2026 yılı Bütçe görüşmeleri sona ererken, bütçenin oylanmasına saatler kala Türkiye genelinde alanlara inen demokrasi güçleri bütçenin sermayeye değil halka ait olması gereğine işaret ederek protestolarını sürdürüyorlar. Çeşitli sendikaların bir günlük iş bırakma eylemlerinin ardından Sinop'ta da Sinop Emek, Barış ve Demokrasi platformu da yürüyüş düzenledi. Yürüyüşün ardından Sinop Uğur Mumcu Meydanında toplanan protestocu grup "Sermayeye değil Halka Bütçe" sloganları attı.

Sinop İtfaiye caddesinde saat 14.00'de toplanan Sinop Emek, Barış ve Demokrasi platformu üyeleri saat 14.30 da yürüyüş başlattı. İtfaiye caddesinden, Atatürk Caddesine geçen protestocu grup yol boyu çeşitli sloganlar atarken özellikle gençlerden destek gördü. Yürüyüşün ardından Uğur Mumcu Meydanında toplanan Sinop Emek, Barış ve Demokrasi platformu üyeleri burada yaptıkları basın açıklamasında 2026 bütçesini protesto ettiler.

Platform sözcüsü Tarım Orkam Sen Sinop Temsilcisi Berker Şahin tarafından okunan basın açıklamasında 2026 bütçesinin halkın değil sermayenin bütçesi olduğuna işaret edilerek "Günlerdir TBMM’de hepimizin hayatını, ekmeğini ve geleceğini doğrudan ilgilendiren bütçe teklifi görüşülüyor. Biliyoruz ki dünyanın neresinde olursa olsun hiçbir iktidar "biz halkı düşünmüyoruz" demez. Aksine; işçiden, memurdan, emekliden, kadından ve gençten yana olduklarını iddia ederler. Ancak bizler bu yalanları çok iyi biliyoruz. Yıllardır aynı nakaratla oyalanırken geldiğimiz yer; derinleşen ekonomik kriz, gelir adaletsizliği ve bilinçli bir yoksullaştırma düzenidir." denildi.

Platform sözcüsü Tarım Orkam Sen Sinop Temsilcisi Berker Şahin tarafından okunan basın açıklamasının tamamı şu şekilde;

" Arkadaşlar, bütçeler bir iktidarın kimin yanında olduğunun turnusol kağıdıdır. Gelin, bu bütçeye sadece 3 soru soralım:

1. Soru: Vergiler kimden toplanacak?

Bütçe teklifi rakamları gösteriyor ki iktidar bu soruyu şöyle cevaplıyor:

  • "Önce çeşitli muafiyet ve istisnalarla sermaye kesimlerinden, holdinglerden almamız gereken 2,4 Trilyon TL vergiden vazgeçiyoruz."
  • "Ardından toplayacağımız her 100 TL verginin 90 TL’sini; KDV, ÖTV ve gelir vergisiyle yine emekçi kesimlere, halka, yani sizlere yıkacağız. Sadece 10 TL’sini şirketlerden, patronlardan alacağız."

Bitmiyor! Şöyle devam ediyorlar: "Bordroluların ücret gelirlerinden kaynakta kestiğimiz gelir vergisi başta olmak üzere tüm vergileri enflasyon hedefimizin üzerinde arttıracağız. Buna karşılık, geçen yıla göre sadece tek bir vergiyi; yani sermaye kesimlerinden aldığımız Kurumlar Vergisini düşüreceğiz."

Cevap gayet açık ve net! Hiç uzatmaya gerek yok; tüm vergi yükünü halka yıkacağız, patronları ise koruyacağız diyorlar.

2. Soru: Yükünü bize yıktığınız vergileri nereye harcayacaksınız?

Diyorlar ki; Toplayacağımız her 100 TL verginin;

20 TL’sini faize,

16 TL’sini silah tekellerine,

5 TL’sini sermayeye teşvik olarak,

3 TL’sinin ise beşli çeteye, yandaş müteahhitlere dolar cinsinden hazine garantisi olarak aktaracağız.” Yani siz üreteceksiniz yandaş yiyecek diyorlar.

Öte yandan, doğayı ve geleceği tehdit eden; milyarlarca dolarlık karanlık bir kara delik olan nükleer enerji inadı için bütçeden devasa paylar ayrılmaktadır. Bizim sağlığımıza, eğitimimize, geleceğimize ayrılmayan kaynaklar; hayatın kalbine saplanmak istenen nükleer hançer için fütursuzca harcanmaktadır. Bizler çocuklarımıza radyasyonsuz bir gelecek isterken, iktidar bütçeyi sermayenin kirli enerji projelerine peşkeş çekmektedir.

Peki halk olarak bizlerin yaşadığı temel sorunlara bütçeden ne kadar kaynak ayıracaksınız? Diye soruyoruz.

İşte bütçenin gerçek yüzü buradadır:

· “Sizden toplayacağımız her 100 TL verginin sadece 4 TL’si Yoksullukla Mücadeleye,

· 3 TL’sini istihdama,

· 3 TL’sini Tarıma

· Tam 2 TL 80 Kuruşunu Hukuk ve Adalete ayıracağız.

· Araştırma ve geliştirmeye 62 kuruş,

· Bağımlılıkla Mücadeleye 11 Kuruş,

· Kadının Güçlenmesi programlarına 6 kuruş ayıracağız” diyorlar.

Peki ya geriye kalan o 42 lira? İşte asıl aldatmaca burada başlıyor! "Bütçeden aslan payını eğitime ve sağlığa ayırdık" dedikleri o meşhur 42 lira var ya; işte o paranın içine koca bir ülkenin eğitimini, sağlığını, ulaşımını ve tüm kamu hizmetlerini sıkıştırmaya çalışıyorlar!

Tüm bunlar yetmezmiş gibi “2026 yılı sonunda bütçemizin 3 Trilyona yakın açık vereceğini tahmin ediyoruz. Bu açığın yüklünü de başta kamu yatırımlarında olmak üzere tasarruflarla yine sizlere yıkacağız” diyerek hepimizle dalga geçiyorlar.

Bu bütçe patronların bütçesi onu anladık, peki içinde neler yok ona da bir bakalım.

"Salıverin katilleri, canileri...Alıverin içeriye, kim varsa, işinize gelmeyenleri!"
"Salıverin katilleri, canileri...Alıverin içeriye, kim varsa, işinize gelmeyenleri!"
İçeriği Görüntüle

Bu bütçede kamu emekçisinin adı bile yok! 'Tasarruf' denilince akıllarına ilk gelen; kamu emekçisinin servisini kaldırmak, giyim yardımına el koymak ve kazanılmış haklarını gasp etmektir. Kendi şatafatlarından ödün vermeyenler, iş emekçinin maaşına gelince 'hedeflenen enflasyon' yalanıyla soframızdaki ekmeği küçültmektedir. Kamu hizmetlerini ticarethaneye dönüştüren bu zihniyet, kamu emekçilerini yoksulluk sınırının altında bir yaşam savaşına mahkûm etmektedir!

Sermayeye ve faize tek kalemde trilyonlar akıtanlar;

  • Milyonlarca öğrencinin eğitimini,
  • Hastanelerde randevu bekleyen hastaların canını,
  • İşçinin, memurun ve “uzun yaşıyorlar” diye şikâyet ettikleri emeklilerin maaşını,
  • Yolun, suyun, köprünün masrafını bu daracık 42 liranın içine hapsediyorlar!

Sonuç ne mi oluyor? Okullarda temizlik görevlisi yok, hastanelerde randevu yok, kamu hizmetlerinde nitelik yok! Sermayeye gelince "aslan" kesilenler, halkın en temel haklarına gelince bu 42 lirayı bin parçaya bölüp hepimize sefaleti paylaştırıyorlar!

Bu bütçede emekli de yok!

Biliyoruz ki Sinop, Türkiye’nin en yaşlı nüfusuna sahip ili, bir emekli kentidir. Bu meydanda bulunanların, Sinop sokaklarında yürüyenlerin çoğu; ömrünü bu ülke için çalışarak, ter dökerek geçirmiş emeklilerimizdir. Peki, iktidarın o çok övündüğü bütçe teklifi Sinoplu emekliye ne diyor?

Diyor ki; "Sana açlık sınırının yarısı kadar bir maaşı reva görüyoruz. Ömrünü verdiğin bu ülkede, yaşlılığında huzur değil, pazar pazar gezip ucuz sebze kuyruğu beklemeni istiyoruz."

Hani o kamu hizmetlerine ayırdıkları, koca bir ülkenin eğitimini ve sağlığını içine sığdırmaya çalıştıkları 42 lira vardı ya; işte Sinoplu emeklinin tüm sağlık çilesi o daracık paranın içine hapsedilmiş durumda!

Bu bütçede asgari ücretlinin yaşamaya bile hakkı yok!

Bu bütçede milyonlarca asgari ücretli de görmezden gelinmiştir. Ocak ayında yapılacak artışın daha cebimize girmeden bu bütçedeki dolaylı vergilerle geri alınacağı şimdiden bellidir. Asgari ücreti bir "sefalet ücreti" haline getirenler, bu bütçeyle işçinin sofrasından bir dilim ekmeği daha çalmanın hesabını yapmaktadır.

Değerli doslar;

Biz bu teklifi kabul etmiyoruz! Bu bütçede; kamu emekçisi, işçi, asgari ücretli ve emekli yok. Bu bütçede çiftçi, genç ve öğrenci yok. Bizler sadece kendimiz için değil; gündüzleri işsiz kalınmayan, geceleri aç yatılmayan, demokratik ve adil bir ülke istiyoruz.

Buradan milletvekillerine sesleniyoruz: 21 Aralık’ta bu bütçe teklifi oylanacak. O gün verilecek her "kabul" oyu; yoksulluğun ve adaletsizliğin derinleşmesine atılmış bir imza olacaktır. Sizler vekil, bizler asiliz. Halkın vekiliyseniz; bu karanlığın suç ortağı olmayın, bu bütçeye geçit vermeyin!

Bütçenin oylanacağı 21 Aralık, yılın en uzun gecesidir. Karanlık o gün her zamankinden erken çökecek ama unutmayın: Karanlığın en koyu olduğu an, aydınlığın en yakın olduğu zamandır. Bizler, 22 Aralık sabahının aydınlığına inanıyoruz. Halktan, emekten, adaletten yana bir bütçe mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. İnsanca Yaşam, Vergide Adalet İstiyoruz! Halk İçin Bütçe, Demokratik Türkiye! "