“… 26 Nisan 1986 saat:01.25 Piripyat… Yer sarsıldı ve Ünite Dört’ün üzerinde siyah bir duman bulutu dalgalanıyordu…” (ÇERNOBİL’DE GECE YARISI - kitabından)


Bilindiği üzere Sinop İnceburun Yarımadasında nükleer santral yapma işi 1981 yılında belirlenmiş ve o günden bu yana siyasi iktidarlar tarafından Nükleer santral kurma çalışmaları sürdürülüyor. Bu iş içinde Enerji açığını gerekçe göstererek sürdürüyorlar.

Oysa Türkiye’de bu gün hiçbir koşulda enerji açığı söz konusu değildir. (EMO) Elektrik Mühendisleri Odasının yayınladığı istatistik verilerinde mevcut kurulu gücümüz; 31 Ekim 2025 tarihinde açıklanan TEİAŞ verilerine göre: 121.357 MW’dır. Yine TEİAŞ verilerine göre; Ekim 2025 döneminde maksimum ani puant: 09 Ekim 2025 tarihinde 45.295 MWh, minimum ani puant: 23 Ekim 2025 tarihinde 26.075 MWh, Tüm zamanların en yüksek ani puantı: 28 Temmuz 2025 günü 60.414 MWh olarak raporlanmıştır. (Şekil:1-2). Bu da göstermektedir ki ani puant değerlerini baz aldığımızda mevcut kurulu gücümüzün ancak %50’sinin biraz altında ki gücü aktif olarak kullanabilmekteyiz.

DİYORLAR Kİ;NÜKLEER SANTRALLAR UCUZ ELEKTRİK ÜRETİR

Siyasi iktidar bizlere enerji yetersizliğini gerekçe göstererek Nükleer Güç Santralini dayatmaktadır. Oysa biz biliyoruz ki; Bizim ülkemizde başka ülkelerin yaptığı nükleer Güç santralları Akkuyu Nükleer’de olduğu gibi, bizim topraklarımızda bizim olmayan nükleer santralları “Yap - Sahip ol - İşlet” modeliyle yaparak En pahalı elektriği kullanmak zorunda bırakılacağız. Bu günkü koşullarda Türkiye’de üretilerek kullandığımız elektriği Dolar ($) bazında hesapladığımızda çıkan maliyet; 6,07 Cent $/kWh iken, biz Akkuyu Nükleer AŞ’den 12.85 Cent $/kWh üzerinden elektrik almış olacağız. Buraya kadar anlattıklarımız bu işin ekonomik yönü olup cebimizden fazladan çıkacak olan parayı anlattık.

DİYORLAR Kİ;NÜKLEER SANTRALLAR TEMİZDİR”

Birde bu işin yaşamsal ve tehlikeli kısımlarını anlatmak isterim. Her şeyden önce Nükleer santraller kaza yapmadan da radyasyon yaymaktalar. Kaza yaptıklarında yarattıkları tehlikeden söz etmiyorum bile! Dünya da kurulu bulunan nükleer reaktörler çok sayıda kazaya sebep olmuşlardır. Ancak en bilinen üç nükleer felaketi incelediğimizde ülkemizde yapılan ve yapılması planlanan Nükleer Güç Santrallerinin temiz enerji olmadığını görürüz ve mutlaka karşı çıkarız.

Nükleer Santrallarda meydana gelen ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) tarafından yayınlanan olayların derlenmesiyle yapılan çalışmaya göre, Nükleer santralların kuruluşundan 2013 yılına kadar çeşitli seviyelerde İNES ( Uluslararası Nükleer ve Radyolojik Olay Ölçeği) ölçeğine göre tespit edilen 611 olay ve kaza bildirilmiştir. Bunlardan; 6’sı kaza olarak isimlendirilmiş, 41’i de ciddi olay olarak belirlenmiştir.

Büyük kaza olarak belirlenenler: 26 Nisan 1986 da gerçekleşen ÇERNOBİL/Ukrayna ve 11 Mart 2011’de gerçekleşen Fukuşima/Japonya Nükleer felaketleridir. Bu kazalar İNES ölçeğine göre 7. seviye olarak belirlenmiştir.

Ciddi kaza olarak belirlenenler: 29 Eylül 1957 de gerçekleşen KYSHTYM (Kiştim) / Rusya, nükleer atık kazası İNES ölçeğine göre 6. seviye olarak belirlenmiştir.

Geniş sonuçları olan kazalar olarak belirlenenler: 28 Mart 1979 da gerçekleşen THREE MİLE İSLAND (Üç Mil Adası) / ABD sistem kazası ve 10 Ekim 1957’de gerçekleşen WİNDSCALE PİLE / İngiltere nükleer tesis yangını, İNES ölçeğine göre 5. seviye olarak belirlenmiştir.

Nükleer Santral olmayan ülkemizde bile 1998 yılında İNES ölçeğine göre 3.seviye (Ciddi olay) olarak nitelenen bir olay meydana gelmiştir. Bu ciddi olay tamamen bilgisizce işlenmiş ve 2 işçinin ölüyle sonuçlanan olay da göstermektedir ki Türkiye’de Nükleer Santral yapılamaz ve işletilemez. Es kaza yapılırsa; sonuçları da çok ağır olur.

KYSHTYM (Kiştim) / Rusya ve WİNDSCALE PİLE / İngiltere’ de yaşanan kazaları o ülkenin insanları kaza yaşandıktan itibaren 25 yıl sonra öğrendiklerini IAEA’dan öğreniyoruz.

Çernobil Nükleer Kazasından sonra yaşananlar konusunda o dönemde ülkemizi yönetenlerin kurdukları cümleler ve akılda kalanlar;

Nükleer Santralı evdeki tüpgaza benzeten yöneticileri, bir kere daha sorumlu davranmaya davet ediyoruz!

Zamanın Cumhurbaşkanı Kenan Evren: “Biraz Radyasyon kemiklere yararlıdır!

Dönemin Başbakanı Turgut Özal: “Radyoaktif çay daha lezzetlidir!

Dönemin Ticaret ve Sanayi Bakanı Cahit Aral: “Dininize imanınıza inandığınız gibi inanın ki, Türkiye’de böyle bir tehlike yoktur!” diyerek o dönemin TAEK Başkanı Ahmet Yüksel Özemre ile Televizyonlarda “radyasyonsuz” dedikleri çayı içti! (Not: Cahit Aral, yıllar sonra kanserden ölmeden önce verdiği bir röportajında “Hükümet gerçekten de Çernobil’in Türkiye üzerindeki etkileri konusundaki gerçekleri ve rakamları gizlemiştir” diyerek günah çıkarmıştı!)

Yukarıda açıkladığımız nedenlerle Nükleer santralların ucuz enerji üretmediğini ve kirli enerji türü olduklarını gördüğümüz için Çernobil felaketinin 10.yılında yayınladığımız “ÇERNOBİL’İN 10.YILI VE SİNOP’TA NÜKLEER TEHLİKE- ATOM SANTRALI” broşürü ile birlikte “ÖLÜLER ELEKTRİK KULLANMAZ” şiarıyla (1996 yılından buyana) Sinop’ta kurmuş olduğumuz Sinop Nükleer Karşıtı Platform olarak ne Sinop’ta, Ne Akkuyu’da, nede bir başka yerde nükleer Santral kurulmasını önlemek için mücadelemizi sürdürüyoruz.

Bu nedenle; Sinop Nükleer Karşıtı Platform’un 14. Olağan Genel Kurulunu; 03 Ocak 2026 Cumartesi günü, saat: 13.00’de Sabahattin Ali Kültür Merkezi Toplantı Salonunda gerçekleştireceğiz. Genel Kurulumuza Sinop Halkı ve Tüm Nükleer Karşıtları davetlidir.( Resim:1)

Kaynakça:

1- Nükleer Enerji Raporu 1-2 (EMO Yayını - Ankara/ 2013-2016)

2- EMO Dijital arşivi - ( Kasım /2025)

3- Nükleer masallar ve Gerçekler ( NKP Yayını – Ağustos/ 2016)

4- Çernobil’de Gece Yarısı - (Adam Hıggınbotham,- Mayıs /2024)

5- Sinop NKP arşivi.

Nükleer Grafik

Şekil:1 - Yayınlanma tarihi 21.11.2025

Nükleer Grafik1

Şekil:2 - Yayınlanma tarihi 21.11.2025

Nükleer Resim

Resim:1- Sinop Nükleer Karşıtı Platform 14. Olağan Genel Kuruluna hazırlanıyor.