YURTTAŞLIK BİLGİSİ!

".........Ve bizler de, yani hep azınlıkta kalan örgütler, yani sendikalar, demokratik kitle örgütleri, solda olan siyasi hareketler, partiler de hep aynı eylemleri tekrarlayıp başarılı sonuçlar alacaklarını düşünüyorlar. 25 yıldır yaptığımız basın açıklamalarının, cılız eylemlerin, yürüyüşlerin, dayanışmasız grevlerin, BİRLEŞİK MÜCADELE için sadece dilek ve temennilerde bulunmanın yetmediğini görmemiz gerekmiyor mu? ............."


Eskiler hatırlarlar, özellikle Ortaokul sıralarında YURTTAŞLIK BİLGİSİ derslerimiz vardı. Zaman içinde ders müfredattan tamamen kaldırılmamış ancak isim ve içerik değiştirilmiştir. 2015-2016 eğitim-öğretim yılında 8. Sınıflarda “Vatandaşlık ve Demokrasi” eğitimi dersi kaldırılmış, ilkokul 4. Sınıflar için “İnsan hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi” dersi getirilmiştir. 2018 ise içerik yeniden güncellenmiştir. Günümüzde bu ders 4. sınıflarda seçmeli/zorunlu yapılandırmalar ile varlığını sürdürmektedir. Ve artık okullarımızda ağırlıklı olarak bilimden uzak, din ağırlıklı eğitim verilmektedir.

Kulağa ne hoş geliyor değil mi? “İNSAN HAKLARI, YURTTAŞLIK VE DEMOKRASİ” eğitimi.

Şimdi kendimize soralım önce; “YURTTAŞLIK BİLGİSİ” derslerinden gerçekten DERS almış mıyız? Ben çok emin değilim.

Hangi konuları kapsıyordu “Yurttaşlık Bilgisi” dersi? Önce ülkemizde YURTTAŞ olmanın ne demek olduğu, yurttaşlık haklarını, insan haklarını, demokrasinin ne olduğu, ülkede yaşayanların dinine, diline, etnik kimliğine, cinsiyetine, cinsiyet tercihlerine, rengine bakılmaksızın herkesin EŞİT YURTTAŞLIK HAKLARA sahip olduğu öğretilir, öğrencilerin bilimsel, çağdaş eğitimi almaları sağlanırdı.

1965-1980 arası olumlu birtakım müfredat değişikler ile verilen bu ders, kısaca 68 ve 78 kuşakları dediğimiz kuşaklarca benimsenmiş, sadece ders kitapları arasında kalmaması için pratikte de DEMOKRASİ, EŞİT YURTTAŞLIK HAKLARI VE BARIŞ için mücadeleler verilmiş, EMEĞİN EN YÜCE DEĞER olduğu ilkesi halka anlatılmaya çalışılmış, halkın SINIF mücadelesi içinde yer almaları talep edilmiştir.

Ancak her şey 12 Eylül darbesi ve cunta yönetiminin faşist tutumu ile tersine dönmüştür. İşte bu tarihten sonra aydınlar, sosyalistler, sosyal demokratlar, işçi sınıfının önderleri ve üniversite gençliği işkenceler, asılmalar ile baskı altına alınmaya çalışılmış, devrimciler katledilmişlerdir. İşte, bu günkü dinci, siyasi İslamcı, din devleti kurmak isteyen siyasi iktidarın temelleri resmen o tarihte atılmıştır.

Son 25 yıldır ülke bu anlayışla yönetilirken, tüm yeraltı ve yerüstü değerli varlıklarımız satılırken, Osmanlı’nın son dönemlerinde olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti TEFECİLERE borçlandırılırken, daha da önemlisi DEMOKRASİ, İNSAN HAKLARI, YURTTAŞ HAKLARI rafa kaldırılırken “YURTTAŞLIK BİLGİSİ” dersinden hepimiz sınıfta kalmışız demektir. Hepimiz bu aşamada tartışmasız koca bir (0) SIFIRI hak etmişiz

Ülkemiz ORTADOĞU bataklığında süren acımasız, kanlı enerji paylaşım savaşının ortasında çırpınıp dururken, özellikle de içine çekilmeye çalışılırken halk olarak siyasi iktidara karşı sessiz kalmamız, demokrasimiz rafa kaldırılırken, hukuk yok edilirken gözlerimizi kapamamız, genelde ve yerelde sözde bizler tarafından seçilen yönetimlerden açıklama talep etmememiz, hesap sormamamız nedendir? Ülke genelinde yoksulluğa bizleri sürükleyen, bizlere çok büyük kayıplar ve zararlar veren yasalar çıkarılırken ve uygulamalar yapılırken sessiz kalışımız ve teslim oluşumuz başka nasıl açıklanabilir? Genelde ve yerelde sadece seçilenler tarafından uygun görülüp uygulamaya konulan projeler için HALK OYLAMASI talebini hatırlatmamamız da YURTTAŞLIK BİLGİSİ dersinden sınıfta kaldığımız için değil midir? Yeniden bir AÇILIM SÜRECİ başlatılmışken önerilerin doğruluğuna veya yanlışlığına, ORTADOĞU coğrafyasındaki gelişmelere ve oluşumlara dikkatlice bakılmadığında, ülke halkları için nasıl sonuçlar doğuracağı hesaplanmadığında ve son açılım çağrısının dinci, faşist iktidar ve ortakları tarafından yapıldığı dikkate alınmadığında sonucun öngörülmemesi vahim bir hata olacaktır.

Hani bir söz vardır; “Aynı şeyler tekrarlayarak doğru sonuçlara ulaşılmaz.” Ve bizler de, yani hep azınlıkta kalan örgütler, yani sendikalar, demokratik kitle örgütleri, solda olan siyasi hareketler, partiler de hep aynı eylemleri tekrarlayıp başarılı sonuçlar alacaklarını düşünüyorlar. 25 yıldır yaptığımız basın açıklamalarının, cılız eylemlerin, yürüyüşlerin, dayanışmasız grevlerin, BİRLEŞİK MÜCADELE için sadece dilek ve temennilerde bulunmanın yetmediğini görmemiz gerekmiyor mu? Alanlara topladığı binlere, on binlere, yüzbinlere sadece nutuk çekerek mücadeleyi kazanamayacağını ana muhalefet partisi görebiliyor olmalı.

Yüzbinler olarak yürüyen maden işçileri neredeler? 15-16 Haziranları yaratan ağır sanayi işçileri neredeler? TARİŞ emekçileri neredeler? “Tam bağımsızlık” şiarı ile SAMSUN’ dan ANKARA’ ya yürüyen gençler, üniversiteliler, yeni DENİZ’ ler, MAHİR’ ler, İBRAHİM’ ler, SİNAN’ lar neredeler?

Sanırım, o bizim okuduğumuz “YURTTAŞLIK BİLGİSİ” kitaplarını ACİLEN bulup yeniden okumamız gerekiyor. Sadece bizler değil, çocuklarımıza, torunlarımıza da okutmamız gerekiyor. Ama bu kez iyice sindirerek ve yine SIFIRI çekmeden okumamız gerekiyor. Sınıfı geçebilmek için de öğrendiklerimizi uygulamamız gerekiyor.

Vaktimiz hiç kalmadı. Sürekli beklenti içinde olamayız. Kazanılacağından emin olmadığımız seçim tarihini beklemek bile lüks bizlere.

Ne diyordu siyasi iktidarın başı; ATI ALAN ÜSKÜDAR’I GEÇTİ!”

Ve Ne ÜSKÜDAR’ ı kaldı, ne GEREDE’ si? “ADAM KAZANDI” ve “TEK ADAM” olarak ANKARA’DA SARAYINDA OTURUYOR!

Eğer “YURTTAŞLIK BİLGİSİ” kitabını yeniden okuyup, eğitilmeyecek isek, haydi, alın elinize kâğıdı, kalemi hazırlayın bir basın bildirisini.

İçinde bol bol DEMOKRASİ, İNSAN HAKLARI, BARIŞ, HAK-HUKUK-ADALET sözcükleri de mutlaka olsun ama!