“ … Ah! Mümkün olsa /savaştan barış/ barıştan insan yapardım/ acıdan sevinç / sevinçten umut/ umuttan dostluk yapardım/ kurşun yerine çocuklara/ her sabah şiir atardım ...” NURİ CAN


Sinop Nükleer Karşıtı Platform, Sinop Belediyesi ve TMMOB/ EMO Samsun Şubesi tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen Fukuşima Nükleer Felaketinin 15.yılında; “Sinop Nükleer İstemiyor!” temalı panelde, konularında uzman çok değerli katılımcılarla Sinop’ta bir araya geldik.

Sabahattin Ali Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panel öncesinde, Fukuşima Nükleer felaketinin yıldönümünde konuyla ilgili bir basın açıklamasıyla başladık. Basın açıklamamız tarafımdan gerçekleştirildi ve özetle Felaketin nasıl gerçekleştiğini anlattıktan sonra Ortadoğu’da yani Ülkemizin Doğusunda, Güneyinde ve Kuzeydeki komşularımızda yaşanan savaşlar: Enerji savaşları hakkında da bilgiler aktardık. Bunları anlatırken de Mersin/ Akkuyu’da yapımı devam eden “Akkuyu Nükleer ile Sinop ve İğneada’da yapılması planlanan Nükleer Güç Santrallarının Ülkemiz için hem savaş döneminde hem de barış dönemlerinde ne kadar tehlikeli olacağının altını kalın çizgilerle çizerek anlattık. Nitekim kuzeyimizde Zaporijya, doğuda Natanz ve güneyde Dimona örneklerinde gördük ki; en gelişmiş savunma sistemleri dahi bu tesisleri saldırılara karşı korumaya yetmemektedir.

Bu konuyu sadece anlatmakla da yetinmedik! Siyasal iktidara, Nükleer santrallerden vazgeçilmesi için çağrıda da bulunduk.

Dünya genelinde çok sayıda nükleer kaza yaşanmış olduğunu biliyoruz. Ancak, önemli ve geniş sonuçlar doğuracak üç önemli kazadan bahsedebiliriz;

1- 28 Mart 1979 tarihinde yaşanan; Three Miles Island Nükleer Santrali Çekirdek Erimesi,

2- 26 Nisan 1986 tarihinde yaşanan; Çernobil Nükleer Santrali kazası,

3- 11 Mart 2011 tarihinde yaşanan; Fukuşima Nükleer Santral kazası,

Konuklarımız da bu üç kazanın sonuçlarından bahsetmiş olsalar da aslında yoğunlukla İNES ölçeğine göre (7. seviye) en yüksek seviyedeki Çernobil ve Fukuşima Nükleer Kazalarını anlattılar. Burada kısa da olsa; ABD/ Pennsylvania Eyaletinde yaşanan Three Miles Island (Üç Mil Adası) Nükleer Santrali Çekirdek Kısmi Erimesi kazasından bahsetmek isterim. Literatürde bu olay aslında kaza olarak nitelenmiyor! İNES ölçeğine göre (5. seviye) olarak nitelenen ciddi bir olay olarak kabul ediliyor. Tarih, 28 Mart 1979/ saat: 04.00 sularını gösterirken: Soğutma Sistemi arızasından kaynaklı Reaktör Çekirdeği Kısmi erimesi sonucu oluşan bu olay ABD tarihinin en önemli nükleer kazasıdır. Bu kaza sonrasında ABD kendi ülkesinde yeni Nükleer Santral sipariş vermediği gibi 1980-1984 yılları arasında önceden siparişi verilen 51 Reaktörün yapımı da iptal edilmişti. 1984 sonrasında, sadece önceden siparişi verilen bir reaktör yapımına izin verildiğini görüyoruz.

Düzenlediğimiz panel aslında: 25 Nisan 2026 Cumartesi günü Çernobil Nükleer Felaketinin 40.yılı kapsamında yapacağımız Nükleer Karşıtı Miting ve 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek olan “COP31 BM İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÇEVRE SÖZLEŞMESİ 31.TARAFLAR KONFERANSI” na alternatif olarak düzenlenecek olan COP31 Antalya Halkların İklim Zirvesine hazırlık çalışmalarına katkı sunmak olacak. Ayrıca, Antalya’da Nükleer Karşıtlığı bağlamında; Türkiye’de neden nükleer santral yapılmamasını ve yapılması planlanan nükleer santral projelerinden vazgeçilmesini anlatmak için çalışmalar da yürütebilmek ve bu çalışmaların yerelimizde de yapılmasını sağlamaktı amaçlarımızdan birdiğeri!

COP’lara Karşı Antalya’da Neden Mücadele Etmemiz Gerekiyor!

Militarizm, iklim krizinin çoğu zaman görünmez kılınan ama en güçlü hızlandırıcılarından biridir. Ortadoğu zaten su kıtlığı, çölleşme ve aşırı sıcaklık artışıyla mücadele eden kırılgan bir coğrafyadır. Bu coğrafyada yürütülecek her türlü operasyon; yalnızca bugünü değil, geleceği de yakacaktır. Çünkü:

Savaş, göçü büyütür.

Savaş, insanlığa ve doğaya karşı işlenen suçtur.

Savaş, yoksulluğu derinleştirir, Otoriter rejimi besler.

Savaş, Ekolojik yıkımı kalıcılaştırır.

Savaş militarizmi, ırkçılığı ve şovenizmi besler.

Savaş ve silahlanma politikaları, gezegenin zaten kırılgan olan Ekolojik dengesini daha da derin bir yıkıma sürükleyecektir. Savaş ekonomisi; sağlık, eğitim ve adil bir dönüşüm için ayrılması gereken kaynakları toplumsal ihtiyaçlardan koparıp silahlanmaya yönlendirir.

Uluslararası Toplumlara Açık Çağrımız:

BM başta olmak üzere, uluslararası kurumları ve dünya devletlerini göreve çağırmamız gerekiyor.

BM, uluslararası barış ve barış güvenliğini koruma sorumluluğunu yerine getirmelidir. Uluslararası hukuk, güçlülerin keyfi müdahalesine göre eğilip bükülmemelidir. Çifte standart hukuku zayıflatır, hukukun zayıflaması ise Yaşam alanlarını ve insanlığı savunmasız bırakır.

Diplomatik kanallar acilen işletilmeli ve mümkünse savaşlar sonlandırılmalıdır.

Bölgede gerilimi artıracak her türlü askeri yığınak ve tehdit dili terk edilmelidir.

Nükleer ve kimyasal riskleri büyütecek adımlara karşı uluslararası denetim mekanizmaları derhal devreye girmelidir.

Sessizlik suça ortak olmaktır. Savaşı izlemek onaylamaktır.

Uluslararası hukuk, yalnızca kâğıt üzerinde değil, pratikte de işletilmelidir. Aksi halde dünya; hukukun değil, güç siyasetinin hüküm sürdüğü bir karanlığa sürüklenebilir!

Nükleer Karşıtları ve Ekolojistler olarak; COP31’e Eşbaşkanlık yapacak olan Türkiye’ye açık ve acil bir çağrı yapıyoruz!

-NATO kontrolündeki üsler ve Türkiye toprakları, bu kirli savaş için kesinlikle kullandırılmamalıdır.
Türkiye’de bulunan askeri tesisler, bölgesel savaşın lojistik altyapısına dönüştürülememelidir. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, “denge” ve “diplomasi” söylemlerinin arkasına saklanmadan, topraklarının ve altyapısının saldırı amacıyla kullanılmasına kesin bir biçimde izin vermeyeceğini kamuoyuna açıkça ilan etmelidir.

-Savaş lojistiğine dönüşen limanlar, hava sahası ve transit hatlar derhal kapatılmalıdır. Türkiye, sadece üsler üzerinden değil; hava sahası izinleri, liman hareketliliği, transit geçişler, konteyner taşımacılığı ve enerji ticareti üzerinden de bu savaşın dolaylı parçası haline gelmemelidir.

Şimdi tekrar panelimize dönelim!

Doğamızı, yaşam alanlarımızı ve geleceğimizi koruma konusunda farkındalık oluşturan bu önemli çalışmamıza katılımları ile destek vererek Panelimizin kolaylaştırıcılığını üstlenen Prof. Dr. Aziz Konukman, EMO Enerji Daimi Komisyonu Y.K. Başkanı Nedim Bülent Damar ve Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Kayıhan Pala: değerli görüşlerini bizlerle paylaştılar. Panelimizi onurlandıran çok değerli konuklarımız da vardı.

Belediye Başkanımız Metin Gürbüz, CHP Samsun Milletvekilimiz Murat Çan, Samsun İl Başkanımız Mehmet Özdağ, Sinop Barosu Başkanı Av. Funda Öztürk Altuntaş, CHP Sinop İl Başkanımız Av. Aykut Cem Yalçınkaya, Demokratik Kitle Örgütleri ile Sendikaların Başkan ve Üyeleri ve çok değerli Sinop Halkı salonu doldurarak bizleri onurlandırdılar. Tabii ki Sinop NKP’nin Yürütme Kurulu Üyeleri ve Bileşen Temsilcilerine ve programda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bir kez daha görülmüştür ki: Biz bu nükleer belasından mutlaka kurtulacağız!

Nkp1Nkp2

Nkp3Nkp4