<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Haber Kolektif</title>
    <link>https://www.haberkolektif.com</link>
    <description>Halk İçin, Halk adına...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.haberkolektif.com/rss/gundem" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 09 Aug 2026 02:22:40 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.haberkolektif.com/rss/gundem"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinop Tarım’da neler oluyor? Sürgün ve baskı iddialarına kim yanıt verecek? Siyaset ve Balıkçı lobileri de devrede mi?]]></title>
      <link>https://www.haberkolektif.com/sinop-tarimda-neler-oluyor-surgun-ve-baski-iddialarina-kim-yanit-verecek-siyaset-ve-balikci-lobileri-de-devrede-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkolektif.com/sinop-tarimda-neler-oluyor-surgun-ve-baski-iddialarina-kim-yanit-verecek-siyaset-ve-balikci-lobileri-de-devrede-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["...idare, defalarca disiplin cezası almış ve şubenin huzurunu bozmuş bir personele en ufak bir yaptırım uygulamazken, kurumsal sorumlulukla hareket eden üyemizi hedef tahtasına koymuştur. Buradan açıkça soruyoruz: Şubede pek çok sorun yarattığı ve çalışma barışını bozduğu halde dokunulmayan personeller varken, haksız ve hukuksuz bir şekilde sürgün edilmemek için kimleri tanımak, hangi kapıları çalmak gerekmektedir? ..........."]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<hr />
<p><strong>Sinop İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şubesi’nde</strong> son günlerde yaşanan birtakım huzursuzluk ve sürgün söylentileri yapılan yazılı açıklama ile sokağa taştı. Son birkaç aydır süren huzursuzluk söylentileri <strong>Tarım Orkam-Sen</strong> tarafından doğrulanırken konunun huzursuzluğunda ötesine taşınarak hukuksuz sürgünlere kadar ulaştığı ileri sürüldü. Sendika yaptığı açıklamada personel üzerindeki baskıların her geçen gün arttığını ve hukuksuz sürgünler seviyesine ulaştığını bildirerek <strong>“Kamu idarecilerinin, ellerindeki kamu gücünü çalışanları sindirmek, biat ettirmek ve kurumsal zafiyetlerin üstünü örtmek amacıyla bir baskı unsuru olarak kullanmasını asla kabul etmiyoruz. Mobbing bir yönetim biçimi değil, açık bir hak ihlali ve insan onuruna saldırıdır.” </strong>Açıklamasında bulundu. Sendika ayrıca bazı personele kurum içinde sınırsız imtiyazlar sağlandığını da ileri sürerek <strong>“geçmişte aynı şubede görev yaparken çalışma huzurunu bozan ve mesai arkadaşlarıyla yaşadığı sorunlar nedeniyle birden fazla disiplin cezası alan bir başka personel de kendi isteğiyle gittiği şubeden tekrar bu şubeye geri getirilmiştir. Şubede çalışan personelin büyük kısmı geçmişte yaşanan olumsuzluklar nedeniyle bu duruma karşı çıkıp rahatsızlık duysa da, İl Müdürlüğü talebi anında kabul ederek ilgili personeli yeniden aynı şubeye atamıştır. Canı istediğinde şube değiştiren, canı istediğinde geri dönen personele gösterilen sınırsız imtiyaz ve hoşgörünün kaynağı nedir? İl Müdürlüğünün bu kişilere karşı bitmek tükenmek bilmeyen sempatisi nereden gelmektedir? Kurumsal huzuru bozan kişilere bu derece koruma zırhı sağlanırken, arkasındaki hangi idari veya siyasi güce güvenilmektedir?”</strong> diye sordu.</p>

<p style="text-align:center"><span style="color:#c0392b"><strong><u>HUKUKSUZ SÜRGÜNLERE,</u></strong></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="color:#c0392b"><strong><u>KİŞİYE ÖZEL İMTİYAZLARA VE MOBBİNG UYGULAMALARINA</u></strong></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="color:#c0392b"><strong><u>GEÇİT VERMEYECEĞİZ!</u></strong></span></p>

<p><strong>Sinop İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde </strong>örgütlü bulunan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'na (<strong jsaction="" jscontroller="tP2kf#s32ZS" jsuid="guOf2_k">KESK</strong>) bağlı olarak faaliyet gösteren<span style="background-color:#ffffff"> </span><strong jsaction="" jscontroller="tP2kf#s32ZS" jsuid="guOf2_n"><mark jsaction="click:&amp;guOf2_l|h5M12e;mouseenter:&amp;guOf2_l|sbHm2b;mouseleave:&amp;guOf2_l|Tx5Rb;rcuQ6b:&amp;guOf2_l|npT2md" jscontroller="DfH0l#VLQhtf" jsuid="guOf2_l"><!--qkimaf guOf2_l/HugV6--><!--cqw1tb guOf2_l/HugV6--><span style="background-color:#ffffff">Tarım ve Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası</span></mark> ( Tarım Orkam-Sen) Sinop Şube Temsilcisi Berker Şahin</strong><strong> tarafından yapılan yazılı basın açıklamasında “hukuksuz sürgünlere, kişiye özel imtiyazlara ve mobbing uygulamalarına geçit vermeyeceğiz” denildi. </strong>Berker Şahin yazılı olarak yaptığı açıklamada bir sendika üyesinin sürgününü değerlendirerek <strong>“Sendikamız Tarım Orkam-Sen üyesi, Sinop İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şubesi’nde görev yapan Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Alpaslan Yavuzcan; idarenin keyfi tutumları, siyasi kayırmacılığın kurumda yarattığı liyakatsiz düzen ve bunun sonucunda gelişen sistematik bir idari mobbing ile karşı karşıyadır.</strong><strong> Üyemiz hakkında, Şube Müdürü Ümit Yıldırım ile yaşandığı iddia edilen bir diyalog gerekçe gösterilerek bir disiplin soruşturması açılmıştır. </strong><strong>Ancak yürütülen bu soruşturmada açıkça mevzuat ihlali yapılmış; yasal karar ve tebliğ süreleri çoktan aşılmasına rağmen üyemize ne usulüne uygun bir ceza tebliğ edilmiş ne de ceza tayinine yer olmadığına dair resmi bir bilgilendirme yapılmıştır.</strong><strong> Buna rağmen idare, henüz hukuki süreçleri tamamlanmamış ve kesinleşmemiş bu disiplin soruşturması raporunu kılıf olarak kullanmıştır. İl Müdürlüğü’nün yönlendirmesi ve Bakanlık Personel Genel Müdürlüğü’nün 14.07.2026 tarihli Onayı ile 657 sayılı Kanun'un 76. maddesindeki atama yetkisi suistimal edilmiş; üyemiz Alpaslan Yavuzcan, Sinop’tan Ordu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü emrine hukuksuz biçimde sürgün edilmiştir. Kamu hizmetinin gerekleriyle bağdaşmayan bu işlem, atama yetkisinin personeli cezalandırmak ve sindirmek üzere bir tehdit ve baskı aracı olarak kullanıldığının somut bir kanıtıdır.”</strong> Dedi.</p>

<p>“Sürecin arka planı incelendiğinde, idaredeki liyakat krizi ve uygulanan çifte standart tüm açıklığıyla görülmektedir.” diyen Berker Şahin şöyle devam etti <strong>“Şube Müdürü Ümit Yıldırım’ın kendisi dahi Balıkçılık ve Su Ürünleri Şubesinde dahi görev yaparken sorunlar yaşamış, bunun üzerine ise şube değişikliği yapıldığı halde, sorunların tarafı olduğu aynı şubeye müdür olarak atanabilmiştir. Yönetim kademesindeki bu liyakat sorununun yanında, geçmişte aynı şubede görev yaparken çalışma huzurunu bozan ve mesai arkadaşlarıyla yaşadığı sorunlar nedeniyle birden fazla disiplin cezası alan bir başka personel de kendi isteğiyle gittiği şubeden tekrar bu şubeye geri getirilmiştir. Şubede çalışan personelin büyük kısmı geçmişte yaşanan olumsuzluklar nedeniyle bu duruma karşı çıkıp rahatsızlık duysa da, İl Müdürlüğü talebi anında kabul ederek ilgili personeli yeniden aynı şubeye atamıştır. Canı istediğinde şube değiştiren, canı istediğinde geri dönen personele gösterilen sınırsız imtiyaz ve hoşgörünün kaynağı nedir? İl Müdürlüğünün bu kişilere karşı bitmek tükenmek bilmeyen sempatisi nereden gelmektedir? Kurumsal huzuru bozan kişilere bu derece koruma zırhı sağlanırken, arkasındaki hangi idari veya siyasi güce güvenilmektedir?”</strong></p>

<p>Daha önce benzer sorunların tarafı olan Şube Müdürünün dahi <strong>"Elimden bir şey gelmiyor</strong>" diyerek yönetsel zafiyetini açıkça dile getirdiğini ileri süren Şahin <strong>“bir ortamda, söz konusu atama sonrası düzenlenen şube toplantısında üyemiz Alpaslan Yavuzcan ve mesai arkadaşları, tamamen kamu hizmetinin aksamaması ve çalışma barışının korunması amacıyla haklı kaygılarını ifade etmişlerdir. Fakat idare, defalarca disiplin cezası almış ve şubenin huzurunu bozmuş bir personele en ufak bir yaptırım uygulamazken, kurumsal sorumlulukla hareket eden üyemizi hedef tahtasına koymuştur. Buradan açıkça soruyoruz: Şubede pek çok sorun yarattığı ve çalışma barışını bozduğu halde dokunulmayan personeller varken, haksız ve hukuksuz bir şekilde sürgün edilmemek için kimleri tanımak, hangi kapıları çalmak gerekmektedir? Kadrolaşma ve personel atamaları kamu yararına göre mi, yoksa kişiye özel yakınlıklara göre mi belirlenmektedir? Cezalandırma ve nakil yetkisi, idare nezdinde kamu emekçileri üzerinde bir tehdit ve baskı aracı olarak mı kullanılmaktadır?” </strong>dedi.</p>

<p style="text-align:center"><span style="color:#c0392b"><strong><u>Sendikadan İl Müdürü Önlem’e eleştiri</u></strong></span></p>

<p>Tarım Orkam-Sen Sinop Şube Temsilcisi Berker Şahin yaptığı yazılı açıklamada Sinop Tarım ve Orman İl Müdürü Fatih Önlem’e de sert eleştiriler getirirken İl Müdürünün yargı kararlarından ders çıkartmadığını ileri sürdü. Şahin İl Müdürü Fatih Önlem hakkında da <strong>“bu süreçteki tavrı, kamu yöneticiliğine yakışmayan, tarafsızlıktan uzak ve tamamen kişisel husumete dayalı bir yönetim anlayışının tezahürüdür.</strong><strong> Daha önce de üyemiz Alpaslan Yavuzcan’ı benzer gerekçelerle, ceza verilmesine gerek görülmeyen bir disiplin soruşturmasını bahane ederek Ayancık ilçesine sürgün eden ve bu hukuksuz kararı mahkeme duvarına çarparak iptal edilen İl Müdürü Fatih Önlem, yargı kararından ders çıkarmak yerine kişisel intikam hırsıyla hareket etmektedir. Kesinleşmiş bir disiplin cezası bulunmamasına ve yasal süreler aşılmış olmasına rağmen, resmi talep yazısı yazarak sürgün sürecini bizzat Bakanlık nezdinde başlatan doğrudan kendisidir. Kurumda huzursuzluk çıkaran, disiplin cezaları bulunan personeli koruma zırhına alıp el üstünde tutan Fatih Önlem; işini layıkıyla yapan ve kurumsal aksaklıkları dile getiren nitelikli kamu emekçilerini ise Bakanlığa sunduğu talep yazılarıyla sürgüne göndermektedir. Makam yetkisini kamu hizmetinin verimliliği için değil, personeli sindirmek, idari zafiyetlerini örtbas etmek ve yargı kararlarını arkadan dolanmak için bir baskı silahı olarak kullanmaktadır. İdarenin bu keyfi kararı sadece bir kamu çalışanının hakkını gasp etmekle kalmamakta, Sinop’ta su ürünleri yetiştiriciliği alanında doğrudan kamu hizmeti alan yerel üreticileri de mağdur etmektedir. Alanında teknik uzmanlığa sahip, sahadaki üreticinin ve teknik çalışmaların doğrudan muhatabı olan nitelikli bir personelin sırf kişisel husumetlerle sürgün edilmesi, bölgenin en kritik üretim alanlarından birinde hizmetlerin aksamasına yol açmaktadır. İdare, kişisel hırsları ve idari zafiyetleri uğruna kamusal hizmetin niteliğini ve bölge halkının yararını hiçe saymaktadır.” </strong>dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:center"><span style="color:#c0392b"><strong>Şahin “Mücadelemiz sürecek”</strong></span></p>

<p><strong>Tarım Orkam-Sen Sinop Şube Temsilcisi Berker Şahin</strong> Yazılı açıklamasında mobbing ve hukuksuzluğa karşı mücadelelerinin süreceğini belirterek <strong>“Bugün üyemiz nezdinde yaşatılan bu tablo, kamu kurumlarında her geçen gün derinleşen keyfiliğin, liyakatsizliğin ve mobbingin genel bir yansımasıdır. Kamu idarecilerinin, ellerindeki kamu gücünü çalışanları sindirmek, biat ettirmek ve kurumsal zafiyetlerin üstünü örtmek amacıyla bir baskı unsuru olarak kullanmasını asla kabul etmiyoruz. Mobbing bir yönetim biçimi değil, açık bir hak ihlali ve insan onuruna saldırıdır. Disiplin cezası dahi verilmeyen bir soruşturmayı kılıf yaparak üyemizi Ordu’ya sürmek de bu mobbing ve yıldırma politikalarının somut bir göstergesidir. Bu tür keyfi atama kararları kamu çalışanlarının çalışma hakkını gasp ettiği gibi harcırah ve yargılama giderleri nedeniyle ciddi kamu zararına yol açmaktadır. Daha önce mahkemeden dönen bu hukuksuz atama, yine yargıdan dönecek ve üyemiz görev yerine geri dönecektir. Tarım Orkam-Sen olarak, sadece üyemiz Alpaslan Yavuzcan’ın değil, idari baskı ve mobbinge maruz kalan tüm kamu emekçilerinin sesi olmaya; bu hukuksuzluklara karşı sendikal ve hukuki her alanda sonuna kadar mücadele etmeye kararlılıkla devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”</strong> dedi.</p>

<p>Sendika tarafından kurum içinde yaşanan huzursuzluklar kamuoyu ile paylaşılırken sürgüne gönderildiği ileri sürülen<strong> Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Alpaslan Yavuzcan’ın </strong>bölgede en deneyimli ve liyakatlı personellerden biri olduğu üzerinde de durularak,<strong> </strong>son yıllarda <strong>Sinop İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şubesi</strong> tarafından gerçekleştirilen baskın ve denetimlerden rahatsızlık duyan <strong>‘Balıkçı lobileri</strong> ve <strong>siyasetçilerin</strong> ‘<strong>bu işin neresinde’ </strong>sorusunu da gündeme getirdi.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.haberkolektif.com/sinop-tarimda-neler-oluyor-surgun-ve-baski-iddialarina-kim-yanit-verecek-siyaset-ve-balikci-lobileri-de-devrede-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkolektifcom.teimg.com/crop/1280x720/haberkolektif-com/uploads/2026/08/tarimorkam-sen.jpg" type="image/jpeg" length="70927"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Feridun Yalnız’dan örnek davranış...  Sinop Dayanışmasının böylesi!]]></title>
      <link>https://www.haberkolektif.com/feridun-yalnizdan-ornek-davranis-sinop-dayanismasinin-boylesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkolektif.com/feridun-yalnizdan-ornek-davranis-sinop-dayanismasinin-boylesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["....Feridun Yalnız Emre Çoban Kurul üyelerini arayarak “ bu derneğimiz Sinop dayanışmasına örnek bir görev üstlenmiştir. Bu nedenle ben de böyle bir karar aldım. Stantta dernek adına nöbette bulunan görevlimizin beslenme ihtiyacını ücretsiz olarak üstleniyoruz. Desteğimiz bununla da sınırlı değildir. ...."]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<hr />
<p>DMD Kas hastası 8.5 yaşındaki Sinoplu Emre Çoban için Uğur Mumcu Meydanında başlatılan kampanya sürerken çeşitli kesimlerden de dayanışma mesajları gelmeye başladı. Belediye Başkanı Metin Gürbüz, Emre Çoban dayanışma Kurulu üyeleri ve çeşitli kuruluşların yöneticileri ile stant açılışı ile başlayan kampanyanın önümüzdeki günlerde hızlanarak kısa sürede hedefe ulaştırılması planlanıyor. Emre Çoban dayanışma Kurulu üyeleri de yaptıkları açıklamada Stantta mevsim koşulları nedeni ile önceki kampanyalar gibi nöbet esasına dayalı bir çalışma yapılmayacağını, bu görevin sabah saat 11.00 gece saat 23.00 arası Kır Çiçekleri adlı dernek tarafından yerine getirtileceği açıklanmıştı.</p>

<p><strong>Feridun Yalnız’dan örnek dayanışma…</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kampanyayı basında yayımlanan haberlerden öğrendiğini bildiren Sinop’un Tersane Mevkiinde Fermest adlı Restaurantın işletmeciliği yapan Feridun yalnız Emre Çoban standında nöbette bulunan görevlinin yiyecek ihtiyacının her gün taraflarından karşılanacağını söyledi. Feridun Yalnız Emre Çoban Kurul üyelerini arayarak <strong>“ bu derneğimiz Sinop dayanışmasına örnek bir görev üstlenmiştir. Bu nedenle ben de böyle bir karar aldım. Stantta dernek adına nöbette bulunan görevlimizin beslenme ihtiyacını ücretsiz olarak üstleniyoruz. Desteğimiz bununla da sınırlı değildir. İmkanlarımız ölçüsünde bağışlarımızı da yapıyoruz. Sinop’umuz bu konuda çok duyarlı olduğunu önceki iki kampanyada da gösterdi. Uras ve Metehan çocuklarımızın kampanyaları başarıya ulaştı. Emre Çoban çocuğumuz da dayanışma ile inşallah DMD denilen hastalığın pençesinden kurtulacaktır.</strong> <strong>Dualarımız da elimizdeki imkanlar da Emre Çoban çocuğumuz içindir. “</strong> dedi.</p>

<p><strong>Çalışmalar sürüyor</strong></p>

<p>Öte yandan <strong>Sinop Belediyesi, Kent Konseyi, Sinop 15 Eylül Gazeteciler Cemiyeti ve Güç Birliği Derneği</strong> tarafından oluşturulan <strong>Emre Çoban Dayanışma Kurulunun</strong> da çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi. <strong>Kurul Üyesi Kent Konseyi Başkanı Handan Yılmazer Turan “ önceki iki kampanyada da olduğu gibi yurttaşlarımıza sesleniyoruz. Kimse benim 5-10 liramdan ne çıkar demesin. Önceki iki kampanyada da az kişiden çok para değil, çok kişiden az para diyerek başarıya ulaşıldı. Bu kampanyada da aynı yoldan yürüyoruz. Ayrıca; Kurul olarak tek bir kuruşa elimiz değmeden ama7 kişinin de oto kontrolü ile bir kampanya sürdürüyoruz. İçişleri Bakanlığının denetimindeki kampanyada biriken para blokeli olduğundan yurt dışı hastane anlaşmaları yapılmadan hiçbir şekilde serbest bırakılmamaktadır. İşletmeci Feridun Yalnız’a da örnek dayanışması için kurul adına teşekkür ediyorum”</strong> dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.haberkolektif.com/feridun-yalnizdan-ornek-davranis-sinop-dayanismasinin-boylesi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkolektifcom.teimg.com/crop/1280x720/haberkolektif-com/uploads/2026/07/calikusu-genel-bg-1.jpg" type="image/jpeg" length="73341"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Madımak'ın üzerinden 33 yıl geçti " Devletin Namus Borcu" ne oldu?]]></title>
      <link>https://www.haberkolektif.com/madimakin-uzerinden-33-yil-gecti-devletin-namus-borcu-ne-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkolektif.com/madimakin-uzerinden-33-yil-gecti-devletin-namus-borcu-ne-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["...........  dışarıda militarist ittifaklara sığınan, içeride ise kendi halkını sansür, baskı ve yargı kıskacıyla sindirmeye çalışan bütünsel bir yönetim aklının ürünüdür. Dolayısıyla Madımak’ı anmak, sadece kayıplarımızı anmak değil; bugün hem bu gerici kuşatmaya hem de memleketi uluslararası militarist politikalara teslim etmek isteyenlere karşı tam bağımsızlığı, laikliği, inanç özgürlüğünü ve demokrasiyi savunma sorumluluğudur. ....."]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<hr />
<p>2 Temmuz 1993’te Sivas'ta 33 aydının ve iki otel çalışanının Madımak Otelinde gerici güçlerce yakılmasının üzerinden 33 yıl geçerken Sinop Uğur Mumcu Meydanında toplanan Sinop Emek Barış Demokrasi üyeleri <strong>"Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız"</strong> dediler. Katliamın 33 yılı nedeni ile bir araya gelen platform üyeleri adına konuşan Tarım Orkam-Sen Şube Başkanı Berker Şahin <strong>" yaşanan katliamın üzerinden 33 yıl geçti. 33 yazar, aydın ve sanatçımızla birlikte iki otel emekçisinin hayatını kaybettiği bu katliam, Türkiye’nin laik, demokratik ve ortak yaşam iradesini doğrudan hedef alan organize bir saldırıdır. Aradan geçen zamana rağmen hukuki sürecin cezasızlıkla sonuçlanması ve faillerin korunması, toplumsal adalet duygusunu zedelemeye devam etmektedir."</strong> dedi.</p>

<p><img alt="Madimak 2 Temmuz" height="356" src="https://haberkolektifcom.teimg.com/haberkolektif-com/uploads/2026/07/madimak-2-temmuz.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="336" /></p>

<p><strong>"Farklı inançları, kültürleri, kimlikleri bir zenginlik değil, tehdit olarak gören tekçi-otoriter zihniyet yaşananları lanetlemek, gerçek failleri bulup cezalandırmak yerine “tahrikleri de unutmamak gerek” diyerek adeta normalleştirme gibi insanlık karşıtı bir tutum sergileyerek yeni katliamların zeminini canlı tutma uğraşı veriyor."</strong> şeklinde konuşmasını sürdüren <strong>Berker Şahin "Yaşanan onca katliam gibi Sivas katliamının da gerçek sorumlularının</strong></p>

<p><img alt="Madımak2" height="316" src="https://haberkolektifcom.teimg.com/haberkolektif-com/uploads/2026/07/madimak2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="677" />Kapak ve iç Fotoğraflar: Deniz Özen</p>

<p><strong>açığa çıkarılıp hesap sorulması engelleniyor, tetikçi katiller korunarak, katillerin avukatlığı yapılıyor. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olamayacağı evrensel hukuk ilkesi ve bu ilkeye uygun olarak Türk Ceza Kanunu’nda yer alan düzenleme yok sayılarak katliamın firari sanıkları “zaman aşımı” gerekçesiyle korunuyor. Hukuk eliyle örülen bu cezasızlık duvarı, katliamın arkasındaki asıl zihniyeti ve hedefi gözlerden kaçırmayı amaçlıyor. Çünkü bu katliamı tarihsel bağlamından koparmak, özünü anlamayı zorlaştırır. Girişilen saldırının merkezinde yer alan Pir Sultan Abdal Kültür Etkinliği; bu toprakların haksızlığa boyun eğmeyen kadim kültürünün ve Alevi inancının bir parçasıdır. Sivas'ta hedef alınan; tam da bu özgür inanç ve kültürün; laiklik, sanat ve özgür düşünceyle olan tarihsel bağıdır. O gün bu bağı koparmak isteyen zihniyet, bugün de toplumsal ilişkileri dinsel referanslarla şekillendirme ve tek tip bir yaşam tarzını dayatma çabasıyla varlığını sürdürmektedir." </strong>şeklinde konuştu.</p>

<p style="text-align:center"><strong>‘Tahammülsüzlüğü her alanda hissediyoruz!'</strong></p>

<p><strong>"Bugün bu tahammülsüzlüğün yansımalarını günlük hayatımızın her alanında hissetmekteyiz."</strong> diyerek konuşmasını sürdüren <strong>Berker Şahin</strong> <strong>"Eğitim sisteminin bilimsellikten uzaklaştırılması, kamusal alanda muhalif her sesin susturulmak istenmesi bu karanlığın birer parçasıdır. Dün Madımak'ta ozanları, yazarları ve eleştirel aklı hedef alan o eski refleks; bugün artık sıradanlaşan konser ve festival iptallerinde, yasaklanan tiyatro oyunlarında, mizahı ve hicvi suç sayarak Deniz Göktaş gibi sanatçılara açılan soruşturmalarda, sanata ve farklı yaşam tarzlarına yönelik doğrudan müdahalelerde kendini göstermektedir. Bu baskı ortamı yalnızca kültür-sanat alanı ile sınırlı kalmamakta; muhalefete yönelik sistemli saldırılarla tırmandırılmaktadır. Yargının birer siyasi silah gibi kullanıldığı, halkın seçme ve seçilme iradesini sakatlayan “butlan” ve “kayyum” kararları, anti-demokratik müdahaleler ve hukuki engellemeler, demokratik siyaset alanını tamamen tasfiye etmeyi amaçlamaktadır.</strong> <strong>Öte yandan, önümüzdeki günlerde Ankara’da gerçekleşecek olan NATO zirvesi, siyasi iktidarın önceliklerini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Dışarıda militarist ittifaklarla, küresel güç odaklarıyla “güvenlik” ortaklığı sergilenirken; içeride halkın en temel barış, adalet ve eşit yurttaşlık talepleri görmezden gelinmektedir. Oysa bir ülkenin gerçek güvenliği ve huzuru, sınır ötesi askeri paktlarda veya küresel sermayeye verilen sözlerde değil; kendi içindeki barışta, adalette ve Madımak gibi katliamlarla yüzleşebilmesindedir." </strong>dedi.</p>

<p><strong>MADIMAK KATLİAMININ</strong> 33 yılı nedeni ile düzenlenen anma gününde konuşan <strong>Tarım Orkam-Sen Başkanı Berker Şahin Uğur Mumcu Meydanındaki </strong>basın açıklamasında şu görüşlere de yer verdi. <strong>"Karşı karşıya olduğumuz bu kuşatma; dışarıda militarist ittifaklara sığınan, içeride ise kendi halkını sansür, baskı ve yargı kıskacıyla sindirmeye çalışan bütünsel bir yönetim aklının ürünüdür. Dolayısıyla Madımak’ı anmak, sadece kayıplarımızı anmak değil; bugün hem bu gerici kuşatmaya hem de memleketi uluslararası militarist politikalara teslim etmek isteyenlere karşı tam bağımsızlığı, laikliği, inanç özgürlüğünü ve demokrasiyi savunma sorumluluğudur. Tarihsel gerçeklerle yüzleşmekten kaçanlar, toplumu hafızasızlaştırmaya çalışsa da bu toprakların özgür düşünce ve aydınlanma damarını kurutmaları mümkün olmayacaktır. Bizler, o karanlığa da o karanlığı besleyen politikalara da teslim olmamakta kararlıyız.</strong> <strong>Katliamlara, ölümlere, kültürümüzün, düşüncemizin ve demokratik haklarımızın gasp edilmesine asla alışmayacağız.</strong></p>

<p><strong>Katliamda yitirdiğimiz canları saygı ve özlemle anıyor; Faşist ve şeriatçı kuşatmaya karşı: bağımsız, her inanca ve kimliğe saygılı, laik, demokratik ve gerçekten özgür bir Türkiye için mücadele etmeye devam edeceğimizi bir kez daha yineliyoruz.</strong></p>

<p><strong>Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız!</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><img alt="Madımak Afiş" height="226" src="https://haberkolektifcom.teimg.com/haberkolektif-com/uploads/2026/07/madimak-afis.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="370" /></strong></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.haberkolektif.com/madimakin-uzerinden-33-yil-gecti-devletin-namus-borcu-ne-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 21:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkolektifcom.teimg.com/crop/1280x720/haberkolektif-com/uploads/2026/07/madimak1.jpeg" type="image/jpeg" length="14005"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
