Yaşanılan tarihsel süreçte üç kıtada at koşturarak egemenlik kurmuş olan Osmanlı Devleti hegemon gücünü yitirmesi neticesinde hakimiyet alanındaki yaşadığı bunalımlar sarmalında büyük kayıplara uğramıştır. Gerileme dönemi olarak tanımlanan bu son süreçte; özellikle de kuzeydeki komşumuz olan Rusya tarafından kasıtlı, kışkırtıcı ve düşmanca faaliyetlerin başlatılmasıyla devam eden olumsuz askeri ve politik ilişkiler, çatışmalar ve savaşlar ile neticede çok önemli yıkımlar, kayıplar ve acıların yaşanıldığı tarihsel bir gerçekliktir.

Bu olumsuz tarihsel süreçte; 1825 yılında Rus Çarı olarak başa geçen Türk düşmanı Nikola İstanbul’u ele geçirmek ve sıcak denizlere ulaşma, Osmanlı Devleti’ni yok etmek hayaliyle her türlü yolu deneyip daha da ileri gidip haddini iyice aşarak İngiltere’ye kendilerince ‘’ Hasta Adam ‘’ olarak nitelendirdikleri Osmanlı Devleti’nin işkal edilip bölüşülmesi talebinde de bulunmuşsa da bu teklif İngilizler tarafından kabul görmemiştir. Bunun daha da ötesi olarak, o dönem Osmanlı Devleti’nin hakimiyet alanında olan Eflak ve Boğdan’ın Rus kuvvetlerince fiilen işgal edilmesi ve sabırların iyice taşması neticesinde, karşı hamle ile dönemin padişahı Sultan Abdülmecid’in onayı üzerine 04 Ekim 1853’de haddini aşan Rusya’ya karşı savaş ilan edilir. Böylelikle tarihe ‘’Kırım Harbi ‘’olarak geçecek olan savaş süreci de başlamış olur.

Bu savaş kapsamında, İngiltere ve Fransa dönemin hassasiyetleri, politik gerçekler ve kendi çıkarları nedeniyle taktiksel olarak Rusya’nın değil Osmanlı Devleti’nin yanında yer almayı tercih etmişlerdir. Osmanlı Devleti ise beklediği ve oluşan bu tehlike karşısında Karadeniz kıyılarının korunması ve olası Rus saldırılarına karşı güvenliğin sağlanabilmesi amacıyla bir deniz filosu oluşturularak görevlendirme ve planları yapar.

Bunlardan en önemlisi ise; Amasra ile Sinop / İnce Burun arasındaki sahilin emniyetini sağlamak, ayrıca Batum ve Karadeniz Limanlarına askerî malzeme sevkinde görevli patrona Mustafa Paşa’nın filosunu korumak ve gözetlemek için görevlendirilmiş olan Patrona ( tümamiral) Osman Paşa ve Riyâle (amiral) Hüseyin Paşa’nın komutasındaki filodur.

Bu kapsamda; 05 Kasım 1853 günü İstanbul’dan harekete geçen Osmanlı deniz kuvvetleri filosu görevine başlar. Ancak görevin başlamasını müteakip kısa bir süre sonrası Karadeniz’de havanın bozması ve çıkan şiddetli fırtına neticesinde her şey altüst olur, seyirde bulunan görevli gemiler arasında irtibat kesilmekle 13 Kasım günü güvenlik adına en yakın konumdaki Sinop Limanına sığınılarak demir atılır.

Bu arada takip ederek, kendince bir zafer peşinde koşmakta olan Rusya’nın Karadeniz Filosu komutanı Amiral Pavel Stepanoviç Nakhimov’un, bunu fırsat bilerek 30 Kasım 1853 günü Sinop Limanı’ndaki Osmanlı donanmasına yaptığı ani baskın neticesinde, her iki taraf arasında amansız bir çarpışma başlar.

Ancak, Rus donanmasına kıyasen Osmanlı filosuna ait hafif tonajlı gemiler ve leventlerimizin askeri güç olarak donanımsız ve yetersiz durumda olması nedeniyle kahramanca bir mücadele verilmesine rağmen sonuç hüsran olur.

Sinop Limanında donanmaya ait gemilerimiz sulara gömülerek, 2700 kadar askerimiz şehit olmakla donanma komutanımız Patrona Osman Paşa Ruslara esir düşmüş, donanmanın ikinci komutanı Riyale (tüm amiral) Bozcaadalı Hüseyin Paşa ise şehit olmuştur. Şehidimiz Hüseyin Paşa’nın mezarı ise halen Sinop Seyit Bilal Türbesi yanında, Cezayirli Ali Paşa Camiinin bahçesinde yer almaktadır. Sinop baskını ve deniz savaşı seyrinde Rus savaş gemilerinden atılan top gülleleri, humbara ve yağlı paçavraların etkisiyle Sinop şehir merkezi acımasızca tecavüze uğrayarak yakılıp, yıkılıp tahrip edilmekle, günümüze kadar asla unutulamayacak acılarla dolu tam bir facia yaşanmıştır.

Bu acı olay; Osmanlı Devleti Donanması’nın daha önce 1770 yılında Ruslar karşısında yaşadığı Çeşme faciası ve 1827’de İngiltere, Fransa ve Rus donanması tarafından Navarin Limanı’na gerçekleştirilen baskın ve gemilerimizin yakılmasıyla neticelenen yenilgiden sonra Sinop Limanında yaşanılan unutulmaz ayrı bir felâket olarak tarihe geçmiştir.

Bu acı olayın sonrası şehitlerimiz anısına dönemin padişahı Sultan Abdülmecid’in talimatıyla o tarihlerde Sinop’ta Gümrük İskelesi Meydanı olarak anılan, günümüz Tersane mıntıkasında Yalı Kahvesinin yanındaki mekânda Şüheda ( Şehitler Çeşmesi ) yaptırılmıştır. Şehitlerimizin topluca defnedildikleri mekân ise Meydankapı Mahallesi bugünkü Sinop Müzesi bahçesi yan tarafı alanında mevcut; 24 Temmuz 1923 tarihinde temeli atılan ve Cumhuriyetin 10. yılı törenleri kapsamında 1933 yılında dönemin Sinop Valisi Abdülhak Savaş tarafından açılmış bulunan Deniz Şehitleri Anıtının bulunduğu alandır. Sinop Limanında yaşanılan bu acı olayın 172. yıl dönümü münasebetiyle vatan uğruna mücadele ederek canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.

Ruhları şad olsun, aziz hatıralarına saygıyla.