<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Haber Kolektif</title>
    <link>https://www.haberkolektif.com</link>
    <description>Halk İçin, Halk adına...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.haberkolektif.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 03 Apr 2026 21:26:13 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.haberkolektif.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[NKP’den uyarı; Dünya halkları harekete geçmelidir.]]></title>
      <link>https://www.haberkolektif.com/nkpden-uyari-dunya-halklari-harekete-gecmelidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkolektif.com/nkpden-uyari-dunya-halklari-harekete-gecmelidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["........Bir nükleer tesise yönelik herhangi bir saldırı, yalnızca hedef ülkeyi değil; rüzgâr, su ve ekosistemler aracılığıyla tüm bölgeyi etkileyebilecek sınırlar ötesi bir felaket riskini beraberinde getirir. Bu durum, nükleer enerjiyi bir ulusal mesele olmaktan çıkarıp küresel bir tehdit haline getirmektedir. ............"]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<hr />
<p>Ankara, İstanbul, Mersin ve Sinop Nükleer Karşıtı platformları Rusya-Ukrayna savaşında Zaporijya Nükleer Santrali‘ne yönelik tehditlerin sürdüğünü söyledi. NKP, Mart 2026‘da İsrail ve ABD‘nin İran‘daki Natanz Nükleer Tesisi yakınını bombalamasının ve akabinde İran‘ın İsrail‘in Dimona kentini balistik füzelerle hedef almasının nükleer tesislerin küresel bir tehdit haline geldiğini vurguladı. NKP, yayınladığı basın açıklamasında yaşanan bu gelişmelerin ardından tüm dünya halklarını harekete geçmeye davet etti.</p>

<p>NKP Tarafından yapılan basın açıklamasının tam metni şöyle;</p>

<p>Rusya–Ukrayna Savaşı kapsamında Zaporijya Nükleer Santrali`ne yönelik tehditler sürerken, 2 Mart ve 21 Mart 2026 tarihlerinde İsrail ve ABD tarafından İran`daki Natanz Nükleer Tesisi`nin yakınına saldırılar gerçekleştirilmiştir. Bu saldırılardan saatler sonra İran, İsrail`in nükleer silah geliştirmesinde de rolü olan nükleer tesislerinin bulunduğu Dimona kentini, balistik füzelerle hedef aldı. Bu durum, nükleer tesislerin küresel ölçekte ne denli büyük bir tehdit haline geldiğini bir kez daha gözler önüne sermiştir.</p>

<p>Yaşanan bu gelişmeler, nükleer santrallar ve ilgili tesislerin savaş koşullarında tüm insanlık için yıkıcı sonuçlar doğurabilecek hedefler haline geldiğini açıkça ortaya koymaktadır. Nükleer tesisler "enerji güvenliği" söylemleriyle meşrulaştırılmaya çalışılsa da çatışma koşullarında doğrudan askeri hedeflere dönüşmektedir. Zaporijya, Natanz ve Dimona örnekleri göstermiştir ki; en gelişmiş savunma sistemleri dahi bu tesisleri korumaya yetmemektedir.</p>

<p><img alt="Nükleer-2" height="329" src="https://haberkolektifcom.teimg.com/haberkolektif-com/uploads/2026/03/nukleer-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="508" /></p>

<p>Bir nükleer tesise yönelik herhangi bir saldırı, yalnızca hedef ülkeyi değil; rüzgâr, su ve ekosistemler aracılığıyla tüm bölgeyi etkileyebilecek sınırlar ötesi bir felaket riskini beraberinde getirir. Bu durum, nükleer enerjiyi bir ulusal mesele olmaktan çıkarıp küresel bir tehdit haline getirmektedir.<br />
Aynı zamanda bu tür saldırılar, halklar üzerinde büyük bir korku ve panik yaratmakta; ekonomik ve sosyal yaşamı derinden sarsmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>NÜKLEER TEKNOLOJİ ESKİMİŞ VE TEHLİKELİDİR! </strong></p>

<p>Yüzyılın koşullarında geliştirilen nükleer teknoloji, günümüzün çok katmanlı ve asimetrik tehdit ortamında artık savunulamaz hale gelmiştir. Merkezi ve yüksek riskli yapıları nedeniyle nükleer santraller, Fukuşima`da olduğu gibi depremler, tasarım ve insan hatalarının yanısıra bir askeri-siber saldırıyla geniş coğrafyaları yaşanamaz hale getirme potansiyeline sahiptir.<br />
Natanz ve Dimona`da yaşananlar açıkça göstermektedir ki gerek elektrik enerjisi elde etmek amacıyla kurulan nükleer santrallar, gerekse savaş teknolojisi amaçlı kurulan nükleer tesisler savaşta hedef ve "kendi kendini imha mekanizması" yaratmak anlamına gelmektedir.</p>

<p>Yaşanan bu gelişmeler, nükleer tesislerin daha iyi korunmasına yönelik tartışmaların ötesine geçilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Sorun, güvenlik açığı değil; bizzat bu tesislerin varlığıdır.<br />
Gerçek güvenlik; enerji ve silah üretimi için kullanılan nükleer tesisleri güçlendirmekle değil, onları tamamen ortadan kaldırmakla mümkündür.</p>

<p>Bu nedenle;</p>

<p>*Nükleer santrallerle elektrik enerjisi üretiminden,</p>

<p>*Nükleer yakıt zenginleştirme faaliyetlerinden,</p>

<p>*Nükleer silah üretimi ile ilgili tesislerden, dünya genelinde vazgeçilmesi zorunludur.</p>

<p>Dünya halklarını; nükleer risklere karşı seslerini yükseltmeye, devletler üzerinde baskı kurmaya ve nükleer endüstri ile onun ekonomik çıkar ağlarına karşı mücadele etmeye çağırıyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.haberkolektif.com/nkpden-uyari-dunya-halklari-harekete-gecmelidir</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 18:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkolektifcom.teimg.com/crop/1280x720/haberkolektif-com/uploads/2026/03/cop-31e-giderken-akkuyu-ngs-bir-iklim-cozumu-degil-yapisal-bir-kirilma-1.jpg" type="image/jpeg" length="60959"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Genel Sağlık-İş’ten 14 mart açıklaması “ Susmuyoruz, korkmuyoruz, gitmiyoruz”]]></title>
      <link>https://www.haberkolektif.com/genel-saglik-isten-14-mart-aciklamasi-susmuyoruz-korkmuyoruz-gitmiyoruz-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkolektif.com/genel-saglik-isten-14-mart-aciklamasi-susmuyoruz-korkmuyoruz-gitmiyoruz-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["........... Siyasi iktidarın yıllardır uyguladığı yanlış sağlık politikaları, sağlığı bir kamu hizmeti olmaktan uzaklaştırmış; alınıp satılabilen bir meta haline getirmiştir. Hastaneler ticarethaneye, hastalar müşteriye, biz sağlık emekçileri ise performans baskısı altında çalıştırılan emekçilere dönüştürülmüştür...............”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<hr />
<p>14 mart tıp bayramı nedeni ile bir basın açıklaması yayınlayan Genel sağlık-iş Sinop Şube Başkanı Mustafa Aytaç kutlama gününün mücadele gününe dönüştüğünü belirterek iktidara yüklendi. Açıklamasında <strong>“pes etmeyeceğiz</strong>” diyen Aytaç <strong>“Siyasi iktidarın yıllardır uyguladığı yanlış sağlık politikaları, sağlığı bir kamu hizmeti olmaktan uzaklaştırmış; alınıp satılabilen bir meta haline getirmiştir. Hastaneler ticarethaneye, hastalar müşteriye, biz sağlık emekçileri ise performans baskısı altında çalıştırılan emekçilere dönüştürülmüştür.”</strong> Şeklinde konuştu.</p>

<p>Yazılı 14 mart açıklaması yayımlayan Genel sağlık-iş Sinop Şube Başkanı Mustafa Aytaç <strong>“Tam yüz yıl önce yurdumuz emperyalistler tarafından işgal edildiğinde ülkesini terk etmeyen, direnen; ebedi önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün mücadele arkadaşı kahraman Tıbbiyeli Hikmet Boran’ın yüz yıl sonraki meslektaşlarına selam olsun</strong>” dedi.</p>

<p><strong>Aytaç’ın</strong> yazılı basın açıklaması şöyle <strong>“Bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Kutlama günü olması gereken bu anlamlı gün, ne yazık ki biz sağlık emekçileri için; ağır ve zorlu çalışma koşullarına karşı insan onuruna yaraşır bir çalışma ve yaşam için mücadele ettiğimiz bir güne dönüşmüştür. Bizler insanı yaşatmak için canla başla çalışan, kendi hayatını hiçe sayarak görev yapan sağlık emekçileriyiz. Ülkemizde kalıp mesleğimizi yapıp yurttaşlarımıza siyasi iktidarın tüm kötü yönetimine rağmen nitelikli sağlık hizmeti vereceğiz ve Her 14 Mart’ı gururla kutlamaya devam edeceğiz. Siyasi iktidarın yıllardır uyguladığı yanlış sağlık politikaları, sağlığı bir kamu hizmeti olmaktan uzaklaştırmış; alınıp satılabilen bir meta haline getirmiştir. Hastaneler ticarethaneye, hastalar müşteriye, biz sağlık emekçileri ise performans baskısı altında çalıştırılan emekçilere dönüştürülmüştür.” </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Basın açıklamasında yurttaşlara da seslenen <strong>Genel sağlık-iş Sinop Şube Başkanı Mustafa Aytaç “ Alamadığınız randevuların, bulamadığınız ilaçların, malzeme eksikliği nedeniyle yapılamayan ameliyatların sorumlusu sağlık emekçileri değildir. Bunun tek sorumlusu; sağlığı ticarileştiren ve yıllardır övünerek uygulanan sağlıkta dönüşüm politikalarıdır. Bugün birinci basamak sağlık hizmetleri ciddi bir çöküş içindedir. Koruyucu sağlık hizmetleri geri plana itilmiş; insanların nasıl daha fazla hastalanacağı ve özel hastaneler ile ilaç şirketlerinin nasıl daha fazla kazanç sağlayacağı üzerine kurulu bir anlayış sağlık politikalarını belirler hale gelmiştir. Öyle ki zaman zaman bebeklerimize, çocuklarımıza yapılması gereken zorunlu aşılar dahi yapılamaz hale gelmiştir. Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları aşırı hasta yükü altında ezilmekte; maaşlar ve cari gider ödemeleri yetersiz kalmaktadır. Buna rağmen iktidar sahipleri tarafından akla mantığa sığmaz yöntemlerle hak edişlerde kesinti yolları aranmakta ve sağlık emekçileri daha çok çalıştırılıp daha az nasıl ücret ödenir çabasına girmektedir. 112 acil sağlık hizmetlerinde de tablo farklı değildir. Ambulanslar eski ve sık sık arızalanmaktadır. Personel sayısı yetersizdir. Birçok istasyon fiziki ve hijyen koşullarından yoksun şekilde hizmet vermeye çalışmaktadır. İkinci basamak sağlık hizmetleri bitiş noktasındadır. Sağlık hizmeti sunan kamu kurum ve kuruluşlarında uzman hekim ve sağlık personeli eksikliği yaşanmakta, hem sağlık hizmetine erişim zorlaşmakta hem de büyük hastanelerde yoğunluğu artırmaktadır. Ek ödeme ve teşviklerin azaltılması ise sağlık çalışanlarının emeğini değersizleştirmekte ve gelir kaybına yol açmaktadır. Üçüncü basamak sağlık hizmetlerinde ise öğretim görevlisi ve personel yetersizliği, tayin sorunları, eşit işe eşit ücretin sağlanamaması, artan iş yükü ve ağır çalışma koşulları sağlık çalışanlarında ciddi bir tükenmişlik yaratmaktadır. Tüm bu sorunlara rağmen Sağlık Bakanlığı güvencesiz ve sözleşmeli çalışma modellerinde ısrar etmektedir. Sağlıkta şiddet ise her geçen gün artmakta; liyakatsiz yöneticilerin baskı ve mobbingleri devam etmektedir. Sağlık çalışanları yoksulluk sınırının altında ücret almakta; ek ödemeler ve nöbet ücretleri hak edilen düzeyde verilmemektedir.”</strong></p>

<p><strong>“Sağlık emekçilerini yok sayan, emeğini değersizleştiren bu düzen siyasi iktidarın eseridir”</strong> şeklinde sözlerini sürdüren <strong>Genel sağlık-iş Sinop Şube Başkanı Mustafa Aytaç “ Genel Sağlık-İş olarak buradan siyasi iktidara sesleniyoruz: Sağlıkta şiddeti körükleyen nefret dilini bırakıp SUSSUNLAR! Genel Sağlık-İş olarak haklarımız için mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz KORKSUNLAR! Biz sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olarak insan onuruna yaraşır yaşam ve çalışma koşullarında nitelikli sağlık hizmeti vermeye çalışıyoruz, bunu sağlayamıyorlarsa GİTSİNLER! ÇÜNKÜ BİZ SUSMUYORUZ! KORKMUYORUZ! HİÇBİR YERE GİTMİYORUZ! 14 Mart Tıp Bayramı'nda, Sinop'taki değerli hekimlerimizi, hekimlik onurunu, adalet ve eşitlik mücadelesiyle yürüten Hikmet Boran'ı anarak selamlıyoruz. Tıp, sadece bir meslek değil, halk sağlığı mücadelesinin, direnmenin ve toplumsal adaletin bir simgesidir. Bugün, bu direniş ruhunu hep birlikte yükseltelim. Haklarımız alınana kadar, gerek hekimlik onurunu gerek sağlık alanında emek veren tüm mesleklerimizin insanca yaşayacağı bir düzen kurulana kadar mücadelemize devam edeceğiz.Genel Sağlık-İş Sendikası olarak, başta Hikmet Boran ve arkadaşlarını saygıyla anıyor, tıp mesleğini icra eden tüm hekimlerimizin ve sağlık emekçilerimizin yanlarında olacağımıza söz veriyoruz."</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÖRGÜTLÜ YAŞAM</category>
      <guid>https://www.haberkolektif.com/genel-saglik-isten-14-mart-aciklamasi-susmuyoruz-korkmuyoruz-gitmiyoruz-1</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 17:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkolektifcom.teimg.com/crop/1280x720/haberkolektif-com/uploads/2026/03/mustafa-aytac-2.jpeg" type="image/jpeg" length="35260"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bu SES’e kulak ver!  Dövüldüler, sövüldüler, sürüldüler, öldüler, kovuldular…VAZGEÇMEDİLER!]]></title>
      <link>https://www.haberkolektif.com/bu-sese-kulak-ver-dovulduler-sovulduler-surulduler-olduler-kovuldularvazgecmediler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkolektif.com/bu-sese-kulak-ver-dovulduler-sovulduler-surulduler-olduler-kovuldularvazgecmediler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Dr. Sena SAKİN, Dr. Mehmet Turan YAZLAK ve Şoför Ender ÇORAKLI , Onların artık kutlayamadıkları Tıp Bayramıdır 14 MART. Melike ve Mustafa gibi psikolojik şiddete daha fazla dayanamayarak intihara sürüklenen hekimlerin, hemşirelerin, anestezi teknikerlerinin yardım çığlığıdır 14 Mart. Hasta yakınının saldırılarına karşı birlikte bariyer oluşturan ekibin haftasıdır 14 Mart. Ege Üniversitesi Hastanesinde iş cinayetinde yaşamını yitiren temsilcimiz Ali Can’ın kutlayamadığı bayramdır 14 mart..."]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<hr />
<p>14 mart tıp Bayramının 107. Yılı nedeni ile Sinop Atatürk Devlet Hastanesi poliklinikleri önünde toplanan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyeleri <strong>“mücadeleye devam</strong> “ dedi. SES Sinop Şube Başkanı Ayhan Çalık tarafından okunan bildiride yaşanan sorunlar ve taleplere yer verildi. SES protestosuna <strong>CHP İl Başkanı Aykut Cem Yalçınkaya, CHP Kadın Kolları Başkanı Esin Tümer, Eğitim-Sen Sinop Şube Başkanı Musa Uzun, Türk Tabipler Birliği Sinop Temsilcisi Kalp Damar Cerrahı</strong><em><strong> </strong></em><strong>Dr. Arif Özdal Arslan’ın yanısıra Devrimci Emekli-Sen</strong> gibi sendikaların da destek verdiği görüldü.</p>

<p>SES Şube Başkanı Ayhan Çalık <strong>“ Sağlık hizmetinin metalaştırılarak alınıp satılan bir mala dönüştürülmesine, hastaya müşteri denilmesine ve sağlık bütçesinin özel sermayeye aktarılmasına karşı Tıp Bayramının 107. Yıldönümünde de 14 Mart haftasında mücadeleye devam ediyoruz”</strong> derken<strong>, “14 Mart’lar Bayrama dönüşsün diye Sağlık Mücadele Haftası diyoruz. Çünkü; Yaşam hakkı yok sayılanların, iş yükü, mobing ve angarya gibi modern kölelik çalışma koşullarına isyan edenlerin, pandeminin başından beri</strong> “Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz ” <strong>diyenlerin mücadele haftasıdır 14 MART. İhtiyaç olduğunda kahraman ilan edilip alkışlatılan, sonrasında unutulanların haftasıdır 14 MART. Toplu sözleşmelerle mali, sosyal, özlük hakları iyileştirilmeyen, çalışma koşulları daha da ağırlaştırılan, iş barışı bozulanların haftasıdır 14 Mart. Enflasyonun, vergi yükünün altında ezdirilen, sadaka gibi zamlarla yoksullaşanların; insanca yaşayacak, emekliliğe yansıyacak yoksulluk sınırının üstünde temel ücret diye iş bırakanların, eylem örgütleyenlerin haftasıdır 14 Mart. “</strong> şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Çalık </strong>konuşmasında İlimizde çalışmakta iken geçici olarak görevlendirildikleri Boyabat ilçesine resmi araçla götürülürken, Sinop-Boyabat karayolu üzerinde geçirdikleri trafik kazasında hayatlarını kaybeden <strong>Dr. Sena SAKİN, Dr. Mehmet Turan YAZLAK ve Şoför Ender ÇORAKLI’</strong>yı da anarak, <strong>“ Onların artık kutlayamadıkları Tıp Bayramıdır 14 MART. Melike ve Mustafa gibi psikolojik şiddete daha fazla dayanamayarak intihara sürüklenen hekimlerin, hemşirelerin, anestezi teknikerlerinin yardım çığlığıdır 14 Mart. Hasta yakınının saldırılarına karşı birlikte bariyer oluşturan ekibin haftasıdır 14 Mart. Ege Üniversitesi Hastanesinde iş cinayetinde yaşamını yitiren temsilcimiz Ali Can’ın kutlayamadığı bayramdır 14 Mart. Sağlık ekibinin ekip ruhunu, ortak mücadelesini ve dayanışmasını bozmaya çalışanlara inat, bir olanların, birlik olanların haftasıdır 14 Mart. Önce insan, sonra sağlık emekçisi olan, emeğinin hakkını alamayan, şiddetin her türlüsüne maruz kalan, 24 saat yüreği ağzında, yükü sırtında, liyakati iki dudak arasında, güvenliği takdiri ilahiye havale 112’nin haftasıdır 14 Mart. Atama bekleyen yüzbinlerce sağlık meslek mensubu varken atama yapmayan, yöneticilerin iş yükü ve angaryayla tükettiği, ülke dışına göç etmek zorunda bırakıldığı sağlık emekçilerinin haftasıdır 14 Mart. Mali, idari ve bilimsel özerkliği Sağlık Bakanlığı tarafından adeta kuşatılmış Üniversite Hastanelerinde nitelikli eğitim için mücadele edenlerin haftasıdır 14 Mart. Sağlık emekçilerinin emeğini, değerini ve kamusal sağlık hizmetlerini hiçe sayan “gidiyorsa gitsinler” söylemine karşı “Deve de bizim Diyar da. Biz o deveyi de güdeceğiz, bu diyardan da gitmeyeceğiz” diyerek mücadele edenlerin, direnenlerin haftasıdır 14 Mart.”</strong> Şeklinde konuştu.</p>

<p><img alt="Tıp Bayramı 1919" height="433" src="https://haberkolektifcom.teimg.com/haberkolektif-com/uploads/2026/03/tip-bayrami-1919.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="433" /></p>

<p>14 mart tıp bayramı nedeni ile konuşan <strong>SES Sinop Şube Başkanı Ayhan Çalık</strong> sağlık çalışanlarının taleplerini de dile getirerek <strong>“Sağlık politikacıları sağlık emekçilerinin haklı taleplerini dinlemek ve anlamak yerine mücadelesini bastırmaya, sınırlandırmaya, gözdağı vermeye, sağlık ortamını kaosa sürüklemeye devam ediyor. Bu sağlık sistemi sağlık emekçilerine de, halka da zararlıdır. </strong>“Reform-dönüşüm”<strong> dedikleri şeyin pandemide cilası döküldü. Depremde enkaz altında kaldı. O yüzden bu sistem değişmelidir.”</strong> Dedi.</p>

<p><strong>Çalık</strong> konuşmasını şöyle sürdürdü. <strong>“ 14 Mart Sağlık Haftasını, “Bayram” olarak kutlayabilmek için bu yıl da açıklamalar, eylemler yapıyoruz. Halkımızın mağdur edilmemesi ve hak ettikleri sağlık hizmetini gerektiğinde ve zamanında alabilmeleri için halkın bir parçası olan biz sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin talepleri derhal karşılanmalıdır. Sağlık emekçilerine ek ödeme, teşvik vb. adlarla yapılan, ekip anlayışını ve çalışma barışını bozan ödeme yöntemi yerine, yoksulluk sınırının üzerinde, tek kalemde, tamamı emekliliğe yansıyacak şekilde temel ücret ödenmesine geçilmelidir. ASM’lerde uygulanan eziyet yönetmeliği derhal geri çekilmeli, koruyucu sağlık hizmetlerinin yeniden ele alınması ve güçlendirilmesi gerekmektedir. Yapılan ek gösterge düzenlenmesi yetersiz kalmıştır. Talebimiz olan 3600’den 7200’e kadar kademeli ek gösterge uygulanmalıdır. Fazla çalıştırma zorunluluğu doğduğunda ve gece vardiyasında çalıştırılanların ücretleri %100 artırılmalıdır. Şiddetsiz ve güvenli bir çalışma ortamı için yeni ve etkili bir “Sağlıkta Şiddet Yasası” çıkarılmalı, mobbing ve baskılar son bulmalıdır. Özel hastanelere verilen her türlü teşvik kaldırılsın, özel hastanelere aktarılan teşvik ve bütçe kamu sağlık kurumlarına aktarılsın. Her iş yerine kreş açılsın, sağlık emekçileri çocukları ile işleri arasında tercih yapmak zorunda kalmasın. Kamu sağlık kurumları demokratik bir yapıya kavuşturulmalı, idareciler liyakate uygun atanmalıdır. Bu talepler sağlık emekçileri kadar halkın sağlık hakkına yönelik taleplerdir. Sağlık hakkımız için mücadeleyi, sağlık emekçilerinin ekonomik, özlük ve demokratik hakları için mücadeleyi yükseltmeye devam edeceğiz.”</strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ÖRGÜTLÜ YAŞAM</category>
      <guid>https://www.haberkolektif.com/bu-sese-kulak-ver-dovulduler-sovulduler-surulduler-olduler-kovuldularvazgecmediler</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkolektifcom.teimg.com/crop/1280x720/haberkolektif-com/uploads/2026/03/14-mart-foto.jpeg" type="image/jpeg" length="18917"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sinop yine çok net, “ Nükleer İs-te-mi-yor ”]]></title>
      <link>https://www.haberkolektif.com/sinop-yine-cok-net-sinop-nukleer-istemiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkolektif.com/sinop-yine-cok-net-sinop-nukleer-istemiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["........Basın açıklaması ve panelin Çernobil nükleer felaketinin 40. yılı için 26 nisan tarihinde Sinop’ta yapılması planlanan büyük mitingin alt yapısını oluşturma amaçlı olduğu düşünülüyor.............."]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dünyanın en önemli nükleer felaketlerinden biri olan <strong>Fukuşima nükleer santrali</strong> kazası 15 yılında basın açıklaması ile protesto edilirken, basın açıklaması sonrası gerçekleştirilen <strong>“ Sinop Nükleer İstemiyor “ </strong>başlıklı panel yoğun katılımla izlendi. <img alt="Panel" height="475" src="https://haberkolektifcom.teimg.com/haberkolektif-com/uploads/2026/03/panel.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="697" /> <strong>Prof. Dr. Aziz Konukman’ın</strong> kolaylaştırıcılığında yapılan panelde <strong>CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala ve EMO’dan Nedim Bülent Damar</strong> panelist olarak yer aldı. Sabahattin Ali Kültür Merkezinde <strong>Sinop Nükleer Karşıtı Platformu</strong> (SNKP) tarafından düzenlenen basın açıklaması ve panele <strong>Sinop Belediye Başkanı Metin Gürbüz, CHP Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ, Sinop Barosu Başkanı Av. Funda Öztürk Altuntaş, çeşitli sendika ve demokratik kitle örgütlerinin başkan ve üyeleri katıldı.</strong></p>

<p><strong>Basın açıklaması ve panelin Çernobil nükleer felaketinin 40. yılı için 26 nisan tarihinde Sinop’ta yapılması planlanan büyük mitingin alt yapısını oluşturma amaçlı olduğu düşünülüyor.</strong></p>

<p>Panel öncesi <strong>Sinop Nükleer Karşıtı </strong><img alt="Zeki Karataş-2" height="466" src="https://haberkolektifcom.teimg.com/haberkolektif-com/uploads/2026/03/zeki-karatas-2.jpeg" width="351" /><strong>platform</strong> adına söz alan ve basın açıklamasını okuyan <strong>Zeki Karataş</strong> <strong>“Takvimler 11 Mart 2011 tarihini gösterdiğinde, Japonya’da meydana gelen şiddetli deprem ve ardından oluşan tsunami ile Fukuşima Daiichi Nükleer Santralı’nda dünyanın en büyük nükleer felaketlerden biri yaşanmış, Radyoaktif madde; toprağa, rüzgâra ve suya karışarak, Ekolojik yapıya ve insan sağlığı üzerinde yıkıcı etkiler bırakmıştır.”</strong> Dedi.</p>

<p><strong>Karataş</strong> basın açıklamasında sözlerini şöyle sürdürdü. <strong>“Aradan geçen 15 yılda, radyoaktif maddelerin yayılımına ise hala bir çözüm bulunamamış, aksine tüm dünyayı endişe içinde bırakmıştır. Japonya’da şiddetli depremle oluşan tsunami, Fukuşima Nükleer Santralı’nın soğutma sistemine zarar vererek çekirdek erimesine maruz kalan reaktörlerin soğutulması için tonlarca su kullanılmıştır. Santral’da biriken radyoaktif su kademeli olarak Pasifik Okyanusu’na boşaltılmış, tahliye işlemi devam ederken radyasyonla kirlenen su toprağa da sızmıştır. Yaşanan Felaketler zinciri, nükleer santralların barındırdığı ciddi riskleri böylece gözler önüne sermiştir. </strong><strong>Three Miles Island</strong><strong>, Çernobil ve Fukuşima nükleer santral kazaları sonrası kimi ülkeler nükleer santralları terk etmiştir. Bu nedenle de Nükleer enerjinin Enerji Portföyündeki payı sürekli düşüş eğiliminde olmuştur. Ancak; Jeopolitik gerilimlerin artması, Ortadoğu’da yaşanan ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan Enerji savaşları ve Kuzeyde Rusya-Ukrayna savaşı ile birlikte yaşanan enerji krizi, enerji güvenliğini önceleyen politikalarla çevreci yaklaşımlardan uzaklaşan kimi ülkeleri nükleer santrallara yöneltmiştir.</strong>” Şeklinde konuştu.</p>

<p>Basın açıklamasında <strong>AKP iktidarını</strong> da sorgulayarak suçlayan <strong>Zeki Karataş</strong> <strong>“Nükleer endüstriyi pazarlayan Emperyalist Kapitalist güçlerin etkisinde kalan AKP iktidarı ise ülkemizi adım adım nükleer maceraya ve olası nükleer felaketlere doğru sürüklemektedir. Bu sürükleniş Enerji talebi ve savunma ihtiyacı gerekçe gösterilerek yapılmak istenmektedir. Ülkemizde elektrik enerjisi alanında arz fazlası olduğu bilinmesine rağmen, Siyasi iktidarın nükleer santralları tercih etmesi ve kendi topraklarımız üzerinde başka bir ülkeye nükleer santral kurdurarak işletme yetkisi vermesini kabul etmiyoruz. Mersin/Akkuyu’da yapımı devam eden, Sinop/İnceburun’da ve Kırklareli/İğneada’da yapılması planlanan nükleer santralların Çernobil ve Fukuşima gibi olmayacağının hiçbir garantisi yoktur. Nükleer santralların, emperyalist ülkelerce nükleer pazarın genişlemesi için karlı bir sömürü aracı olduğu görülmelidir. Bu kapsamda Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek olan ve ÇŞİD Bakanı Murat KURUM’un ev sahibi ülke adına eş başkanı olacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (COP31) kapsamında düzenlenecek Zirvede; Nükleer Enerji ve Nükleer santrallar çokça gündem konusu olacaktır! Buna izin vermeyeceğiz. </strong><strong>Sinop Nükleer Karşıtı Platform olarak, Fukuşima nükleer felaketinin 15. yılında bir kez daha nükleer maceradan vazgeçilmesini, zararsız ve temiz enerji kaynaklarına yönelinmesini, ÇED raporlarındaki bilimsel verilerin ve değerlendirmelerin esas alınmasını, bunun yanında yöre halklarının tepkilerinin de dikkate alınmasını ısrarla dile getiriyoruz.</strong> “ şeklinde konuştu.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇEVRE, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.haberkolektif.com/sinop-yine-cok-net-sinop-nukleer-istemiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkolektifcom.teimg.com/crop/1280x720/haberkolektif-com/uploads/2026/03/katilim-panel1-1.jpeg" type="image/jpeg" length="94486"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
