiğimiz önergeleri hatırlatıyor; adalet ve hakikat çağrımızı yineliyoruz... Katledilişinin yıldönümünde saygı ve anıyoruz.”

Evet; Cumhuriyet tarihimizin ilk faili meçhul cinayetlerinden birinde katledilen Türk Edebiyatı’nın güçlü kalemi Sabahattin Ali’nin ölüm yıldönümünde Mustafa Adıgüzel bir açıklama yapıyor ve cinayetin aydınlatılması için meclise verdiği önergeleri anımsatıyor.

Ne diyor CHP’li Adıgüzel ona bakalım:

“Bu topraklardan bir Sabahattin Ali geçti. Cumhuriyet tarihimizin ilk faili meçhul cinayetlerinden biri olarak Istranca'da bir yerlerde yatıyor. Bu karanlık olayın aydınlatılması ve mezar yerinin bulunması için verdiğimiz önergeleri hatırlatıyor; adalet ve hakikat çağrımızı yineliyor, katledilişinin yıldönümünde saygı ile anıyoruz.

Bundan 78 yıl önce bir faili meçhule kurban giden Sabahattin Ali’nin cenazesinin bulunduğu yere defalarca gitmiş, yöre insanını dinlemiş birisi olarak bunu Meclis’te önergelere konu ettim. Dört ayrı makama sordum: İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, istihbarattan sorumlu Cumhurbaşkanlığı ve Kültür Bakanlığı'na. Bunlardan sadece Adalet Bakanlığı'ndan cevap geldi ama alakasız bir cevap.

Sabahattin Ali’yi kim öldürdü? Sabahattin Ali’nin mezarı nerede? Bu konuyu artık aydınlığa kavuşturmak zorundayız. Bir Cumhuriyet aydınının yaşam hakkı gasp edilmiş, mezar yeri bile ailesinden ve halkından 78 yıl boyunca saklanmış…Buna daha fazla kayıtsız kalınamaz.

C.ciğerim3C.ciğerim2

Şiirleri şarkılara söz, en sağdan en sola siyasilerin söylemlerine slogan, komando birliklerine marş olacak ama mezarı bile yasaklı olacak. Bunun izahı yok.

Türkiye Cumhuriyeti ona ve onun nazarında tüm aydınlara olan vefasını ölüm nedenini ve mezar yerini açıklayarak gösterebilir.

Adaleti ve hakikati bekliyoruz.”