".........Ben denileni yapmayınca elindeki yağ ile gelmiş meğer. İç yağını bütün yüzüme sürdü ve yalpalayıp yere oturduğumda gel Panter dedi. Panter bir yandan Bop alttan yüzümdeki iç yağını yalayarak beni temizlediler. Ceza verilmişti ama sevgi cezaya galip gelmişti. Daha fazla eğlenmiştim. Bugünde hayvanlarla yaşıyorum ama onların sağlığı için çeşitli kontrollerini yaptırıyorum. ........."


Bir okul tatilimizde tütün dizilmeye başladı ev yine çok kalabalık. Dizmek için yeterli insan bulunamamış olmalı babamın çağrısı ile Tilkilik gibi yüksek bir köyümüzden genç kızlar Köy Muhtarı ile birlikte bize geldiler. Muhtarı iki gün misafir ettik kızlar bizimle kalabilsinler diye. Gerçekten hiç kasabaya inmemiş, birçok gıdayı bile görmemiş ve tanımamış gençlerdi onlar. Şehriye çorbasını hıyar çekirdeği diye yemediklerini, denizi görünce ne büyük göl dediklerini hatırlıyorum. Bir genç kızın saçı çok uzun ve kalın bir örgüydü, taramak için gaz yağı sormuştu anneme. Kasabaya yakın bir köyde olduğumuz, kasabada okula gittiğimiz ve aile büyüklerinin Kırımdan gelmiş olmalarından kasaba oturanlardan farklı bir yanımız olmadığı için olmalı bu gençler için çok üzülmüştük. Yaz sonunda annem onları, tütün işlerini öğrenmiş ve çok değişmiş özellikle temizlik öğrenmiş olarak köylerine gönderdi.
Yaz süresince eski işçilerimizden de olanlar vardı. Ünzile Teyzem çok hızlı tütün dizer ve ipini herkesten önce doldururdu. Firdevs Teyzem o yaz ablamla akran olan kızı Hatice Ablamı ve Bop isimli küçük cins ama henüz yavru olan köpeğini de getirmişti (ailemin ne kadar geniş yürekli olduğunu düşündürüyor bana bu durum- çalışanınız köpeği ile gelebiliyordu). Bizim köpeğimizle Bop çok iyi anlaşmıştı ve çoğu zaman birlikte oynuyorlardı.
Bir gün yarım bir hasır parçasının ( hasır : kurutulmuş bitki saplarının örülmesi ile yapılan kilim. Tütün dizdiğimiz mekanda hasır kilimler üzerine oturulurdu) üzerine oturmuş olan Bop ve o hasırı ucundan çeken Panter. Manzara benim için hem eğlenceli hem onların güzel ilişkisini görmek mutluluktu. Hemen yanlarına koştum. Panterin hasırı bıraktığı zaman ben çekiyorum hızlı çekince Bop yuvarlanıyor ama yine koşup hasırın üzerine oturuyor, panter başka bir ucundan yine çekmeye başlıyordu. Biz öyle sevgi yumağı halinde oynarken babam seslenip işe dönmemi istedi. (Kırılan tütünler dizilecek-ertesi güne kaldı mı buruşur ölür). Aldırmamış olmalıyım babam yanıma geldi. Biz oynarken o, tütün vagonlarını taşıyan yatay ahşapları yağlıyormuş. (Tütün vagonlarının uzun başlıkları ile üzerinde durduğu, yağmurda itilerek kapalı mekana götürülmesini sağlayan yatay ahşaplar (kiriş gibi) hayvan iç yağı ile yağlanarak kayganlık sağlanır). Ben denileni yapmayınca elindeki yağ ile gelmiş meğer. İç yağını bütün yüzüme sürdü ve yalpalayıp yere oturduğumda gel Panter dedi. Panter bir yandan Bop alttan yüzümdeki iç yağını yalayarak beni temizlediler. Ceza verilmişti ama sevgi cezaya galip gelmişti. Daha fazla eğlenmiştim. Bugünde hayvanlarla yaşıyorum ama onların sağlığı için çeşitli kontrollerini yaptırıyorum. O günkü şartlar altında ve yılan, kertenkele, kurbağa ( kurbağa için bile elleme ellerinde siğil olur derlerdi) gibi hayvanlar dahil etraftaki her çeşit hayvanla yakın olmama rağmen, birkaç yıl önce mide rahatsızlığımı parazit olabilir mi diye tahlil yaptırdığımda parazit geçmişim bile olmadığı reflü olduğum görüldü yani onlar yüzünden hiçbir sağlık sorunum olmamıştı.
O yazın tütün dizmeye getirilen diyeceğim Muhtarın isteği ile geldikleri için, genç kızlar turizm elçisi gibi Tilkilik köyü ile aramızda köprü oldular. Sonraki yıllarda tekrar gelenleri olduğu gibi oradan bir aile taşındı yanımıza. Ortakçı tabir edilen ama bizde bağımsız tarla verilip geçimini sağlayan bize de yardımcı olan aile. Ertesi yıl o ailenin büyükleri ve diğer yakınları da taşındılar. Mutlulukla söyleyebilirim o aile arazimizi kullanarak bize de yardım ederek, köyümüzde yerleşik hem de Eminanım ( Emine Halamın) arazisinin büyük bölümünü satın alarak arazi sahibi Yaykıl Köylü oldular. 2015 yılında ölümünden 40 sene sonra babamın mezarını ziyaret ettiğimde ailenin mevcut üyeleri ile karşılaştım babamdan minnetle bahsettiler.Özellikle dalağı hasta ve gelişememiş kız kardeşleri Şehri’yi babamın Samsun'lara kadar taşıyıp nasıl sağlığına kavuşturduğunu anlattılar.

Zaman zaman bize kabuslar yaşatan babam aslında insana ve emeğe çok değer veren dürüst bir insandı. Korktuğum, saydığım ve hayran olduğum bir adamdı.