“Yine acayipleşti havalar, bir güneş, bir yağmur, bir kar. Atom bombası denemelerinden diyorlar.” NAZIM HİKMET RAN
Sinop NGS, ÇED olumlu raporuna karşı izlediğimiz dava süreçlerini hatırlatmak isterim.
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (eski adıyla Çevre Şehircilik Bakanlığı) Elektrik Üretim AŞ (EUAŞ) tarafından hazırlanan Sinop NGS ÇED Raporunu 11Eylül 2020 tarihinde onayladı. Bunun üzerine Sinop NGS ÇED Olumlu Raporuna karşı Samsun İdare Mahkemelerinde davalar açıldı.
02.10.2020 tarihinde; Samsun 3. İdare Mahkemesi 2020/ 794 E. Nolu Davada 74 Davacı vardır. Sinop NKP Bileşenleri ( EMO, ŞPO, JMO, Metalurji ve Malz. Müh. Odası, TTB, KESK, Sinop Belediye Başkanlığı, Ayancık Belediye Başkanlığı, Sinop Barosu, SNKPDER, Sinop ÇDD, ÇYDD Sinop Şubesi, Ayancık ÇKD ve 60 Yöre Yurttaşları Gurubu ve toplamda 74 kurum ve birey olarak dava açılmıştı. Bizimle birlikte TMMOB, TEMA ve Çeşitli Çevre Dernekleri ile bireysel kişlerden oluşan grup davalar açmıştık. Toplamda Sinop NGS ÇED Olumlu Raporuna karşı 4 adet dava görülmekteydi.
Bu davalar için; 28-29 Mart 2022 tarihlerinde duruşmalı olarak dava görüldü. Açmış olduğumuz davamızı Samsun İdare Mahkemeleri talebimizi RET ettiler. Şöyle ki;
“Sinop İli, Merkez İlçesi, Abalı Köyü, İnceburun Yarımadası Mevkiinde yapımı planlanan "Sinop Nükleer Güç Santrali (NGS) (4X1.140 MWE)" projesi ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verilen 11/09/2020 tarih ve 6006 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Raporu" kararının iptali istemiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığına karşı açılan davada; Samsun İdare Mahkemelerince verilen 08/04/2022 tarih ve E:2020/794, K:2022/388 sayılı davanın reddi yolundaki kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 08/12/2022 tarih ve E:2022/3040, K:2022/10969 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Dava tekrar Samsun 3. İdare Mahkemesine geldi.
Samsun İdare Mahkemesi, 06/06/2023 tarih ve E:2023/245, K:2023/763 sayılı dosyayı; davacılar tarafından temyizi üzerine yeniden incelemiş ve önceki kararında direnerek tekrar RED etmiştir.
Danıştay 4 Daire,29.02.2024 tarihinde 2023/13645 E. 2024/1419 K sayılı kararıyla, Samsun 3. İdare Mahkemesi kararını; "ÇED raporunda projenin teknolojisinden kaynaklanan çevresel etkilerinin ATMEA-1 tipi reaktöre göre belirlendiği, başka bir teknoloji kullanılması durumunda, ÇED raporunun geçerliliğini kaybedeceği anlaşıldığından,… İdare Mahkemesince, öncelikle ÇED raporunda atıfta bulunulan Uluslararası Anlaşmanın halen yürürlükte olup olmadığının tespit edilmesi, anlaşmanın hükümsüz kaldığının ve proje şirketinin değişmesinin söz konusu olduğunun anlaşılması durumunda, ATMEA1 basınçlı su reaktörünün herhangi bir başka proje şirketi tarafından kullanılıp kullanılamayacağının, diğer bir ifadeyle, bu reaktörün uluslararası anlaşmadan bağımsız olarak alanda inşa edilebilme olanağının bulunup bulunmadığının öncelikle incelenip gerekirse bilirkişilerden ek rapor alınarak açıklığa kavuşturulması suretiyle işin esasına girilmeden bir karar verilmesi gerekmektedir.” diyerek davacılar lehine karar vererek Samsun İdare Mahkemelerine göndermiştir.
Bu defa Samsun 3. İdare Mahkemesi yeniden açılan: 2024/549 E. 2025/1520 K. kayıtlı dosyaya tekrardan bilirkişiler oluşturarak karar vermiş ve davamızı tekrar üçüncü kez reddetmiştir. Halk dilinde buna “…dağ fare doğurdu” deniyor.
Samsun İdare Mahkemeleri bize göre objektifliğini yitirmiştir!
Bu defa, davacılar olarak davayı tekrar temyiz ederek ve davayı Danıştay Başkanlığına taşıyarak hukuk mücadelemizi devam ettireceğiz. Davacılar cephesinden baktığımızda Samsun İdare Mahkemesi bu kararıyla objektifliğini yitirmiştir. Üç dosyada da Mahkeme başkanlığını aynı şahıs yürütmektedir. Birinci kademe İdare Mahkemesi, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Danıştay 6. Daire ve 4. Daire Başkanlıklarının kararlarını yok sayarak karar vermektedir.
Samsun İdare Mahkemeleri bu kararlarıyla davacıları hukuk önünde haklarını aramalarını engellemek istemektedir. Türkiye genelinde hiç görülmeyen bir uygulamayı Türkiye’nin en büyük Ekoloji davası olan Sinop Nükleer Güç Santrali ÇED davasında, Davalıların yanında Müdahil olarak katılan EÜAŞ Genel Müdürlüğü için 25.254,74 TL, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı için 32,00 TL, Türkiye Nükleer Enerji AŞ için 50.099,70 TL ve Nükleer Düzenleme Kurumu için de 24.849,20 TL talep etmektedir. Yani davacılardan alıp, müdahil kurumlara para ödenmesi yönünde de karar vermiş sayın mahkeme heyeti! Mahkeme heyetine Sormak lazım; Sinop NGS ÇED Olumlu Raporuna karşı açılan 4 dava var ve bu paralar ödendiğinde toplamda 400.000,-TL’lik haksız ve Hukuk’a uymayan bir bedel talebi var. Müdahil olan kurumlar kendi adlarına savunma yapmak durumundalar ve bunlar bir kamu kuruluşudur. Onların Giderlerini davacılar niye ödesin!
Biz konumuza tekrar dönelim; Danıştay 6. ve 4. Daire Başkanlıklarının kararında, Bilir Kişilerden Ek rapor talebi veya yeni bilirkişi oluşturma talebi vardır. Samsun İdare Mahkemeleri yeni bilirkişiler oluşturma yolunu seçmiştir. Bir anlamda bu kabul edilebilir ama anlaşılır değildir! İlk Bilirkişi Raporunda toplamda 300’yakın “Sinop’ta nükleer santral yapılmamalıdır” yönünde tespitleri varken değerlendirmeye alınmamış ve davaya RED kararı vermişlerdir.
Danıştay 6. Dairesi de 2022/3040 E. 2022/10969 K. sayılı kararında ve Danıştay 4. Dairesi'nin 2023/13645 E. 2024/1419 K. sayılı kararında; ÇED raporunda projenin teknolojisinden kaynaklanan çevresel etkilerinin ATMEA-1 tipi reaktöre göre belirlendiği, başka bir teknoloji kullanılması durumunda, ÇED raporunun geçerlilik durumu sorulmasına rağmen, Yeni bilirkişiler ÇED Raporunun geçerli olup olmadığı sorusuna cevap vermemişlerdir. Ancak; ÇED Raporunda verilen teknik özelliklerin hala geçerli olduğunu ve Çevresel Etkilerin değişmeyeceği yönündeki görüşleri bilimsellikten yoksundur. Açıklamaları ATMEA-1 tipi Reaktöre göre yapmışlardır! İlk soruya cevap verilmedikten sonra, sorulan diğer sorulara cevap aramanın bizce hiçbir anlamı da yoktur! Ayrıca 15 bilim insanının yazdıkları rapor, titizlikle incelendiğinde sorulan sorular karşısında ortak cevap vermedikleri de görülüyor.
Bu raporda, bilirkişi heyeti REAKTÖR TEKNOLOJİSİ’ne dahi basit ve yüzeysel bakmıştır. Farklı reaktör tiplerinin soğutma suyu ihtiyaçları, kurulması gereken alanın büyüklüğü ve radyoaktif atıklarının miktarına kadar farklılık göstereceği bilinmesine rağmen Çevresel Etki Farklarını dahi yok saymışlardır. Ayrıca ilk dava açılması sonrasında 2021 yılında oluşturulan bilirkişilerin tespitleri de yok sayılmıştır. İkinci defa seçilen bilirkişiler Nükleer santral projesinin en önemli faktörü olan “Atıklar” konusunu “… daha sonra hazırlanacak ÇED Raporu’na bırakmaları…” kabul edilemez!
En acı olanı da işin en başından belirtilmesi gereken Santralin işletmeden çıkartılması konusuyla ilgili ÇED düzenlemesi konusunu daha sonra düzenlenecek başka bir ÇED raporuna bırakmalarıdır! Bu durum, ÇED raporunu kusurlandıracak nitelikte olmasını bile dikkate almamaları düzenlenen raporun “Bilimsellikten” uzak olduğunun bir başka kanıtıdır. 2021 yılında görev üstlenen birinci dönem bilirkişi raporunda bu hususlar dikkate alınmış, rapor bu şekilde incelenerek düzenlenmişti.
Mevcut durum itibariyle dünyada varolan 400’ün üzerindeki reaktörlerin hiçbiri ATMEA-1 tipi reaktör değildir. Diğer bir deyişle dünyada ATMEA-1 tipi reaktör henüz üretilmedi! Üstüne söz kurmaya çalıştığımız son bilirkişi heyetinin raporundan önce ki dönemlerde açıklamalar yapan bilim insanlarının "Dünya genelinde şu anda inşa edilen veya işletmede olan hiçbir ATMEA-1 tipi reaktörü bulunmamaktadır" demelerine rağmen ve imalatı dahi yapılmayan bu reaktör hakkında “güvenli olacağı” yönünde görüş belirtebilen “sözde” bilim insanlarını kamuoyunun takdirine bırakmak gerektiğini düşünüyorum.
Yine eleştiri konusu olan bilirkişi raporunda Yer seçimi konusunda detaylı inceleme yapmadıklarını görüyoruz. Yani bilirkişilik yapan şahıslar bizlerden aldıkları paraları hak etmemişlerdir. Diğer bir deyişle tarafsız ve objektif olamamışlardır!
Atanan bilirkişiler; Nükleer Enerji Santrallarının Milli olduğunu belirtmişler!
Ama nasıl milli olduklarını açıklayamamışlardır! Şimdi buradan tekrar sormak istiyorum! Santralın yakıtını yani Uranyum çubuklarını biz üretmiyoruz!
Teknolojisini biz üretemiyoruz!
Bizim üretemediğimiz santral nasıl milli olacaktır?
