".............Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, acıma duygusunun yok olduğu, insanların birbirine karşı sevgi ve saygı duymadığı, aynı zamanda duygularımızın köreldiği, merhametin olmadığı, bunun yanında insanların birbirlerine karşı güven duymadığı bir yaşamla karşı karşıyayız. İnsanların sevincini, acısını, mutluluğunu ve üzüntüsünü hep beraberce paylaşmak varken kin, nefret ve çıkar dünyasında yaşamak gerçekten insana büyük üzüntü vermektedir. ............."


Hayat her insana aynı mesafede durmadığı gibi maalesef adilde davranmıyor. Huzurlu ve mutlu olmak her insanın hakkı değil mi ? Peki neden insanlar bir türlü huzuru ve mutluluğu yakalayamazlar ? Hayat şartlarının yaratmış olduğu olumsuz tablo insanları çaresiz bırakıyor. Yaşamı zorlaştıran en büyük etkenler arasında bulunan yeterli ekonomik güce sahip olunamadığında mutluluk ve huzurda hayal oluyor. Eğer paran ve işin yoksa hayatın yükü her zaman ağır ve yaşamda çekilmez bir hale geliyor. Yaşadığımız ortamın içerisinde mutlaka olması gereken sevgi ve saygı kavramları insan hayatında her zaman olumlu izler bırakmıştır. Karşılaştığımız sorun ve problemler hayatın olumsuz tarafını yansıtır. İnsan olarak sıkıntılı bir hayat yaşamayı sanırım hiç kimse istemez. İnsan hayatı içerisinde yaşamak zorunda kaldığımız çok zor günlerimiz mutlaka olmuştur. Çok sevdiğimiz insanların aramızdan ebediyen ayrılması insan hayatında ve yaşamında acı izler bırakarak bizleri derinden üzmüştür.
Hayat her zaman insana istediği gibi bir yaşamı vermiyor. Hayattan insanların istediğini alabilmesi için mutlaka bir çaba göstermesi gerekir. Hayat hiç kimseye çalışmadan yattığı yerden bir şey vermez. Buna rağmen hiç bir şey yapmadan hayattan bir şey alacağını sanan insanları hayat açlığa mahkum eder. Eğer hayatımızda işler yolunda gitmediği halde yıkılmadan ayakta kalmayı başarabilmek azim, inanç ve gayretin eseridir. Her insanın hayatında zaman zaman inişli çıkışlı günler mutlaka olmuştur. Elimize geçen fırsatları iyi bir şekilde kullandığımızda yaşantımıza olumlu bir şekilde yansıyacaktır. Burada önemli olan yaşamak zorunda kaldığımız zor dönemleri ve günleri nasıl atlatabiliriz düşüncesi ile yola çıktığımızda doğru kararlar alarak mutlu sona erişmek bizlerin elindedir. Hayatta hiç kimseye muhtaç olmadan kendi çabanla ayakta kalmak isteniyorsa hiç bir zaman işleri şansa bırakmayacaksın. Hayatın her kademesinde olabilecek başarısızlıklar insanı karamsarlığa sürüklemeden inadına mücadele etmek başarıyı getirecektir. Çalışıldığında emeğin karşılığını hayat insana mutlaka verecektir. Hayattan her şeyin mükemmel olmasını beklemek veya istemek sanırım hayalcilikten öteye geçmez.
Günümüzde artan yaşam sıkıntısı ve sorunlar insan üzerinde olumsuz yönde geliştiğinde stres ve kaygı devreye girerek hayatımızı ve yaşantımızı zora sokmaktadır. İnsanlar istediğini yapamadığında ve kendine koymuş olduğu hedeflerde başarılı olamayınca, peşinden gelen duygusal yorgunluk işleri daha da karmaşık hale getirerek mutsuzluğa sebep olmaktadır. Maalesef insanlar gülmek ve ağlamak arasında sıkışıp kalmış ne ağlayabiliyor nede gülebiliyor. Esasen insanoğlunun en güzel duygusu gülmektir. Peki mutsuz olan bir insanın gülme imkanı var mıdır ? Toplum olarak ne yazık ki gülmeyi unuttuk. Geçim sıkıntısı ve işsizlik nedeniyle evlerine ekmek getiremeyen insanların yaşadığı stres ve kaygı kişilerin psikolojik yapısını bozarak olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Bunun yanında piyasaya yapılan sürekli zamlar insanların alım gücünü yok ederek, zaten geçim sıkıntısı yaşayan insanları daha da zor durumda bırakarak hayatı çekilmez bir hale getiriyor. Gelir dağılımındaki adaletsizlik beraberinde yoksulluğu da getirmektedir. Bunun sonucu olarak ta yoksul kesim gerekli yaşamsal ve sağlık açısından ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çektiğinden hayat bu kesime her zaman acımasız davranmaktadır.
Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, acıma duygusunun yok olduğu, insanların birbirine karşı sevgi ve saygı duymadığı, aynı zamanda duygularımızın köreldiği, merhametin olmadığı, bunun yanında insanların birbirlerine karşı güven duymadığı bir yaşamla karşı karşıyayız. İnsanların sevincini, acısını, mutluluğunu ve üzüntüsünü hep beraberce paylaşmak varken kin, nefret ve çıkar dünyasında yaşamak gerçekten insana büyük üzüntü vermektedir. Eskilerdeki gelenek ve göreneklerimizi bir tarafa bırakarak bizden olmayan bu yaşam tarzını tercih etmek toplum olarak güçlü olan birlik ve beraberlimize zarar vermektedir. Yıkıcı duygulardan uzaklaşarak birlik ve beraberliğimizi güçlü kılacak bir yaşamı tercih etmek toplum olarak bizleri daha güçlü kılacaktır. Dayanışma, birlik ve beraberlik ruhunu toplumumuza kazandırabilirsek hayatın her bölümünde başarıyı yakalayarak her şeyin üstesinden gelebiliriz. Güçlü bir toplum olmak birlik ve beraberlikten geçer. Bunun topluma yansıması ise ekonomik alanda daha rahat ve refah içinde bir yaşamı yakalayarak insanların mutlu olması demektir. Huzur, barış ve kardeşlik duygusu yüksek olan, aynı zamanda içinde sevgi ve merhameti barındıran bir dünyada yaşamak tüm toplumların ortak hedefi olmalıdır. Yaşamak zorunda olduğumuz bu dünyada, yaşamak o kadar da kolay olmuyor. Bakıyoruz bazı insanlar ağlıyor, bazıları gülüyor, bazıları yokluk çekerken bazımız ise rahat hayat sürüyor. Bu dünyaya geldik isek acısıyla, tatlısıyla yaşamak ve mücadele etmek zorundayız. YAŞAMIN İÇİNDE her zaman umut, sevgi, saygı, kardeşlik ve barış olsun.