Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, yalnızca bir devlet kurucusu olarak değil, insan aklının ve vicdanının en berrak temsilcisi olarak anıyoruz. Bundan tam 87 yıl önce aramızdan ayrıldı ama fikirleri hâlâ dimdik ayakta: “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” derken, sadece bir cümle değil, bir yaşam pusulası bıraktı bize. Biz hekimler için de o pusula, karanlıkta yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.

Merhaba sevgili okurlar,

Ben bir hekim olarak uzun yıllardır bedenin dengesini korumaya çalıştım. Şimdi bu köşede, toplumun sağlığına, yani hepimizin ortak yaşam damarına dokunmak istiyorum. Çünkü sağlık sadece ilaçla değil, adaletle; sadece hastanelerde, aile sağlığı merkezlerinde değil, sokaklarda, mutfakta, okulda, iş yerinde var olur.

Çok sevdiğim bir dostum var, yıllardır bana: “Bırak ilacı sen biraz huzur yazabiliyor musun? “der. Her seferinde düşünürüm: “Biz sadece bireysel hastalıklarla uğraşıyoruz, toplum iyi olmadan bireysel sağlık olur mu, anlamlı mı?”

Aslında ikisi birbirinden ayrı değil.

Yoksulluk, adaletsizlik, umutsuzluk — bunların her biri birer halk sağlığı sorunu.

Bu köşede bazen tansiyonu, bazen geçim derdini konuşacağız.

Bazen bilimsel araştırmalardan söz edeceğiz, bazen pazardaki fiyatlardan,

Bazen sendikal mücadeleden, bazen bir hemşirenin nöbetinden,

Bazen bir madencinin alın terini, bazen öğretmenlerimizin ek dersini konuşacağız.

Çünkü bir halkın sağlığı, yalnızca kan değerleriyle değil, yaşam koşullarıyla ölçülür.

İnsanı merkeze alan, emeğe değer veren bir dünyanın mümkün olduğunu biliyorum. Bu köşede o dünyanın izini süreceğiz.

Bugün Atatürk’ü anarken, onun bir sözünü hatırlıyorum:

“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçimi değil; insan onuruna, akla ve bilime inancın adıdır.

Ve biz o inancı, her gün yeniden yaşatmak zorundayız — kimi kalemiyle, kimi emeğiyle. Kimi tarlada, kimi derslikte, kimi denizde, kimi kışlada, kimi ofiste, kimi sokakta.

Dünya basını da her 10 Kasım’da Atatürk’ü anarken onu yalnızca bir asker olarak değil, bir düşünür, düşünce tarihinin bir dönüm noktası olarak tanımlar. The Guardian onu “modern dünyanın erken dönem öncülerinden biri” olarak yazar; Le Monde “Doğu’nun akılcılıkla tanıştığı lider” der; New York Times ise “savaş meydanlarında kazandığı kadar, fikir dünyasında da kazandı” diye not düşer.

Bu satırları okumak, bize bir kez daha gösteriyor ki: O, sadece bizim değil, insanlığın ortak vicdanında yaşayan bir ışık.

Bu köşede, hep birlikte o ışığın izinden gidelim istiyorum.

Bilimin, emeğin, dayanışmanın ve insan sevgisinin yolundan.

Bu köşe halk için olacak; çünkü halkın iyiliği, hekimliğin de, gazeteciliğin de en hakiki yoludur.

Geçmişte buna benzer bir tecrübem olmadı. Bu nedenle şahsi fikirlerimi paylaşacağım bu köşe ile ilgili hem katkılarınızı hem de anlayışınızı beklerim.

Sürçülisan eder isek affola.

Sağlıkla, umutla, dayanışmayla merhaba.

Değerli okurlarım;

aşağıdaki linkleri ayrı ayrı tıklayarak abone olunuz, takibe alınız ve bildirimleri açınız. Böylelikle sitemiz sizlerle güçlenecek, halkın aydınlanması ve yönetim kadrolarının Kentimize daha doğru ve yerinde hizmetleri sağlanabilecektir. Saygıyla...

https://www.youtube.com/@HaberKolektif

https://www.instagram.com/haberkolektif/?igsh=MThneHdwaGNpcWRmOQ%3D%3D#

https://x.com/haberkolek84891?s=11

https://www.facebook.com/people/Haberkolektif/61579142911001/

http://www.haberkolektif.com