" ...............Etikle yoğrulmuş bir Makyavelizm mümkündür. Stratejiyle ahlak bir araya geldiğinde hem başarı hem de kalıcılık gelir. Gerçek liderlik, insanları yönetmekten önce anlamayı gerektirir. Öyle liderler vardır ki oyla seçilir ama hatıralarda kalır. Ve bazıları vardır, oy alır ama kimsenin gönlüne giremez. ............"
“İnsanın yüzündeki taşıdığı ifade sırtında taşıdığı kıyafetten daha önemlidir” diye bir söz vardır.
Ufacık bir mevki koltuğuna geldiğinde kendini dev aynasında görme gafleti, insanın sadece kendini eritir,ne kimseye fayda, ne de kendine yarar sağlar.
Etrafındaki insanları kendinden uzaklaştırır.
Siyaset yapan kişinin en önemli işi insan kazanmak olmalıdır.
Daha da fazla insan.
Siyaset insan kazanma sanatıdır.
Kalp kırmak çok basit, peki o, kalbi tamir etmek geri kazanmak sizce ne kadar zaman alır.!
Oy vermeyenin oyunu da alabilmek erdemliliktir.
Siyasette ve ticarette keşke yoktur. Hata kabul etmez.
Yapılacak hizmetleri insan odaklı yaparsanız kazanan siz olursunuz...
Siyaseti bazıları hizmet alanı olarak yorumlar, bazıları ise iktidar mücadelesi olarak.
Aslında siyaset, insan kazanma sanatıdır.
Siyasetin insan kazanma sanatı olduğunu yıllardır siyaset yapan politikacılar yaptıkları konuşmalarında sık sık dile getirirler.
CHP Denizli İl Bilişim Sorumlusu Kerem Can Terzi insan kazanma sanatını nasıl yorumlamış ona bakalım: “Gücünü mevkiden değil ilkelerden alan, kalabalıklarda yükselmeye değil insanların gönlünde yer etmeye çalışan biri olmalı. Ne için yola çıktığını unutmadan, sadece seçilmek değil, hatırlanmak isteyen biri."
Bir insanı kazanmak kolaydır. Bir selamla, bir dokunuşla, bir cümleyle… Bazen bir bakış bile yeter. Ama bir insanı kaybetmek çok daha kolaydır. Küçük bir kibir, yersiz bir söz, ihmal edilen bir telefon… Ve bir güven kırıldığında, onu yeniden inşa etmek yıllar alabilir. Siyasetçinin görevi yalnızca problem çözmek değildir; kalp kırmamaktır da.
Bugün halk, kendisini dinleyen lider istiyor. Onu anlayan, yanında duran, bir karar alırken gerçekten halkı düşünen insanlar görmek istiyor. Çünkü yöneticilik artık sadece bilgiyle değil, yürekle de yapılıyor. Artık halk, yukarıdan konuşan değil, göz hizasında duran siyasetçiye güven duyuyor.
Ben şuna inanıyorum: "Etikle yoğrulmuş bir Makyavelizm mümkündür. Stratejiyle ahlak bir araya geldiğinde hem başarı hem de kalıcılık gelir. Gerçek liderlik, insanları yönetmekten önce anlamayı gerektirir. Öyle liderler vardır ki oyla seçilir ama hatıralarda kalır. Ve bazıları vardır, oy alır ama kimsenin gönlüne giremez."
Bu topraklarda, gönüle girenlerin hikâyesi hep daha uzun sürmüştür.
Bugün bize düşen görev, siyaseti daha iyi anlatmak değil; daha doğru yaşamak. Ne sadece akıl ne sadece kalp… Liderliğin özü ikisini birleştirebilmekte gizli. Çünkü ancak o zaman insanlar hem güvenir hem sever.
Ve en çok da şunu unutmayalım: " İnsan kazanmak siyasetin en büyük gücüdür. Ve o gücü kaybetmek, hiçbir sandık zaferiyle telafi edilemez.”
Yeni bir yıl, yeni umutlarla dolu olsun!
