"......Bir sabah onu otlatmak için evden çıktım bir baktım, tarlanın üst tarafındaki meşelik kenarında sıpamın üzerinde kardeşim ve amca oğlu sayılan Şinasi, hayvanın karnı aşağı çökmüş. Evimiz önündeki yirmi dönümden fazla tarlamızın iki yan sınırını oluşturan meşelik ve çalılık arazimiz içinde. Ooo ben arkadaşımla uyurken onlar sıpamı çalıp ta Meşeliğe gitmişler. .............."
Bir okul tatilinde en yakın arkadaşlarımdan biri olan Fahriye benimle köye gelmişti. Tabi iki ailenin izni ile. Odamı halam sayılan babamın hem amcasının hem teyzesinin kızı Eminanım -Emine Hanım ( Gerze de oturmakta, yazın bizde kalıp arazisini ekip biçtirmekte ve bekar bir kadın olmasından sanırım herkes böyle dediği için bizde Emine Hala değil Eminanım derdik) ile paylaşmakta olduğumdan Fahriye gelince annem alt katta bir oda hazırladı bize.
İstemiş olduğumu sanmıyorum, nasıl gelişti ise babam bana üç yaşında bir sıpa getirdi. Eşek eğitilip dört yaşından sonra binek hayvanı sayıldığı için daha önce sıpa deniyor. Eğitimsiz gibi davranan çocuklarımıza da deriz ya ‘sıpa’. Çok tatlı badem gözlü Badem işte. Kardeşimde çok sevindi onun gelişine. Kısa süre sonra neden sevindiği anlaşıldı. Bir sabah onu otlatmak için evden çıktım bir baktım, tarlanın üst tarafındaki meşelik kenarında sıpamın üzerinde kardeşim ve amca oğlu sayılan Şinasi, hayvanın karnı aşağı çökmüş. Evimiz önündeki yirmi dönümden fazla tarlamızın iki yan sınırını oluşturan meşelik ve çalılık arazimiz içinde. Ooo ben arkadaşımla uyurken onlar sıpamı çalıp ta Meşeliğe gitmişler. Nasıl ceviz sırığını buldum ( ceviz, ağacından sırıkla- sopayla dokunur-yere düşürülür ve yerden toplanır) ve nasıl o elimde koştum bilmiyorum çok hızlı bir şekilde gittim yanlarına. Çabuk inin yoksa sizi dokurum dedim. Şakam yok, konu konuşamayan cansa yaparım. İndiler hemen. Kardeşime haksızlık gibi düşünmüş olmalı babam ona da bisiklet aldı.
Hem verilen görevlerimizi yapıyoruz. Hem eğlenmeye oynamaya fırsat buluyoruz. Evin önünde iki katlı evi aşan devasa bir dut ağacımız var. Kahvaltı saati bir ekmek köşesi elimde dut ağacına çıkıyorum ekmek ve dut nefis bir kahvaltı yapıyorum. Fahriye çıkamasa da hayran ve mutlu. Dutun sağında ondan küçük salkım söğüt (gerçekten salkım söğüt gövdesine yaslandığınızda dallardan bir çember içinde kalıyorsunuz) ve daha sağda ilerde yine devasa ceviz ağacımız var. Ceviz ağacında koskoca bir salıncak kurulu. Uzun ve geniş üst üste iki tahta, ağacın dalına ilmek atılmış sarkan halatlara bağlanıyor ve sekiz on kişi birlikte sallanabiliyoruz. Bunların arasında da çiçek bahçemiz var. Beş altı sap zambak kopartıp vazoyla odamıza koyunca mis mis. Fahriye tütün işine rağmen keyifli zaman geçiriyor ve ona her şey masalsı geliyordu.
Bir akşam üstü tarladan döndük, kırılan tütünlerin konduğu küfeler sırtımızda. Kardeşimde fazla küfeleri taşıdı. Biz dere kenarında elimizin zifirini çıkarmak için uğraşıyoruz kardeşimde bisiklete biniyor. Birden babam çıktı dışarı kardeşime bağırdı. Oda inip bisikleti elinde yanına gitti. Sorun şu ki, babam yorgun şekilde kasabadan dönmüş birçok dava ile uğraşırdı çünkü, biraz kestirmek istemiş, (anlatmıştım Sarıkız kendi otlar gelir, kardeşim ahıra götürür bağlar, anneme haber verince oda buzağısını yanına verir buzağı emerken bir yandan sağardı) Sarıkız gelmemiş, buzağı acıkmış bas bas bağırıyor yorgun adamın sinirleri bozulmuş. Bisikleti iki eliyle havaya kaldırıp var gücü ile evi çevreleyen bir buçuk iki metre genişliğindeki tretuvara vurdu. Buzağı bağırıyor neden ineğe bakmadın çabuk bul getir. Korkudan nefesimiz kesildi.
Yemek yendi ne kardeşim ne inekten haber yok, buzağı bağırıyor. Herkes odasına çekildi. İpçiler- tütün dizenler, yatılı okul gibi ranza yok ama sığdığı sayıda yün yer yatakları ile odalarındalar. Fahriye ve ben de alt katta odamızdayız. Babam yatmadı tretuvar üzerinde volta atıyor kardeşimi ve ineği bekliyor, buzağı bağırıyor. Bizde korku içinde uyuyamıyoruz Sonunda sızmışız. Bir gürültü ile uyandık, ses kesilince dışarı çıkabildik. Kardeşim ineği bulduğunda boynuna doladığımız yularının açıldığını ve birkaç mısır gövdesine dolanıp kaldığını görmüş korktuğu için alıp gelmek yerine beş on mısır sapı kırıp ineğin yanına yere sermiş üzerine yatmış. Babam volta atarken annem sessizce çıkıp aramış ve sorunu sessizce çözmek üzere beraberinde ikisini de getirmiş. Saatler boyu biriken öfke tabi kardeşimde patlamıştı, gürültü oydu.
Fahriyenin Masalı toz gibi dağılmıştı.