"............Öncelikle şunu bilmeliyiz; “SGK İdari ve Mali Yönden Özerk bir kurumdur. Yönetim şekli atanmış ve seçilmişlerden oluşan yöneticilerden oluşur, bütçesi HAZİNEDEN BAĞIMSIZ OLARAK işçi ve işveren primlerinden oluşur. Gelişmiş ülkeler dünya standartlarında Sosyal Güvenlik Kurumlarına Genel Bütçeden ortalama %20 pay alırken ülkemizde bu oran son yıllara kadar % 0 idi. ............."
Gerçeği söylemem gerekirse çoğunuzun Sosyal Güvenlik Kurumu’nu (SGK) kimlerin yönettiğini, hatta nasıl yönetildiğini, kurumun gerçek yapısını bildiğinizi zannetmiyorum. SGK’ da senin haklarının kimlerin iki dudağı arasında olduğunu da bildiğini zannetmiyorum. Diyeceksiniz ki; “ Yahu her şey Cumhurbaşkanının iki dudağı arasındadır. O ne derse o olur.” Evet doğrudur. “Tek adam rejiminde” işler böyle yürümektedir. Ancak bu durumda da yapabileceğimiz bir şeyler olmalı. Devletin bazı örgütlenme modellerinde gerçeği görebiliriz. Yeter ki seçimlerimizi doğru yapalım ve doğru örgüt temsilcilerini seçebilelim. Yani sonuçta her şey bizim elimizde, biz emeklilerin, emekçilerin, üretenlerin ellerinde.
Şimdi önce bir inceleyelim bakalım, biz emeklileri kimler yönetiyor?
SGK’ da bir Yönetim Kurulu vardır. Bu Yönetim Kurulu 12 üyeden oluşur. Öncelikle şunu bilmeliyiz; “SGK İdari ve Mali Yönden Özerk bir kurumdur. Yönetim şekli atanmış ve seçilmişlerden oluşan yöneticilerden oluşur, bütçesi HAZİNEDEN BAĞIMSIZ OLARAK işçi ve işveren primlerinden oluşur. Gelişmiş ülkeler dünya standartlarında Sosyal Güvenlik Kurumlarına Genel Bütçeden ortalama %20 pay alırken ülkemizde bu oran son yıllara kadar % 0 idi. Bunların açıklamasını yapmak oldukça uzun bir süreyi alacağından şimdilik SGK Yönetim Kurulu Üyelerini tanıtmakta yarar var diye düşünüyorum.
Ne yapacaktık? 12 kişiden oluşan SGK Yönetim Kurulu Üyeleri’nin kimliğini açıklayacaktık. Başlayalım;
27.12 2024 tarihinde yapılan GENEL KURULDA belirlenen ve 3 yıl süre ile görev yapacak Yönetim Kurulu üyeleri;
1.SGK Başkanı ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Raci Kaya (Atanmış)
2.SGK Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Ertüzün (Atanmış)
3.SGK Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Ecevit (Atanmış)
4.Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını Temsilen Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Murat Doğanay (Atanmış)
5.Hazine Ve Maliye Bakanlığını temsilen Yönetim Kurulu Üyesi Celalettin Sıvacı (Atanmış)
6.Hazine Ve Maliye Bakanlığını temsilen Yönetim Kurulu Üyesi Cebrail Yılmazer (Atanmış)
7.İşvrenleri temsilen Yönetim Kurulu Üyesi Başar Ay (Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası Genel Skr.)
8.İşçileri temsilen Yönetim Kurulu Üyesi Uysal Altundağ (Türk Metal-İş Genel Bşk.)
9.Kamu görevlilerini temsilen Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Ünalan (Büro Memur-Sen Genel Bşk.)
10.Tarımda kendi nam ve hesabına çalışanları temsilen Yönetim Kurulu Üyesi Ş. Şemsi Bayraktar (Türkiye Ziraat Odaları Genel Bşk.)
11.Kurumdan gelir ve aylık alanları temsilen Yönetim Kurulu Üyesi Kazım Ergün ( Türkiye Emekliler Derneği Genel Bşk.)
12.Tarım dışında kendi nam ve hesabına çalışanları temsilen Yönetim Kurulu Üyesi Bendevi Palandöken ( Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu Genel Bşk.)
İşte emeklilerin kurumunu gerçek anlamda yönetmesi gerekenler bunlardır. Ancak GERÇEK anlamda yönetiyorlar mı (?) orası meçhul sayılır.
Yönetim Kurulunda 12 üyenin 6’sı ATAMA ile gelmiş üyelerdir. 1 Üye seçimle gelmiş olsa dahi işverenlerin yani sermayenin temsilcisidir. Kalan 5 üye ise şeklen emek örgütlerinin temsilcileri olarak görülürler. Şeklen diyorum, çünkü bugün SGK’ dan gelir ve aylık alan işçi, memur, esnaf ve tarım sigortalıları ile vefat eden sigortalıların eş ve çocuklarının, iş kazası geçirenlerin, meslek hastalığına yakalananlarının, malullerin durumları ortadadır. Tüm veriler ellerinde olmalarına ve tüm gerçekleri bilmelerine rağmen bu Yönetim Kurulu Üyelerinin emekten yana, emekçiden yana, EMEKLİDEN yana bırakın her hangi bir çalışma yapmayı, ağızlarından bir tek olumlu söz çıktığını duydunuz mu? Yaptıkları sadece iş takibidir ve huzur hakkı adı altında aldıkları ücretlerdir, ek ödemelerdir, yolluklardır, altlarındaki makam otolarıdır, sözde saygınlıklarıdır.
Zaman zaman televizyonlara çıkıp boy gösterirler, “ne olacak bu memleketin hali?” derler, ancak asli görevlerinden yani emeklilerin sorunlarından SORUMLU olduklarını hatırlamazlar.
EY EMEKLİ! Bu gerçekleri görme, öğrenme zamanın çoktan geldi de geçti bile.
Sen ki bugün açlık sınırı altında ücretlere mahkûm ediliyorsun ve sesini çıkarmıyorsun, bil ki yarın senin yakana önce torunların yapışacaktır.
Bari bu dünyadan göç etmeden önce son bir şey yap, ÖRGÜTLEN! Ara, araştır, bul ve sana uygun EMEKLİLER SENDİKASINA ÜYE OL, fiili olarak destek ver, sendikanı zorla ve öncelikle en azından SGK Yönetim Kurulunda gerçek anlamda temsil edilmeye gayret et. Senin primlerin ile oluşan ve bilerek ve isteyerek can çekiştirilen kurumu kurtarmaya katkın olsun. 4 çalışana 1 emekli düşmesi gerekirken bilerek ve isteyerek bunu yapmayanlardan, genel bütçeden yine bilerek ve isteyerek pay ayırmayanlardan, sağlık haklarını gasp edenlerden, bunların sonucu olarak açlık sınırı altında yoksulluğa seni mahkûm edenlerden hesap sormadığın sürece torunlarının yüzüne bakamamaya da, bayramlarda dahi ceplerine bayram harçlığı koyamadığın sürece boynun bükük kalmaya da mahkûmsun demektir.
Unutma ki, sen ister işçi ol, ister memur, ister çiftçi ol, ister küçük esnaf, ister zanaatkâr ol, ister sanatçı SEN İŞÇİ SINIFISIN, SINIFININ BİR PARÇASISIN.
İnansan da inanmasan da sen busun ve sınıf dayanışması içinde yer alırsan kazanırsın.
HAYDİ! ÖRGÜTLENMEYE, DAYANIŞMAYA, KAZANMAYA!
EY EMEKLİ!
“BİLİYOR MUSUN Kİ?” diye sormuştum ya yazımın başlığında; aslında biliyorsun, hem de çok iyi biliyorsun her şeyi. Çünkü tam merkezinde yaşıyorsun sömürünün. Biliyorsun sömürüldüğünü. O halde bir şeyler yap artık.
