"............Kitabın Yazarı: Hüsnü MAHALLİ (Destek Yayınları, 3. Baskı-Temmuz 2025, 319 Sayfa Yazar, son olaylarda “Hamas durduk yerde saldırmasaydı bunlar olmazdı” ve “Hamas’ı MOSSAD kurdu” söylemlerinin yanlış olduğunu vurguluyor. FKÖ lideri Yaser Arafat’ın İsrail’le barış politikası çökünce o boşluğu 1987’de kurulan Hamas Filistinlilerin büyük desteğiyle Ocak 2006 seçimlerini kazanacaktı. ..............."


Bana göre tam bir Orta Doğu uzmanı olan yazar, günümüzde ABD desteğindeki İsrail’in dünyanın gözü önünde Filistin’i parça parça işgaline dikkat çekerek, bu konuyu anlayabilmek için İsrail ve Filistin devletlerinin tarihi geçmişlerinin bilinmesi gerektiğini düşünerek bize bu kitabı hazırlamış; emeğine sağlık.

İsrail’in kural tanımaz acımasız işgalleri onları çok güçlü göstermekteyken 7 Ekim 2023’te, bin beş yüz kadar Hamas militanı İsrail içinde yirmi kadar hedefe başarılı bir saldırı yapacaktı. “Yenilmez ordusu ve olağanüstü güçlü istihbaratı ile övünen İsrail, Filistinli militanların kendi cep telefonlarıyla çekip o sabah paylaştıkları görüntüler karşısında, kurulduğu 1948’den bu yana en zor günlerini yaşıyordu.” İntikamlarını da 27 Ekim 2023’de on iki bin kişinin katıldığı tam dört yüz yetmiş bir gün süren “Demir Kılıçlar” katliamıyla alacaklardı. Yüzde yetmişi kadın ve çocuk olan atmış binin üzerinde ölü, yüz otuz binden fazla yaralı vardı.

Yazar, son olaylarda “Hamas durduk yerde saldırmasaydı bunlar olmazdı” ve “Hamas’ı MOSSAD kurdu” söylemlerinin yanlış olduğunu vurguluyor. FKÖ lideri Yaser Arafat’ın İsrail’le barış politikası çökünce o boşluğu 1987’de kurulan Hamas Filistinlilerin büyük desteğiyle Ocak 2006 seçimlerini kazanacaktı. Tüm dünyada batılı ülkeler İsrail aleyhine gösteriler yapacak, ama arkasında onları koşulsuz destekleyen ABD gibi güçler oldukça İsrail’in katliamları hep sürecekti. Ülkemizde ise savaşın ilk günlerinde AKP hükümetinin hem Hamas’a hem de İsrail’e şirin görünmeye çalıştığını, öte yandan ise el altından İsrail’le ticari ilişkileri sürdürdüğünü anlatıyor yazar…

2024 yılında Netanyahu, sıranın Lübnan’dan sonra Suriye’de Esad’a geleceğini söylüyordu! O günün terör örgütü lideri Colani de tam da bunu beklermiş gibi elini kolunu sallayarak Halep’e girecekti. “Herkesin ortak görüşü ‘her şey Türkiye’nin bilgisi ve yönetimi altında gerçekleşti’ oldu.”

Yazar 2. Bölümde Filistin ve İsrail’in öyküsünü anlatıyor. Osmanlı döneminde engellenmeye çalışılsa da sahte belgeler ve yolsuzluklarla İsrailliler Filistin topraklarını satın alacaklardı. “Sonuçta Filistinlilerden alınan arazi miktarı, tüm Filistin topraklarının sadece binde dokuzuna denk gelmektedir.”

Yazar, “Osmanlı’yı kim arkadan vurdu?” sorusunun da Siyonist bir propaganda olduğunu söylüyor. “Hiç kimse, özellikle Osmanlı mirasçısı olduğunu iddia eden AKP de, ‘Türkleri arkadan vuranların aslında kral, emir ve şeyhler olduğunu söylemedi. Oysa bu ‘El’ler, bugün bile Türkiye’yi arkadan vurmaya kalkıyorlar” diyerek ekliyor; “Gerçekte Arap halklarının bu ihanetlerde hiçbir suçu, payı ve rolü yoktur, olamaz da. Çünkü dünyanın neresinde olursa olsun, ihanet eden iktidarlar ve emirlerdir; asla halklar değildir. Halklara ‘gaflet, dalalet ve hıyanet’ iftiraları atılamaz, atılmamalıdır” diyor.

Bu süreçte yaşanan Arap Baharı’nın amacının da “Türkiye’de olduğu gibi tüm coğrafyada Atatürk düşüncelerini topyekûn ortadan kaldırmaktı. Nitekim Arap Baharı yalnızca cumhuriyet rejimiyle yönetilen ülkelerde yaşanmıştır: Mısır, Tunus, Libya, Yemen, Suriye, Irak ve Cezayir. Çağdışı, ilkel ve bağnaz sultanların, kralların, emirlerin ve şeyhlerin işbaşında olduğu Arap ülkelerinde ise hiçbir şey olmamıştır.”

3. bölümde “Dünyanın başındaki bela: Siyonizm ve ABD” ele alınıyor. “Siyonizm, Yahudileri üstün gören ve diğer insanları insan yerine bile koymayan ırkçı bir harekettir” diyerek ekliyor yazar; 14 Mayıs 1948’de David Ben Gurion “Filistin topraklarında İsrail adını taşıyan Yahudi devletinin” kurulduğunu ilan edecek, sadece 11 dakika sonra ABD başkanı Truman da İsrail devletini resmen tanıyacaktı.

Kitabın ilginç bir bölümü Hitler’in Yahudilere yaptıkları doğru mu, yanlış mı konusu... Bu konuda ilk görüş Hitler’in bir soykırım uyguladığı yönünde. Diğer görüş ise tam tersine Yahudilerin Hitler’le gizli bir iş birliği yaptığı, ona ekonomik destek verdiğini, toplama kamplarına sadece sakat, fakir, zayıfların alındığını, sağlıklı ve zengin olanların bu yolla korkutularak Filistin’e göç etmelerinin sağlandığıdır. Okumaya ve araştırmaya değer...

Türkiye ile İsrail arasında tarihsel süreçteki diplomatik ilişkiler de ayrıntılı olarak anlatılıyor. Yine ilginç bir bölüm; “İsrail Devleti’nin sabıka kaydı.” “1948’de kurulan İsrail Devleti’nin geçmişinde hep terör vardır. İsrail’i yöneten hemen hemen tüm başbakan ve cumhurbaşkanları ya terör örgütlerinde görev almış ya da asker ve istihbarat kökenlidir. Diğerleri ise lekeli...” diyen yazar 12 başbakan ve 11 cumhurbaşkanının geçmişini açıklıyor.

Bölüm “AKP ve Filistin”e şöyle başlıyor; “Parti henüz kurulmadan önce R.T.Erdoğan ve A. Gül, 4 Temmuz 2002 ve 11 Şubat 2002’de iki kez, parti kurulduktan sonra ise Aralık 2002’de bir kez olmak üzere toplam üç kez ABD’ye gittiler. (...) Görüşmelerde öne çıkan isimler arasında Richard Perle, Paul Wolfowitz ve Graham Fuller vardı. Hepsi Yahudi’ydi ve özellikle G. Fuller’in daha sonra “Ilımlı İslam” projesinin mimarlarından biri olduğu, F. Gülen hareketini AKP’ye entegre eden isim olduğunu” anlatıyor. Yazar, özetle; “Tüm bu yaşananlar, AKP iktidarının İsrail’le ilişkilerinde söylem ve eylem arasındaki çelişkileri gözler önüne sererken, dış politikada ilkelere değil, pragmatik denge arayışlarına dayalı bir çizginin sürdürüldüğünü de açıkça ortaya koyuyordu” diyor. Bir örnek de benden oldun; Arap Baharı sırasında Malatya Kürecik’te bir Amerikan Radarı güya İran’a karşı kurulmuştu. AKP izniyle kurulan bu tesisle balistik füzelerin İsrail’e ulaşmadan yok edilmesinin amaçlandığını bilmeyen var mı?

İsrail’in bir avuç nüfusuyla çevresindeki Müslüman devletlere nasıl kafa tutup Ortadoğu’da at oynattığını şöyle açıklıyor yazar; “İsrail, Siyonistler ve radikal ırkçı yahudiler kendi dinsel ve siyasal saplantıları uğruna var gücüyle mücadele ederken, Araplar ve Müslümanlar ne yapıyor diye sorarsanız, yanıt aslında açık: Eğer Arap ve Müslüman liderlerin ihaneti olmasaydı bugün İsrail diye bir devlet olmazdı. Ve eğer bu ihanet sürerse, İsrail sadece bugün değil, yarın da tüm hedeflerine ulaşır.”

Suriye’de yaşananların BOP’un devamı olduğu, düne kadar terör örgütü lideri birinin boynuna bir kravat takılınca demokrat olacağı hayal ettirilmek isteniyor. Hele bir haftadır İsrail + ABD’nin İran’a saldırmaları bunların gerçek amaçlarını ortaya koyuyor. Acımasız katiller aslında gizli hedef Çin’e karşı buraları ele geçirme peşinde. Umarım “sınır ötesinden üç beş bomba sallayıp” ülkemizi de bu kirli savaşa sokmazlar... Birileri halen Sevr’i hortlatma hayalindeler.

İsrail-Filistin tarihi hakkında yeterli bilgi sahibi olunmazsa bugün yaşananların tam olarak anlaşılamayacağı için her satırının dikkatle okunması gereken bir kitap; bu nedenle kısa bir tanıtım yapmak da zor, okumanızı öneririm.

İyi okumalar dileği ile.