".......Kıpır kıpırsın, titriyorsun yine. Ancak bugün korkmuyorsun, hatta dua ediyorsun “kalpten gitmek” için, değil mi? Çünkü çocukların, torunların gelemiyorlar sana eskisi gibi. Çünkü onlarda yoksul artık. Gelseler de sen utanıyorsun onlardan, özellikle torunlarından, ceplerine BAYRAM HARÇLIKLARINI koyamadığın için. İşin en zor yanı nedir biliyor musun? ............."


Bir türkü vardır bilirsiniz;

Bayram gelmiş neyime, anam anam garibem

Kan damlar yüreğime, anam anam garibem

Yaralarım sızlıyor, anam anam garibem

Doktor benim neyime, anam anam garibem.

x x x

Geceler yârim oldu, anam anam garibem

Ağlamak karim oldu, anam anam garibem

Her dertten yıkılmazdım, anam anam garibem

Sebebim ZALİM oldu, anam anam garibem.

Ey ihtiyar, yine geliyor bayram. Eskiden çocuklar gibi sevinirdin, bayramdan bayrama olsa bile çocuklarının, torunlarının gelip onlarla hasret gidereceğin için. Ellerini öptürüp ceplerine bayram harçlıklarını koyabileceğin için. İçin kıpır kıpır olurdu, arife günü titremeye başlardın, bir yandan da korkardın “kalpten gideceğim, onları göremeyeceğim” diye. Ne güzel günlerdi o günler. Çok değil, 25 yıl öncesiydi o günler.

Ya bugün ihtiyar? Yine bayram yaklaştıkça için kıpır kıpır değil mi? Arife günü titremiyor musun? Kıpır kıpırsın, titriyorsun yine. Ancak bugün korkmuyorsun, hatta dua ediyorsun “kalpten gitmek” için, değil mi? Çünkü çocukların, torunların gelemiyorlar sana eskisi gibi. Çünkü onlarda yoksul artık. Gelseler de sen utanıyorsun onlardan, özellikle torunlarından, ceplerine BAYRAM HARÇLIKLARINI koyamadığın için. İşin en zor yanı nedir biliyor musun? Bu gerçeği anlatamıyorsun torunlarına, çünkü henüz anlayabilecek yaşta değiller.

“Pişmanım” diyemiyorsun be ihtiyar arkadaşım, zamanında bu düzene karşı çıkmadığım için. Seni limon gibi sıkmaya başladıklarında ses çıkarmadığın için. “Sizleri iyi besledik, o nedenle uzun yaşıyorsunuz, bu nedenle de düşük emekli aylığı alıyorsunuz” diyenlere karşı sustuğun için. “Şükredin maaş alabildiğiniz için” diyenlere karşı sessiz kaldığın için. Biliyor musun; bu sözleri söyleyenler, söyletenler, ülkeyi yönetenler de seninle aynı yaştalar, hatta senden yaşça daha büyükler. Hatta kafaları gitmiş, beyinleri körelmiş, ayakta dahi zor duruyorlar ve o koltuklarına sıkıca sarılmışlar, kaldırılamıyorlar. Sen ise gözlerin yaşlı torunlarından utanıyorsun halen, hiçbir şey yapmıyorsun.

Emekli olup köşene çekilmişsin. Çalıştığın, alın terini akıttın ülken için “artık yeter” demişsin, “yoruldum” demişsin. Çalışırken biriktirdiğin primlerinin karşılığı aldığındır emekli maaşın. Onu da çok görüyorlar, açlık sınırının altına çekiyorlar kırpıp kırpıp.

Ya bayram ikramiyesi? Zam yapmayı bile düşünmediler. Gerekçe nedir; “bölgede savaş var, BÜTÇE YETERLİ DEĞİL.”

Ne güzel değil mi? “Aslında “SAVAŞ BAHANE, ÜLKEYİ YÖNETENLER İÇİN, SİYASİ İKTİDAR İÇİN İSE YAŞAM ŞAHANE!”

Ey ihtiyar, ben de diyorum ki; halimize şükredelim(!) yine de.

Bak ne diyor Orhan Veli Kanık;

Bedava yaşıyoruz bedava;

Hava bedava, su bedava;

Dere tepe bedava;

Yağmur çamur bedava;

Otomobillerin DIŞI,

Sinemaların KAPISI,

Camekânlar bedava;

Peynir ekmek değil ama

Acı su bedava;

Kelle fiyatına hürriyet,

Esirlik bedava;

Bedava yaşıyoruz, bedava.

Yani kısacası ihtiyar arkadaşım, emekçi genç kardeşim;

“ARİFEYİ GÖSTERİP BAYRAMI ZEHİR EDİYORLAR” yine!

Biz de diyelim ki; ÖLMEYECEĞİZ, DÜNYAYI DAR EDECEĞİZ SİZLERE!