Aslında gündemimizde öncelikle URAS BEBEK var biliyorsunuz. Çok az zamanı kaldı URAS bebeğin. İlaca ulaşmak için de zaman az. Gerekli yardımın % 70 e yakını toplanmış durumda. En geç 1 ay içinde gerekli bağışlar toplanmalı kesinlikle.
Diyoruz ki DEVLET NE İÇİN VAR? NE İŞ YAPAR? Ana rahmine düşmüş her canlıyı yaşatmak zorunda değil midir? Evet, bunları tartışabiliriz, eylem ve etkinlikler de yapabiliriz.
Ancak şimdi TARTIŞMA ZAMANI DEĞİL, DAYANIŞMA ZAMANIDIR!
Devlet yoksa bizler varız, yurttaşlar var URAS BEBEK için çırpınan. Haydi, birer bağış daha yapalım URAS BEBEK için! Kurtaralım ve YAŞATALIM BEBEĞİMİZİ! Ve pek sanmıyorum ama belki UTANANLAR çıkar DEVLETİ yöneten kadrolardan, bir çözüm bulurlar böyle hasta bebeklerimiz için.
Uzun zamandır SİNOP için bir şeyler yazmamıştım, öneriler yapmamıştım. Bu süre içinde her yandan projelerin açıklandığını okuduk. Tabii ki her bir proje Sinop’un yapılanması içindir. Ancak, acaba DOĞRU projeler ile DOĞRU yapılanmalar gerçekleşecek midir? Nasıl bileceğiz doğru projeler olduklarını ve kimler onaylamalı projeleri? İşte bütün mesele bu. Bugüne kadar yapılan hangi proje, hangi yatırım Sinop’ta HALKOYUNA SUNULMUŞTUR? Sunulmalı mıdır? Yoksa sadece bürokratların, teknik personelin hazırladıkları ve HÜKÜMETİN veya BELEDİYELERİN onayladığı projeler mi DOĞRU kabul edilmeli? Halk neresinde olmalı kentlerine yapılan yatırımların?
Şimdi kentin sorunlarını ve dilimiz döndüğünce naçizane önerilerimizi sunmak isterim. Dilerim benim gibi arkadaşlar, Sinoplu hemşehrilerimiz de seslendirirler önerilerini. Sonunda projeler HALKOYUNA sunulur ve DOĞRU ancak böyle bulunur. Kenti HALKI ile BİRLİKTE YÖNETMEK işte tam da budur.
Kentimizin gözle görülür en büyük sorunu TRAFİK ve OTOPARK sorunudur. Sorun belediyemizin veya valiliğin önerdiği projelerle de çözülebilir belki. Ancak doğru tercihler midir projeleri? Sanırım belediyemizin 3, valiliğimizin 1 ciddi projeleri var. Ayrıntılarını halk biliyor mu tam olarak? Ve ne diyecek bu projeler hakkında?
Bence şu yapılmalıdır; Trafik ve otopark konusunda bir PROJE YARIŞMASI yapılmalı. İnanıyorum ki çok daha farklı projeler çıkacaktır ortaya. Ve bu projeler tüm ayrıntıları ile Sinop halkına anlatılmalı, sonuçta HALKOYUNA SUNULMALIDIR.
Birkaç önerim var;
*Raylı sistem düşünülmeli, teleferik düşünülmeli, toplu taşıma için belediyenin devreye girmesi düşünülmeli. Yani araç sirkülasyonunu en aza indirecek yöntemler düşünülmeli. Kentin yaya trafiği ve alışveriş alanlarının yaya yoğunluğu da düşünülerek, tabii ki kentin estetiğine, tarih dokusuna uygun olarak trafik düzenlemesi acilen yapılmalı. Otopark için uygun yerlerimizde var. Ne yazık ki neden kullanılmaz bilemiyorum. Örneğin, en yoğun Gelincik Fatih Caddesi. Pazar yeri üzeri boş dururken araçlar çift sıra halinde cadde üzerinde park ediyorlar. Yine bildiğim kadar oldukça geniş Adliye Sarayı altındaki otopark kullanılmıyor. Neden? Aynı şekilde bu otopark hükümet binasının altına uzanmıyor mu? Israrla belirtmiş ve günlerce eylem yapmıştık sesimiz duyulsun diye. Yıkılan Özel İdare İşhanı’nın alanı yer altı otopark için uygundu. Hem de katlı otopark için uygundu. Hiç kulak asılmadı. Halen Uğur Mumcu alanına yükleniliyor. Sabahattin Ali Kültür merkezinden başlayarak Hamsi yolundaki yola park eden araçlar yine o alanda genelde boş bulunan otoparka neden yönlendirilmez. Yol boyu park yasağı getirilmez?
*Üst geçit yapıyoruz asansörü yok. Alt geçit yapıyoruz yürüyen merdiveni yok. İyi de bu kentte yaşlılar zaten yoğunlukta, engeliler var, çocuklu anneler var bebek arabası kullanan, çocuklar var. Onları trafikten, caddelerden kurtarıp hem trafik akışını kesintisiz sağlamak, hem de yayaların can güvenliğini sağlamak değil midir amaç?
*Sezona çok zamanımız kalmadı. Kaç yıldır bitirilmeyen kentin gezinti ve dinlenme alanları ivedilikle düzenlenmeli. Her işletmecinin kurallara uyup uymadıkları denetlenmeli, özellikle fiyatlar konusunda sıkı denetimler yapılmalı, “çok güzel kent ama çok pahalı” görüşü ortadan kaldırılmalı.
*Bazı mekânlar eski isimleri anılmalı bence. Örneğin eski BUZHANE bu ismi ile anılmalı- ki gerçek yaşamda hala bu böyle. Şehir Kulübü de aynı isimle devam etmeli. Yüz yılın alışkanlığı var, kuruluş amacı var, unutmamak gerekir. Yeni düzenlemesi de bahçesi ile birlikte günümüze uygun, halka açık ve yapılış amacına uygun olarak yapılmalı. Örneğin, Yalı kahvesinin eski değerini, özelliğini arıyoruz bugün. Yine de sağ olsun işletmecileri ellerinden geldiğince dekor değişse bile YALI KAHVESİNDE BULUŞALIM anlayışını tutmaya çalışıyorlar.
Önceki gün KENT LOKANTASINA gittim. Şaşırdım, çünkü kuyruk vardı. Merkezden ve sanayiden uzak olmasına rağmen gelenler, hastane personeli ve öğrenciler, belediye personeli düzenli bir şekilde yemeklerini alıp yiyorlar. Yemekleri çok beğendim. Aşçısından garsonuna, yöneticisinden temizlikçisine teşekkür etmek gerekiyor. Bence acilen bir de merkezde açılmalı. Çünkü merkezden yemek için gidecekler ayrıca gidiş-dönüş 60.- TL. Yol ücreti ödüyorlar. Sonuçta yemek bedeli oluyor 180.- TL. Bence merkezde açılması mutlak gerekir.
Son olarak, MEDRESE KAPATILDI VE BOŞALTILDI. Ve SİNOPLULAR olarak uzaktan seyrettik. Birkaç iddialı söz ve cılız eylem ile geçiştirdik. Başta MEDRESE ESNAFI inanmadı işyerlerini kurtarma mücadelesine. Çok erken teslim oldular ve işyerleri için mekân aramaya başladılar. Sonuçta nur topu gibi yeni bir sorunumuz oluyor SİNOP ve SİNOPLULAR olarak. Orayı, tarihi ve turistik mekânı “İLİM VE İRFAN YUVASI” yapacaklarmış. Ve duydum ki bir vâkıfa, tanıdık bir vâkıfa devredeceklermiş. Tüylerim diken diken oluyor düşündükçe. Bu “yuvalar” eskileri hatırlatıyor bana, o mekânda yaşananları, günümüzde tarikat yuvalarında yaşananları hatırlatıyor.
Bu konuda sınıfta kaldık SİNOP, SİNOPLULAR! Artık bari bundan sonra olacaklara karşı uyanık ve tedbirli olalım diyorum.
DİYORUM Kİ KENTE SAHİP ÇIKALIM, DEMOKRATİK HAKLARIMIZI KULLANALIM, KENTİ BİRLİKTE YÖNETELİM. MÜCADELEMİZ YAŞADIĞIMIZ KENT VE MEKÂNLAR İÇİNDİR.
BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ, BİRLİKTE BAŞARIRIZ!