Soğuyan Sinop!

" ..........Pencereden denizi ve gökyüzünü birleştiren yağmurla birlikte kabaran dalgalara bakarken içimdeki fırtınayı, yaşadığım ânı nasıl bir yazıya dönüştürebileceğimin endişesi içerisinde yazmaya çalışıyorum.............."


Sinop’ta da yağmurlu günlerin başlamasıyla birlikte, Karadeniz’in de dip dalgalarının sahile vurduğuyla kıyılara vuran dalgaların bıraktığı izlerin eşliğinde gökyüzündeki karamsarlığa bakıyorum.

Pencereden denizi ve gökyüzünü birleştiren yağmurla birlikte kabaran dalgalara bakarken içimdeki fırtınayı, yaşadığım ânı nasıl bir yazıya dönüştürebileceğimin endişesi içerisinde yazmaya çalışıyorum.

Sinop’un doğal limanı “Yalı Kahveleri”ne sığınmış olan mürettebata şaşkın bakışlarıyla bakan insanlarla birlikte, kahvelerin içi yağmur sesiyle doluyor. İşte ideal bir an: Yağmur, soba, sıcak bir çay, iliklerine kadar işlenmiş bir endişenin gittikçe kemikleşen kötümserlik üzerine farklı düşüncelerle bardaklarındaki çayı içerken, kara bulutlar gibi herkesi içine alan psikolojik atmosferden kurtulmak istiyorlar... Masalardaki gazetelere göz atanlar, bir şaşkınlık ve bilinmez düşünceleriyle yakınlarda acı haberleriyle perişan olduğumuz aldığımız, Şehzadeler Belediye Başkanımız Gülşah Durbay’ın fotoğrafının görüntüsüyle derin bir teessürün girdabında, boğazımıza kilitleniyor.

İnsanlar şaşkın! Nasıl olur?

Arkasından TİP'li 16 gençle ilgili tutuklanma haberini okuduklarında bir umutsuz bekleyişle ülkenin pek çok iftira, yalan, haksızlık, zulüm haberleriyle yıkılıyorlar. Böylesi zamanlarda iyimserliğin ne olduğunu, ülkenin çalkantılı günlerin girdabından bir türlü kurtulamadığının endişesiyle düşüncemi sessizce içime gömüyorum....

İnsanlık, medeniyet denilen canavarlarca gittikçe artan seyirle, yaşam, dünya hiç bu kadar soğumamış, belki de bu nedenle, canlılık özlemine hiç bu kadar ihtiyacımız olmamıştı...