14 mart tıp bayramı nedeni ile bir basın açıklaması yayınlayan Genel sağlık-iş Sinop Şube Başkanı Mustafa Aytaç kutlama gününün mücadele gününe dönüştüğünü belirterek iktidara yüklendi. Açıklamasında “pes etmeyeceğiz” diyen Aytaç “Siyasi iktidarın yıllardır uyguladığı yanlış sağlık politikaları, sağlığı bir kamu hizmeti olmaktan uzaklaştırmış; alınıp satılabilen bir meta haline getirmiştir. Hastaneler ticarethaneye, hastalar müşteriye, biz sağlık emekçileri ise performans baskısı altında çalıştırılan emekçilere dönüştürülmüştür.” Şeklinde konuştu.

Bu SES’e kulak ver!  Dövüldüler, sövüldüler, sürüldüler, öldüler, kovuldular…VAZGEÇMEDİLER!
Bu SES’e kulak ver! Dövüldüler, sövüldüler, sürüldüler, öldüler, kovuldular…VAZGEÇMEDİLER!
İçeriği Görüntüle

Yazılı 14 mart açıklaması yayımlayan Genel sağlık-iş Sinop Şube Başkanı Mustafa Aytaç “Tam yüz yıl önce yurdumuz emperyalistler tarafından işgal edildiğinde ülkesini terk etmeyen, direnen; ebedi önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün mücadele arkadaşı kahraman Tıbbiyeli Hikmet Boran’ın yüz yıl sonraki meslektaşlarına selam olsun” dedi.

Aytaç’ın yazılı basın açıklaması şöyle “Bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Kutlama günü olması gereken bu anlamlı gün, ne yazık ki biz sağlık emekçileri için; ağır ve zorlu çalışma koşullarına karşı insan onuruna yaraşır bir çalışma ve yaşam için mücadele ettiğimiz bir güne dönüşmüştür. Bizler insanı yaşatmak için canla başla çalışan, kendi hayatını hiçe sayarak görev yapan sağlık emekçileriyiz. Ülkemizde kalıp mesleğimizi yapıp yurttaşlarımıza siyasi iktidarın tüm kötü yönetimine rağmen nitelikli sağlık hizmeti vereceğiz ve Her 14 Mart’ı gururla kutlamaya devam edeceğiz. Siyasi iktidarın yıllardır uyguladığı yanlış sağlık politikaları, sağlığı bir kamu hizmeti olmaktan uzaklaştırmış; alınıp satılabilen bir meta haline getirmiştir. Hastaneler ticarethaneye, hastalar müşteriye, biz sağlık emekçileri ise performans baskısı altında çalıştırılan emekçilere dönüştürülmüştür.”

Basın açıklamasında yurttaşlara da seslenen Genel sağlık-iş Sinop Şube Başkanı Mustafa Aytaç “ Alamadığınız randevuların, bulamadığınız ilaçların, malzeme eksikliği nedeniyle yapılamayan ameliyatların sorumlusu sağlık emekçileri değildir. Bunun tek sorumlusu; sağlığı ticarileştiren ve yıllardır övünerek uygulanan sağlıkta dönüşüm politikalarıdır. Bugün birinci basamak sağlık hizmetleri ciddi bir çöküş içindedir. Koruyucu sağlık hizmetleri geri plana itilmiş; insanların nasıl daha fazla hastalanacağı ve özel hastaneler ile ilaç şirketlerinin nasıl daha fazla kazanç sağlayacağı üzerine kurulu bir anlayış sağlık politikalarını belirler hale gelmiştir. Öyle ki zaman zaman bebeklerimize, çocuklarımıza yapılması gereken zorunlu aşılar dahi yapılamaz hale gelmiştir. Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları aşırı hasta yükü altında ezilmekte; maaşlar ve cari gider ödemeleri yetersiz kalmaktadır. Buna rağmen iktidar sahipleri tarafından akla mantığa sığmaz yöntemlerle hak edişlerde kesinti yolları aranmakta ve sağlık emekçileri daha çok çalıştırılıp daha az nasıl ücret ödenir çabasına girmektedir. 112 acil sağlık hizmetlerinde de tablo farklı değildir. Ambulanslar eski ve sık sık arızalanmaktadır. Personel sayısı yetersizdir. Birçok istasyon fiziki ve hijyen koşullarından yoksun şekilde hizmet vermeye çalışmaktadır. İkinci basamak sağlık hizmetleri bitiş noktasındadır. Sağlık hizmeti sunan kamu kurum ve kuruluşlarında uzman hekim ve sağlık personeli eksikliği yaşanmakta, hem sağlık hizmetine erişim zorlaşmakta hem de büyük hastanelerde yoğunluğu artırmaktadır. Ek ödeme ve teşviklerin azaltılması ise sağlık çalışanlarının emeğini değersizleştirmekte ve gelir kaybına yol açmaktadır. Üçüncü basamak sağlık hizmetlerinde ise öğretim görevlisi ve personel yetersizliği, tayin sorunları, eşit işe eşit ücretin sağlanamaması, artan iş yükü ve ağır çalışma koşulları sağlık çalışanlarında ciddi bir tükenmişlik yaratmaktadır. Tüm bu sorunlara rağmen Sağlık Bakanlığı güvencesiz ve sözleşmeli çalışma modellerinde ısrar etmektedir. Sağlıkta şiddet ise her geçen gün artmakta; liyakatsiz yöneticilerin baskı ve mobbingleri devam etmektedir. Sağlık çalışanları yoksulluk sınırının altında ücret almakta; ek ödemeler ve nöbet ücretleri hak edilen düzeyde verilmemektedir.”

“Sağlık emekçilerini yok sayan, emeğini değersizleştiren bu düzen siyasi iktidarın eseridir” şeklinde sözlerini sürdüren Genel sağlık-iş Sinop Şube Başkanı Mustafa Aytaç “ Genel Sağlık-İş olarak buradan siyasi iktidara sesleniyoruz: Sağlıkta şiddeti körükleyen nefret dilini bırakıp SUSSUNLAR! Genel Sağlık-İş olarak haklarımız için mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz KORKSUNLAR! Biz sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olarak insan onuruna yaraşır yaşam ve çalışma koşullarında nitelikli sağlık hizmeti vermeye çalışıyoruz, bunu sağlayamıyorlarsa GİTSİNLER! ÇÜNKÜ BİZ SUSMUYORUZ! KORKMUYORUZ! HİÇBİR YERE GİTMİYORUZ! 14 Mart Tıp Bayramı'nda, Sinop'taki değerli hekimlerimizi, hekimlik onurunu, adalet ve eşitlik mücadelesiyle yürüten Hikmet Boran'ı anarak selamlıyoruz. Tıp, sadece bir meslek değil, halk sağlığı mücadelesinin, direnmenin ve toplumsal adaletin bir simgesidir. Bugün, bu direniş ruhunu hep birlikte yükseltelim. Haklarımız alınana kadar, gerek hekimlik onurunu gerek sağlık alanında emek veren tüm mesleklerimizin insanca yaşayacağı bir düzen kurulana kadar mücadelemize devam edeceğiz.Genel Sağlık-İş Sendikası olarak, başta Hikmet Boran ve arkadaşlarını saygıyla anıyor, tıp mesleğini icra eden tüm hekimlerimizin ve sağlık emekçilerimizin yanlarında olacağımıza söz veriyoruz."