Yazıya başlarken geçmişe bir projeksiyon tutmayı, nereden nereye geldiğimizi, çıktığımız yolun neresinde olduğumuzu görmek açısından önemli bulduğumu belirtmek isterim. Bunu yaparken okuyucu ile ilk kez “Hayatın İçinden” köşesi ile karşı karşıya olmak elbette ki beni heyecanlandırıyor. Ve bu heyecan acaba nereden başlasam sorusu ile beni karşı karşıya bırakıyor. Bu heyecan içerisinde ben de ilk yazımı Dev Emekli Sen Şube Başkanı olmam ile birlikte Eğit- Sen kurucu öznelerinden birisi olarak yaklaşık 35 yılı aşan kamu emekçileri sendikaları tarihinde hemen her döneme tanıklık etmiş, sendikal mücadele süreci içerinde her türlü bedeli ödemiş; baskı, ceza ve sürgünlerle birlikte meslekten ihracın kapısından dönmüş bir özne olarak henüz unutulmaya yüz tutmuş ancak yarattığı etki bakımından Sinop'un içinde bulunduğu sosyo kültürel yapısı ve ekonomisi açısından temel bir dönüm noktası niteliğinde olan bir konuya değinerek, hafızaları tazelemeyi, bu gün yaşamakta olduğumuz sorunların o gün yaşananlarla ilgisinin olup olmadığını değerlendirmeyi, kafalarda ki soru işaretine yanıt niteliğinde olabilecek konuya açıklık getirmeye çalışacağım.
Sinop, doksanlı yılların başından itibaren alınmayan önlemlerle birlikte yıllar içinde adım adım bir emekli kenti haline dönüştü. Sermayenin içine düştüğü ekonomik krizini aşmak için devreye koyduğu yeni liberal politikaların sonucu olarak yeniden yapılanma yoluna gitmesi sonucunda Sinop'ta yıllarca kent ve kır yoksullarının ekmek kapısı olan Şişe Cam Fabrikası ve SÖKSA Konfeksiyon fabrikası ve ardından Süt fabrikası çalışanların tüm tavizkar tutumlarına, Sinop emek ve demokrasi güçlerinin tüm çabalarına rağmen ardı ardına kapatılması sonucu bu fabrikalarda çalışanlar işlerini, dolayısı ile ekmek kapılarını kaybettiler. Buna bir de Amerikan radarı çalışanları da eklenince kamu kurumları hariç ekmek kapısı kalmamış oldu.
Bu gün bu fabrikalardan sadece Şişe ve Cam fabrikası atıl da olsa ayakta durmaktadır. Fakat çevre köylerinde ortak katkısı ile kurulan ve açılan SÖKSA'nın ne olduğu neden yıkıldığı ve içindeki malzemelerin nereye gittiğine dair elimizde hiç bir bilgi olmadığı gibi hiçbir yetkili de bu konuda kamuoyunu aydınlatacak bir açıklama yapma gereğini de duymamıştır. Keza et ve süt kurumuna ait olan Süt fabrikasının da neden kapatıldığına, fabrikanın niçin yıkıldığına dair hiçbir bilgi verilmemiş, fabrikanın arazisinin ne karşılığı kimlere verildiği yada satıldığına dair elimizde bir bilgi yoktur. Dolayısı ile sessiz sedasız bu fabrikalar kapatılmıştır.
Hatırlanacağı üzere o dönemler sermayenin içine düştüğü krizini aşması için ortaya koyduğu yeni ekonomik politikaların gereği olarak önce toplum KİT lerin zarar ettiğine, sonra da özelleştirmenin ne kadar güzel ve halkın yararına olduğu yalanına inandırıldı ve bu konuda ikna edildi. Sonra da Şişe Cam, SÖKSA ve Süt fabrikası gibi kamu ortak işletmeleri birer birer ya sermayeye peşkeş çekildi, ya da kapatıldı ve tasfiye edildi. Sonuçları ise ortada durmakta, gözümüze sokulmakta canımızı acıtmaktadır.
Özellikle Sinop Şişe ve Cam fabrikasının kapatılması aşamasında kapatmanın arka planındaki esas neden ısrarla gizlenmeye çalışılmış, saklanmış bütün sorumluluk o fabrikada örgütlü olan sendika Kristalcister- İş sendikasının üzerine yıkılarak bir biçimiyle sendikal itibar suikastı yapılmıştır. Adeta fabrikanın kapatılmasının tek sorumlusunun sendika olduğu yalanı bilinçli ve kasıtlı olarak Sinop kamuoyuna tek sorumlunun sendikanın fahiş bir zam istemesi olduğu yalanını yayarak sendika itibarsızlaştırılmaya çalışılmıştır. Bu yalanı yayanlar maalesef ki amaçlarına da ulaşmışlar, Sinop kamuoyunu bu yalanlarına inandırmakta başarılı olmuşlardır.
Oysa ki gerçek bambaşka idi. Bu sürecin başından sonuna kadar içinde ve gerçeğin en yakın tanıklarından biri olarak tüm çabamıza rağmen gerçek nedenin sermayenin içine düştüğü krizini aşabilmek için yeni bir yapılanmaya gitmesinin yanında o dönem ki adı ile Sovyetler Birliğinin bir bütün olarak dağılmasının sonucunda şişe ve cam pazarında oradan gelen ürünlerin daha ucuz olarak yer alması da etkili olduğudur. Bu gerçekliği biliyor olmamıza rağmen sermayenin hegemonya araçları ile rekabet etmekte yetersiz kalarak toplumun kafasını yalan ve maniple etmesinin ve bulandırmasının önüne geçemedik.
Elbette ki 12 Eylül askeri faşist darbesinin üzerinden henüz on yıl geçmiş olmasının ve hala o ceberut baskıcı rejimin etkilerinin sürüyor olmasını da yadsımak mümkün değildir. 12 Eylül Askeri cuntası DİSK ile birlikte Türk İş e bağlı Yol İş ile Petrol İş ve bazı bağımsız sendikaları kapatmış olmasına rağmen Türk İş ve Hak İş darbeyi desteklemiştir. Bu desteğin karşılığı olacak ki Türk İş genel sekreteri Sadık Şide cuntanın sosyal güvenlikten sorumlu bakanı yapılmış olduğu hafızalardaki tazeliğini korumaktadır.
12 Eylül de kapatılmasının ardından DİSK 12 yıl sonra 19 Ocak 1992 tarihinde yeniden açılabilmiştir. Dolayısı Sinop Şişe Cam fabrikası, SÖKSA ve radarın kapandığı yıllarda DİSK henüz faaliyette değildir. Bununla birlikte henüz ÖRSAN açılmamış, kamu emekçileri sendikaları Eğit Sen ile Eğitim İş in yeni kurulmuş ve henüz örgütlenme süreci içerisindedir. Kaldı ki iktidar 12 eylül cuntasının hazırlayıp zor kullanarak onaylattığı anayasa ve yasaları öne sürerek kamu emekçilerinin sendika kurmalarını ve sendikalarda örgütlenmelerini, sendika şubeleri açmalarını zor kullanarak engellemeye çalıştığı bir dönemdir. Yani özcesi olağanüstü dönemin ve toplum üzerindeki etkisinin ortadan kalkmamış olduğu bir dönemdir. Böylesi bir dönemin özgün koşulları içinde örgütlenmeye başlayan kamu emekçileri bin bir emekle, bedeller ödeyerek sendikalaşmış mücadeleler sonrasında her ne kadar grev ve toplu sözleşmeyi içermese de en azından yasal bir statüye kavuşmuş ve toplu pazarlık masasına oturan bir pozisyona gelmiştir.
Gelinen noktada Sinop un toplumsal yapısına baktığımızda kamu emekçileri ile emeklilerden oluşan bir kent görmekteyiz. Dolayısı ile Sinop zaman içerisinde bir emekli kentine dönüşmüştür. İstihdam alanları sınırlıdır .Küçük işletmelerde çalışan sınırlı sayıda ki işçinin kente ekonomik katkısı da ağırlıklı olarak asgari ücretli çalışanlar olması sebebi ile sınırlıdır. Geriye kamu emekçileri ile emekliler kalmaktadır .Bu hal ve gidişat ile görülmektedir ki eğer koşullarda bir değişiklik olmaz ise Sinop çok uzun yıllar emekli kenti olma özelliğini korumaya devam edecektir.

Bu iyi bir şey midir? Yoksa kötü bir şey midir?

Değerlendirmeyi okuyucuya bırakıyorum.

Değerli okurlarım;

aşağıdaki linkleri ayrı ayrı tıklayarak abone olunuz, takibe alınız ve bildirimleri açınız. Böylelikle sitemiz sizlerle güçlenecek, halkın aydınlanması ve yönetim kadrolarının Kentimize daha doğru ve yerinde hizmetleri sağlanabilecektir. Saygıyla...

https://www.youtube.com/@HaberKolektif

https://www.instagram.com/haberkolektif/?igsh=MThneHdwaGNpcWRmOQ%3D%3D#

https://x.com/haberkolek84891?s=11

https://www.facebook.com/people/Haberkolektif/61579142911001/

http://www.haberkolektif.com