Ülkemizin içinde bulunduğu durumun tam karşılığı budur; “Sırat köprüsünden geçiyoruz!”
Yanlış anlaşılmasın, öldük de cehennemin üzerindeki sırat köprüsünden geçiyor değiliz. Yaşarken ülkemizi kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya olduğumuzu belirtmek için bu ifadeyi kullandım. Keşke kullanmamış olsaydım, keşke kullanmama gerek kalmasaydı. Kullanmamayı tercih ederdim.
Bir yanda emekçiler, emekliler, üretenler, küçük esnaf, zanaatkârlar, işsizler, öğrenciler, bebekler, yaşlılar, diğer yanda UTANMAZ sömürenler. Diyeceksiniz ki bir yanda olanları anladık da, diğer yandaki SÖMÜRENLER VE UTANMAZLAR’ı anlamadık. Yine diyeceksiniz ki SÖMÜRENLER ZATEN UTANMAZ OLURLAR YAPILARI GEREĞİ, yine diyeceksiniz ki UTANMAZLAR SÖMÜRENLER OLURLAR İDEOLOJİLERİ GEREĞİ.
Sömürenler sürekli yalan söylerler sömürdükleri insanlara, çünkü artık kendileri de inanmışlardır söylediklerinin doğru olduğuna ve bu nedenle reddederler UTANMAZLIKLARINI, sömürülenler ise her gün farklı kılık ve gündemlerle karşılarına çıkan sömürgecilerin söylem ve eylemleri ile şaşkına dönerler, kafaları karışır, neyi, nasıl ve ne zaman doğru tahlil edeceklerini bilemez hale gelirler.
Bunun da başlıca nedeni örgütlü olmayışlarıdır, olamayışlarıdır. Kimisi tamamen umudunu kaybetmiştir gelecekten, kimisi can korkusu yaşar sıranın kendisine de bir gün geleceğini bile bile, kimisi iktidarın kayığına binmenin boş bir hayal olduğunu bile bile inmez o kayıktan, kimisi ise kazanda yavaş yavaş pişirilen kurbağa gibidir, anlayamaz yavaş yavaş öldürüldüğünü.
Ülkemde gündemler karmakarışık;
*Bir gün BAHİS yolsuzluğu, diğer gün UYUŞTURUCU operasyonu,
*Bir gün asgari ücret tartışmaları, diğer gün emekli aylıkları,
*Bir gün gelecek yılın TAHMİNİ bütçesi, diğer gün 3 saniyede kabul edilen iki yıl önceki kesin hesap bütçesi,
*Bir gün barış süreci, diğer gün yine savaş çığırtkanlıkları,
*Bir gün boş pazar filesi, diğer gün sonradan görmelerin her türlü partileri….
Siyasi iktidar bir şeyi gerçekten çok iyi yapıyor, hatta kendine verilen görevi yerine getirirken rolünü de çok iyi oynuyor. Siyasi iktidar ve ortakları dün beyaz dediğine bugün kara derken inandırıcı da oluyor. Nereden anlıyoruz? Çünkü kamuoyu anketlerine göre halen kendilerini destekleyen %30’luk bir kitle var. Daha da ilginci %20’lere varan KARARSIZLAR kitlesi var.
Ancak artık çözülmelerin başladığını da görüyoruz siyasi iktidardan. Çünkü inandırıcılıkları azaldı halk nezdinde. Nasıl azalmasın ki; Dün asmak için ip attıklarına bugün can simidi atarlarsa, dün Dolmabahçe görüşmelerinde diz dize oturduklarına kazık attıkları halde bugün yine dirsek temasında bulunuyorlarsa, hırsızlar memur, memurlar rüşvetçi, yargı taraflı, hukuk ayaklar altında ise, eğitimde öğrenciler, sağlıkta hastalar müşteri olarak kabul ediliyorsa elbette ki çözülmeler olacaktır. Üreticiler yok edilmişken, fabrikalar kapatılmışken, en değerli madenlerimiz peşkeş çekilirken, ormanlarımız, akarsularımız, doğamız yok edilirken, ülkemiz sürekli dışarıya borçlandırılırken, ahlaksızlık gövdeyi sarmışken, milletin hakkını, malını, canını, namusunu savunması gereken vekiller “EVET utanmıyoruz, yaptıklarımızla GURUR duyuyoruz!” diyebiliyorlarken elbette ki halkın da bir cevabı olacaktır.
Emeklilerin, emekli aylıklarındaki artışların en az asgari ücret düzeyinden başlayarak hesaplanması, seyyanen fark ödemelerinin yapılması yönündeki talep ve beklentileri varken 2026’dan itibaren aylıklarda düşüş olacağının açıklanması ve asgari ücretin yine güdük kalacağı belli iken emekli ve emekçileri artık iyice açlığa mahkûm edecekleri fikri de hızla yaygınlaşmaktadır.
Tüm bunların ötesinde gözaltına alınıp tutuklanan, gazetecilik suçu(!) dışında hiçbir suçunun olmadığına inandığım Merdan Yanardağ’ın bir uyarısı ile bitireyim yazımı;
*”PUSUYA DİKKAT!
Sinsi, pervasız, hukuku ayaklar altına alan düşmanca bir kumpas ile karşı karşıyayız. Kamuoyunun bütün dikkati İBB davası ve sözde “yolsuzluk” üzerine yoğunlaşmış durumdayken, demokrasiye, düşünce, ifade ve basın özgürlüğüne “casusluk” kumpası ile pusu kuruluyor. İnsanlar “bu kadar saçma şey olmaz” diyerek-ki haklılar-ilgisini başka yöne kaydırırken, “casusluk” suçlaması üzerinden, sinsice bir hesap yapılıyor.
……Bir düşman hukuku, daha doğru bir ifade ile bir Nazi hukuk anlayışı ile karşı karşıyayız. İktidarın manipülasyonu ile siyasal ve ideolojik kararlar vererek devleti ve toplumu yeniden şekillendirmek için yasaları ve anayasayı çiğneyen bazı mahkemelerle karşı karşıyayız. Siyasi tercihlerimiz suç sayılıyor. Bu nedenle gazeteci arkadaşlarımızın, basın meslek örgütlerinin, başta CHP olmak üzere sol ve demokratik partilerinin, Ekremoğlu ve ekibinin dikkatini çekmek isterim. Bu saçmalık ötesi kumpas konusunda, kamuoyunu uyarmak, toplumsal muhalefetin dikkatini konuya yöneltmek, halkı hazırlamak ve nihayet güçlü bir tepkiyi ortaya koymak için harekete geçmek gerekiyor. Nazi propaganda bakanı Gobbels’in taktiklerini sinsice uygulamaya çalışan bir güçle karşı karşıyayız. Pusuya dikkat!”
Evet, SIRAT KÖPRÜSÜNDEN geçiyoruz.
Vereceğimiz her doğru tepki bizleri bir adım daha ÖZGÜRLÜĞE, TAM BAĞIMSIZLIĞA veya
her yanlış tepki veya tepkisizlik bizleri bir adım daha CEHENNEME yaklaştıracaktır.