22 Temmuz 2006 tarihinde Sinop‘ta düzenlediğimiz "NÜKLEERSİZ YAŞAM ŞENLİĞİ" sırasında; gençlerimiz Soner BALTA, kardeşi Öner BALTA ve Güneş KORKMAZ‘ı, Karadeniz‘in hırçın dalgalarının bizden almasının ardından yirmi yıl geçti.
Eşit ve özgür, yaşanası bir dünya sevdalısıydı gençlerimiz! Üç fidanımızı, nükleersiz bir yaşam mücadelesi uğruna 20 yıl önce Hırçın Karadeniz’in dalgaları bizden aldı.
Onlar, geleceklerine sahip çıkıp, doğayı ve insan yaşamını savunan, ülkemizin nükleer çöplük haline getirilmesine izin vermeyen, ne Sinop’ta ne de bir başka yerde hayatlar solmasın diye, ülkemizin hiçbir yerinde nükleer santral kurulmasını istemeyenlerdi. Onlar “NÜKLEERE İNAT YAŞASIN HAYAT” şiarıyla hayatlarını verenlerdi! Sinop’ta düzenlediğimiz “NÜKLEERSİZ YAŞAM ŞENLİĞİ”inde; yitirdiğimiz ve sonsuzluğa uğurladığımız tarihin üzerinden tam 20 yıl geçti.
Takvim yaprakları 22 Temmuz 2006 yılını gösteriyordu. Sinop Nükleer Karşıtı Platform ve Bileşenleri olarak; 17-23 Temmuz 2006 tarihleri arasında siyasal iktidar tarafından Sinop’ta kurulması planlanan Sinop Nükleer Güç Santrallarına karşı farkındalık yaratmak ve karşı duruşumuzu göstermek için “SİNOP’TA NÜKLEERSİZ YAŞAM ŞENLİĞİ” düzenlenmiştik. Sinop’ta verilen mücadeleye destek vermek ve mücadeleyi bilince taşımak için her kesimden insan toplulukları ile birlikte TMMOB ve TTB’ye bağlı odalardan oluşan öğrenci dostlarımız da mücadelemizi desteklemek için Sinop’ta bulunuyorlardı.
TMMOB ve TTB’ye bağlı Odaların Öğrenci Gençliği bu etkinlikte aktif olarak yerlerini almışlardı. Sayıları da 470 kişi civarındaydı! Bu nedenle Öğrenci Gençliği; Sinop Akliman bölgesindeki Martı Kamping’de bir hafta süreyle kamp kurmuşlardı. Amaçları Nükleer Santral kurulması planlanan bölgede; yöre halkını Nükleer santrallar konusunda bilgilendirmek ve sağlık taraması yapmaktı. 22 Temmuz günü Akliman bölgesinde denizde; hem RİP AKINTISI oluşmuştu hem de deniz çok hırçın ve dalgalıydı! O gün Karadeniz; Soner, Öner ve Güneş’i bizden aldı. Onları o günün ardından sonsuzluğa uğurladık. Ama mücadelemiz hala sürüyor ve Sinop Nükleer Güç Santralı projesi tarihin çöp sepetine atılana dek de sürecek! Bu mücadelemiz; öncelikle Dünya Ekolojik yaşamı Nükleer belasından kurtarmak olduğu kadar; Soner, Öner ve Güneş’e o gün verdiğimiz sözümüzdür! Sinop’ta Nükleer Santral ve Nükleer Atık Tesisi kurulmasına izin vermeyeceğiz.
Siyasal iktidarın yetkilileri, ülkesini otoriter bir rejimle yöneten devlet başkanları ile her yan yana gelişinde “Sinop Nükleer Güç Santralı’nı sizinle birlikte yapacağız” diyorlar! Bunu ne ilk kez söylediler, nede son olacak gibi! Politik olarak sıkıştıklarında bu cümleyi sürekli tekrar edecekler!
Hiçbir Ekonomik, Toplumsal ve Ekolojik faydası bulunmayan, olası bir kaza ve saldırı sonrasında yaydığı radyasyonun etkileri yüzyıllarca devam edecek olan; pahalı, kirli, tehlikeli, atık sorunu çözülmemiş Sinop NGS ve Akkuyu Nükleer Projeleri daha fazla kamu zararı doğurmadan iptal edilmelidir.
Ortadoğu coğrafyasına şöyle bir baktığımızda Kuzeyde Ukrayna ve Rusya beş yıldır devam eden savaşta karşılıklı olarak Nükleer tesislere saldırılar gerçekleştiğini görüyoruz.
Yine Ortadoğu coğrafyasında İsrail ve İran arasında devam eden savaşta tarafların karşılıklı olarak; Füze ve DRONE’lerle Nükleer tesislerine saldırılarını sürdürdüklerini görüyoruz. Bu savaşlarda Nükleer tesisleri hedef alan saldırılarını sosyal medya haberleri aracılığıyla da görebiliyoruz. Her zaman hedef olarak seçilebilecek benzer nitelikteki nükleer tesislerin Türkiye’de de kurulmasını istemiyoruz.
Bu açıklamalardan şunu görüyoruz;
- Sinop Uluslararası nükleer pazarlıkların konusu yapılıyor. Buna, biz nükleer karşıtları olarak izin vermeyeceğiz!
- Meselenin “Elektrik enerji meselesi” olmadığını net olarak görebiliyoruz.
- Dünyanın devleri Nükleer Enerjiden uzaklaşırken; Türkiye’nin adının hala bu pazarda anılıyor olması manidardır.
- İnceburun Yarımadasında 10,5 km2’lik alanda yaklaşık (1.500.000) bir milyon beşyüzbin ağaç katledildi. Katledilen ağaçların yerine en kısa sürede bu alanın ağaçlandırılması gerekir!
- Bu nedenle “Nükleer sizin olsun Sinop bizimdir!” diyoruz!
Zeytin Barıştır, Barışın Simgesi olan Zeytine Dokunmayın diyoruz;
AKP, iktidarının ilk yıllarından itibaren doğal ve kentsel varlıkların talanı üzerinden kendini var etti. Ekolojik krizin en başat görünümü olan seller, kuraklık, orman yangınları gibi felaketlerle yaşadığımız iklim krizine karşı hiçbir adım atılmıyor. “İklim Kanunu” adı altında 02.07.2025 tarihinde TBMM’den geçirilen 7552 sayılı Kanun, aslında emisyon ticaret sistemini düzenliyor. Sermayenin iklim krizine karşı çözüm olarak sunduğu emisyon ticareti, havanın metalaştırılması ve temiz hava hakkının alınıp satılmasını öngörüyor. Yeşil bir kapitalizm mümkün değildir. Emisyon ticareti ile sermaye, yeni birikim alanları yaratarak kapitalizmin kendi krizini aşmayı amaçlıyor. Aynı çerçevedeki Paris İklim Anlaşması’nın indirim hedeflerini bile sermaye çıkarları doğrultusunda erteleyip esneten düzenlemelerle daha büyük felaketlerin yaşanmasına yol açıyor.
Ormanlar ve başta zeytinlikler olmak üzere tarım alanları denetimsiz şekilde sermayenin talanına açılıyor. Çevresel etki değerlendirme süreçleri işlevsizleştiriliyor. Şirketler lehine doğrudan izin ve ruhsat alma imkânları getiriliyor. Savaş ve seferberlik gibi olağanüstü hallerde istisnai olarak uygulanma imkânı olan acele kamulaştırmalar, doğrudan el koyma haline dönüştürülüyor. El koyma kararlarına ruhsat aşamasında tapu vasfı tanınıyor. Açıkça sermaye için servet transferi sağlanıyor. Artık doğal olmayan felaketlerden beslenmeye, deprem, yangın, sel ve her türlü felaketi birer yatırım aracı olarak görmeye devam ediyor.
Siyasal iktidara önerimiz; Bu lanet projelerden ve kanun düzenlemelerinden derhal vazgeçin! Bunlara izin vermeyeceğiz.
22 Temmuz 2006’da Karadeniz’in azgın dalgalarına yenik düşen arkadaşlarımızı, nükleer karşıtı mücadeleyi yükselterek bu gün burada aileleriyle ve dostlarıyla birlikte 25 Temmuz2026 Cumartesi günü saat:17.00-19.00 arasında birkez daha anıyoruz.
· Soner- Öner- Güneş Aramızda, Yaşıyor!
· Nükleere İnat Yaşasın Hayat!
· Nükleer Savaşta da Barışta da öldürür!
Üç fidanımız için düzenlediğimiz ilk etkinlikten kareler! Resim: 1 de Etkinlikte düzenlediğimiz resim sergisinden görünümü,
Resim:2 de İnsan zinciri oluşturularak gençlerin anısına Karadeniz’e karanfil bırakırken görüyoruz.
Resim:3 de Üç fidanımızı andığımız ilk etkinlikte (12 Ağustos 2007) JMO Genel sekreteri Dündar Çağan Basın bildirisini okurken,
Resim:4-5 Tarihi Sinop Cezaevi avlusunda konuyla ilgili olarak gerçekleştirdiğimiz Panelden kareler.
Resim:6 Mücadelesiyle anılarımızda yaşayacak olan Fidanımız Soner Balta’nın sergideki fotoğraflarından biri.
Resim:7 Soner, Öner ve Güneş’in hafızalarımızdan silinmeyeceğine işaret eden karede!