".....Bu memlekette artık askıda olan çok şey var. Adalet askıda. Ekonomi askıda. Umut askıda........." Gelecek askıda.
Sinop küçük şehir.
Ama bazı büyük işleri var.
Hatta bazı büyük şehirlerin unuttuğu kadar büyük işleri…
Bir yanda Halk Ekmek.
Öbür yanda Kent Lokantası.
Yetmiyor…
Bir de üstüne “askıda” koymuşlar.
Askıda ekmek.
Askıda yemek.
Bakın…
Bu memlekette artık askıda olan çok şey var.
Adalet askıda.
Ekonomi askıda.
Umut askıda.
Gelecek askıda.
Ama Sinop’ta ilk kez vicdan askıda.
Dayanışma askıda.
İnsanlık askıda.
Halk Ekmek’te ekmek 12 lira.
Ama ihtiyacı olan için bedava.
Kent Lokantası’nda dört kap yemek 120 lira.
Ama ihtiyacı olan için ücretsiz.
Kimseye “neden geldin?” denmiyor.
Kimseye “belgen var mı?” sorulmuyor.
Kimseye “utanmıyor musun?” bakışı atılmıyor.
Sadece insan muamelesi yapılıyor.
O kadar.
Bakın burası önemli…
Çünkü yoksulluk zaten insanın cebini yakıyor.
Bir de gururunu yakmayın bari.
Sinop Belediyesi tam olarak bunu yapıyor:
İnsanı incitmeden yardım ediyor.
Reklam yapmadan dayanışma kuruyor.
Fotoğraf çekmeden vicdan dağıtıyor.
Ve işin en güzel tarafı şu:
Askıya sadece ekmek konmuyor.
Askıya kalp konuyor.
Ama…
Bir eksik var.
Sinop küçük şehir dedik ya…
Sinop’un dışı büyük.
İstanbul’da, Ankara’da, Almanya’da, Hollanda’da, Avustralya’da
bir sürü Sinoplu var.
Memleketini özleyen…
Ama uzaktan bakmak zorunda kalan…
Keşke…
Askıda ekmek ve askıda yemek için online bir sistem olsa.
Bir tuşla…
Bir tıkla…
Bir “iyi ki” ile…
Gurbetçi Sinoplu askıya bir ekmek koysa.
Başka bir gurbetçi askıya bir yemek bıraksa.
Bir öğrenci yeseydi.
Bir emekli doysaydı.
Sinop’ta bugün olan şey şu:
Belediye sosyal belediyecilik yapıyor.
Vatandaş dayanışmayı büyütüyor.
Şehir birbirine omuz veriyor.
Büyük laflar yok.
Büyük bütçeler yok.
Ama büyük yürekler var.
Birileri hâlâ “belediyenin işi mi bu?” diye sorabilir.
Sorun.
Ama 'açken' sorun.
'Üşürken' sorun.
Askıda ekmek varken sorun.
Çünkü bazen bir şehir,
bir ülkeye örnek olur.
Sinop bugün onu yapıyor.
Sessizce.
Gösterişsizce.
Ama insan gibi.
Ve bu devirde…
En büyük devrim zaten bu.
Sevgiyle kalın…
Prof.Dr. İbrahim BAŞAĞAOĞLU
