Birinci sanayi devriminden bu yana sınıf mücadeleleri ve dolayısı ile sendikal mücadele özel sektörle sınırlı kalmayıp kamu iş yerlerinde de süregeldi. Osmanlı da özellikle 2.Meşruiyetin ilanından sonra öğretmenlerin örgütlenme çabaları belli dönemlerde baskı ve engellemelerle duraklamalar yaşasa da öğretmen hareketi küllerinden doğarak örgütlenme yolunda mücadeleden geri durmadı.
Bunda öğretmenlerin sürekli halkın içinde olmalarından kaynaklı halkın yaşadığı sorunların, uğradığı haksızlıkların, adaletsizliklerin ve hukuksuzlukların en yakın tanığı olmalarının önemli bir payının olmakla birlikte öğretmenlerin de benzer durumları yaşamaları sebebi ile duyarsız kalamazdı, kalmadı .
Dolayısı ile 1908 yılında 2.Meşruiyetin ilanından sonra 23 Temmuz 1908 yılında İstanbul'da Osmanlı da okullara öğretmen ve memur yetiştirmek için kurulmuş olan Darülfünun ve Darül Muallimin mezunlarının haklarını korumak, tayin ve terfi işlerinin yürütülmesi amacıyla Encümen-i Muallim Derneği(Sendikası) kuruldu. 1920 yılında Türkiye Muallimler ve Muallimeler Derneği kuruldu . 1920 yılı Mart ayında aylıklarını alamayan İlkokul Öğretmenleri 14 gün süren bir grev gerçekleştirdi. Bu grev öğretmenlerin ilk grevi olarak tarihe geçti. Dernek 1925 yılında Türkiye Muallimler Birliğine dönüştü. Ancak Türkiye Muallimler Birliği 1936 yılında kapatıldı.
Toprak reformu yapılması sonrası kırsala yetişmiş insan kaynağı sağlamaya yönelik Anadolu'nun aydınlanma ve kalkınma projesi olarak 1939 yılında Eğitmen Yetiştirme Kursları ardından 17 Nisan 1940 tarihinde ise Köy Enstitüleri açıldı. Köy Enstitüleri on yıl süren ömürleri süresinde 57 yazar ve şair,7342 öğretmen,8756 eğitmen ve 7300 sağlık memuru yetiştirdi. 1945 Yılında Hitler'in yenilmesi sonrası dünyada ki gelişmeler ve gerici unsurların karşı devrimci hareketleri sonrasında yetersiz kalan mevcut iktidar 1948 yılında Köy Enstitüleri'ni kapattı.
1948 yılında Köy Enstitülerinin kapatılması toplumda büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Bu dönemde önce yerellerden başlamak üzere örgütlenme faaliyetleri hızlandı.1948 yılında Öğretmen Yardımlaşma Dernekleri,1949 da Köy Enstitüsü Mezunları Derneği,1950 de Türkiye Öğretmenler Dernekleri Milli Birliği,1954 de Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu,1958 yılında ise Türkiye Köy Öğretmenleri Milli Federasyonu kuruldu.
27 Mayıs 1960 Askeri Darbesinden sonra hazırlanan 1961 Anayasasında sendikal haklar, grev ve toplu sözleşmenin yer alması yeni gelişmeleri de beraberinde getirdi. Memurlara da sendika kurma ve sendikalara üye hakkı verildi. Sendikaların en temel hakları, grev ve toplu sözleşme hakkının tanınması sendikalaşma ve sendikal faaliyetlerin yükselmesini sağladı. Bütün bu gelişmeler sonucunda 1963 yılında önce kamu iş yerlerinde sonra da özel sektörde ardı ardına toplu sözleşmeler yapılmaya başladı.
Kamu Emekçilerine örgütlenme ve sendika kurma hakkının verilmesinin ardından 1965 yılında kabul edilen 624 Sayılı Devlet Personeli Sendikaları Kanunu çıkarıldı. Fakat kanun sendikaların politik faaliyette bulunmasını, greve gitmesini, toplantı ve gösteri yapmasını yasaklıyordu. Yasanın kısıtlı haklar tanımasına rağmen Encümen-i Muallime kadar dayanan mücadele tarihi ve örgütlenme deneyimine dayanan öğretmenler 8 Temmuz 1965 yılında Türkiye Öğretmenler Sendikasını (TÖS) kurdular. TÖS'ün kurucuları ve üyeleri genellikle Köy Enstitüsü ve Öğretmen Okulu mezunu öğretmenlerdi. ABD'nin çıkarlarına uyumlu bir eğitim sisteminin uygulamaya konulması nedeniyle eğitim alanında ortaya çıkan sorunlar ile öğretmenlere yapılan baskılar konusunda mücadele hep bir adım önde idi.
11 Temmuz 1965 tarihinde de İlkokul Öğretmenleri Sendikasını (İLK SEN) kurdular. Ne gariptir ki bu iki öğretmen sendikasının kurulmasından üç gün sonra 14 Temmuz 1965 tarihinde de Türkiye Milliyetçi Öğretmenler Sendikası kuruldu.
TÖS, kurulduğu günden itibaren soğuk savaş döneminin en sert geçtiği koşullarda emperyalizme, sömürüye, her türden gericiliğe ve işbirlikçiliğe karşı mücadeleyi yükseltti. Devletin her türden baskı ve şiddetine karşı koymaya ve kendisine yapılan saldırıları göğüslemeye çalıştı. Ve kendine yapılan tüm saldırıları geri püskürtmesini bildi.
1967 yılında, özellikle Eylül ve Ekim aylarında öğretmenlere yönelik baskılar yoğunlaştı. Bir çok öğretmenin yeri değiştirildi, cezalar verildi, sürgüne gönderildi. 1968 yılında baskılar inadına arttı. TÖS ve TÖS üyesi öğretmenlere verilen cezalar dayanılmaz bir hal aldı. Öğretmenlere yapılan bu baskıları, verilen cezaları ve sürgünleri protesto etmek ve karşı çıkmak amacıyla 16 Şubat 1969 tarihin de Ankara'da büyük eğitimci yürüyüşü düzenlendi. Bu yürüyüşe 21.500 ü öğretmen, 40.000 i diğer kuruluşlardan olmak üzere toplamda 61.500 kişi katıldı. TÖS bu yürüyüşle ne yapabileceğine dair olarak gücünü de sınama olanağı bulmuştu.
Öğretmenlerin artan sorunları, öğretmenlere yönelik saldırılar ve artan baskıcı politikalar ile 8 Temmuz 1969 tarihinde Kayseri de TÖS 2.Olağan kongresinin yapıldığı Sinema salonuna gerici ve faşist güçler tarafından yapılan saldırı ve yakma girişimine karşı 15-18 Aralık 1969 tarihleri arasında Büyük Öğretmen Boykotu düzenledi. Dört gün süren bu boykot Türkiye işçi sınıfı tarihinin ilk ve en başarılı “ genel grevi” olarak tarihe geçti. Bu greve, Türkiye deki toplam 120.000 öğretmenin 110.000 i katıldı. Bu genel grev DİSK in 15-16 Haziran 1970 de gerçekleştirdiği Türkiye tarihinin en büyük işçi direnişinde de etkili oldu.
TÖS, 12 Mart 1971 darbesinin hemen ardından kapatıldı. Tüm yöneticileri tutuklandı. Yaklaşık 60 yıllık mücadele tarihi içinden süzülüp gelen örgütlenme deneyimi ile yöneticilerin tamamının tutuklu olduğu bir dönemde TÖS üyeleri yılmadı, usanmadı, yeniden doğarak 3 Eylül 1971 tarihinde Türkiye Öğretmenler Birliği'ni (TÖB) kurdu. Ne var ki bakanlık “Birliği” sözcüğünü kabul etmiyor ,karşı çıkıyordu. Bunun üzerine Türkiye Öğretmenler Birliği (TÖB) 25 Kasım 1971 tarihinde Olağanüstü toplanarak adını Türkiye Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER) olarak değiştirdi. Ancak bu kez de “Türkiye” sözcüğünü kullanmanın bakanlar kurulu kararına bağlı olduğu gerekçesi ile kabul edilmedi. Bu durum üzerine TÖB-DER yönetimi “Türkiye “ yerine “Tüm” sözcüğünü getirerek Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB DER) olarak ismini güncelledi.
TÖB-DER kısa sürede 670 şubeye 220.000 üyeye ulaştı. TÖB-DER hali ile dünyanın sayılı örgütleri arasına girdi. Kuruluşundan itibaren TÖB-DER üyeleri sayısız saldırı ile karşı karşıya kaldı. 12 Eylül 1980 Faşist askeri darbesine kadar geçen sürede 220 üyesi gerici ve faşist çetelerce öldürüldü. 12 Eylül darbecileri tarafından darbenin hemen ardından TÖB-DER kapatıldı. Ve tüm mal varlıklarına el konuldu. Yöneticileri tutuklandı, çeşitli işkencelere maruz bırakıldı. İşkence gören yöneticilerden bir çoğu sakat kaldı. 3854 öğretmenin görevine son verilirken 1402 sayılı yasa ile bu sayı 6000 lere kadar çıktı. Bir o kadar öğretmen hakkında çeşitli gerekçelerle yasal işlem yapıldı, fişlendi.
12 Eylül 1980 den bu yana 45 yıl geçti. TÖB-DER in mal varlığı iade edilmedi. Buna rağmen öğretmenler her dönem olduğu gibi örgütlemekten geri durmadı. Tüm baskı ve engellemelere rağmen TÖB-DER'in miras bıraktığı mücadele ve örgütlenme deneyimi ışığında 1986 yılında A B C dergisi etrafında bir araya geldi. A B C dergisi etrafında bir araya gelen öğretmenler 1988 yılında EĞİT-DER adında bir dernek kurarak EĞİT-DER den ,EĞİT-SEN'e sloganı bir dönem başladı.
28 Mayıs 1990 tarihinde Eğitim İş, 13 Kasım 1990 tarihinde ise Eğitim-Sen kuruldu. Bu iki sendikanın kuruluşu ile birlikte sendikal mücadele de yeni bir sayfa açılmış oldu.
