YIL YENİ, DERTLER ESKİ!

"...........bırakmışız kendimizi, çırpındıkça da batıyoruz bataklıkta. Bir el arıyoruz tutunmak için. Tutmaya çalıştığımız el ya ABD, ya da RUS eli. Eh, o halde geçmiş olsun. Bu ülke bir bağımsızlık savaşı sonrası, elde yok avuçta yokken kurulmadı sanki. Yedi düvele karşı hem askeri, hem diplomatik zaferler kazanılmadı sanki. Cumhuriyetin ilk 15 yılında 100 yıl içinde yapılması gereken yatırımlar yapılmamış gibi sanki............"


Öncelikle hepimizin yeni yılı kutlu olsun. Sağlık, mutluluk ve huzur getirsin.

Güzel bir dilek tuttum, ancak sadece dilek tutmakla olmadığını da bu yaşımıza gelinceye kadar öğrendik ve kendi adıma söylersem eğer çok uzun yıllardır hep örgütlü mücadele içinde oldum bu dileklerimizin gerçekleşmesi için.

Yine öncelikle belirtmem gerekirse bir özeleştiri yapmak zorunda hissediyorum kendimi. Geriye baktığımızda belki yaşam tarzlarımızda bir şeyler değişti, ancak bir arpa boyu yol alamamışız. "Halkımız şöyle, halkımız böyle" diyerek, halkı eleştirerek kurtaramayız kendimizi. Demek ki doğru olanı yapmamışız halka ulaşmak için. Dokunamamışız onlara. Örgütlerimiz içindeki taht kavgalarından, kavgalarımızdan kopamamışız. Bölüne bölüne çoğalacağız derken ufacık örgütler olarak kalmışız. Şimdi de “birleşe birleşe kazanacağız” diye slogan atıyoruz. Tuhafız vesselam.

Yeni bir yıla girdik yine iyi dileklerle. Ancak daha girmeden hemen önce zaten görünürde yok sayılan, açlık sınırı altında kalan asgari ücrete güya zam yaptılar, yine de açlık sınırı altında kaldı. Rahmetli Levent Kırca’nın bir oyunu vardı, izlemişsinizdir, bir “zam” açıklamasını ne güzel tasvir ediyordu.

Kısacası 2026 yılının da açlık, yoksulluk, savaş, ahlaksızlık, hırsızlık, yolsuzluk, adam kayırmacılık, işsizlik, HUKUKSUZLUK, adaletsizlik, iddianamesiz tutuklamalar, hüküm vermeler, cezaevleri, kadın cinayetleri, mafyacılık, çeteleşmeler, tetikçilik vb. gibi olacağı ayan beyan ortada.

Ülkemizin gidişi de belli zaten. Emperyalist güçlerin eline düşmüşüz sürükleniyoruz bir yerlere. Üstelik bırakmışız kendimizi, çırpındıkça da batıyoruz bataklıkta. Bir el arıyoruz tutunmak için. Tutmaya çalıştığımız el ya ABD, ya da RUS eli. Eh, o halde geçmiş olsun.

Bu ülke bir bağımsızlık savaşı sonrası, elde yok avuçta yokken kurulmadı sanki. Yedi düvele karşı hem askeri, hem diplomatik zaferler kazanılmadı sanki. Cumhuriyetin ilk 15 yılında 100 yıl içinde yapılması gereken yatırımlar yapılmamış gibi sanki.

Kısacık sürede unuttuk hepsini. Özellikle son 20 yıl içinde her bir değerimiz, fabrikalarımız, madenlerimiz, derelerimiz, doğamız, kıyılarımız, denizlerimiz satılırken, kapatılırken, tahrip edilirken, yok edilirken, yabancılara peşkeş çekilirken oturup izledik hep birlikte. Direnenler susturulurken ya üç maymunu oynadık, ya sessizce seyrettik. O direnen bir avuç yurtseverin yok edilişlerini üzülmüş gibi yaparak izledik. Gerçekte korkarak sessiz kaldık. Sıranın bir gün bize de geleceğini düşünmeden. Ve çoğunlukla sıranın bir gün bize de geleceğini korkarak düşünerek yine de sessiz kaldık.

Şimdi soruyorum;

*Nerede kaldı bizim TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE hayalimiz?

*Nerede kaldı bizim 6. FİLOYU DOLMABAHÇEDEN DENİZE DÖKEN coşkumuz?

*Nerede kaldı bizim 1 MAYIS 1977 CESARET VE KARARLILIĞIMIZ?

*Nerde kaldı bizim KURTULUŞ SAVASI VE KURULUŞ MÜCADELESİNDEKİ RUHUMUZ?

NERDE KALDI? VAR MI BİR CEVABIMIZ?

Bakın daha dün, yeni yılın üçüncü günü Amerika’nın delisi TRUMP, bir KORSAN gibi, bir MAFYA örgütü gibi elini kolunu sallaya sallaya gitti, BAĞIMSIZ bir ülkenin, VENEZUELA’nın SEÇİLMİŞ BAŞKANI MADURO’yu evinden, YATAK ODASINDAN aldı AMERİKA’ya götürdü.

Hani biz deriz ya bazen ülkemizde kötü şeyler olduğunda “Başka ülkede olsa dünya ayağa kalkar” diye. Hiç de öyle olmuyormuş. Ne diyor DELİ TRUMP; “ Operasyonu CANLI olarak bir DİZİ FİLM izler gibi izledim.” Hani nerede ayağa kalkan DÜNYA? Hani nerede ABD parlamentosu, senatosu?

Kimseler ayağa falan kalkmadı! Ayağa kalkanlar ise HAZIROLA geçip, SELAM durdular!

Bizimkilerden ise birkaç cılız ses çıktı. Ağızlarında yuvarladılar kelimeleri, cümleleri. Hani kediler gibi “mırıl mırıl” ediyorlar doğrusu. Şu saate kadar da ASRIN LİDERİMİZDEN bir ses çıkmadı nedense. DOSTUM MADURA, KARDEŞİM MADURA ne oldu? Asrın liderimize naçizane bir tavsiye, kimseye DOSTUM, KARDEŞİM demesin! Kime söylemişse yok oluyor.

Ne demiştik yazının başlığında? YIL YENİ, DERTLER ESKİ!

Bizim bu korkaklığımız, kendi içimizdeki kavgalarımız, bölünmelerimiz bitmediği sürece, ortak akılla asgari müşterekte birleşip yukarıda “NERDE KALDI?” diye sorduğum alanlardaki mücadele AZMİNİ ve RUHUNU yakalamadıkça belki birkaç yılbaşını daha iyi dileklerimizle kutlayabiliriz. Sonrası MEÇHUL!

Ben yine de yeni yılımız sağlıklı, mutlu ve huzurlu olsun diyorum.