ÖLÜMSÜZ YÜCE ATATÜRK

Osmanlı Devleti dönemi bir güzel şehri olan Selânik’te

1881 yılında; Ali Rıza bey ve Zübeyde hanımın

dördüncü çocuğu olarak dünyaya gelen, adını babasının verdiği

sarı saçlı mavi gözlü güzel çocuk Mustafa; okuduğu askeri okulda

matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa bey tarafından adına

olgun kişi anlamında ‘’Kemal ‘’ ilave edilip Mustafa Kemal

olarak isimlendirilir.

Mustafa Kemal, yedi yaşında iken babası Ali Rıza beyin ölümü

üzerine ailesi ile birlikte yaşamın acı gerçekleri ile yüz yüze kalır.

Çocukluk dönemi ve ilk eğitim sürecinde yaşamış olduğu

bazı olayların onu derinden etkilediği bilinmektedir.

Stres ve sıkıntıyla başlayan çocukluk yaşamı seyrinde;

12 yaşında iken adeta kendi yolunu kendisi çizercesine

annesine dahi haber vermeksizin askerî rüştiye sınavına

girer ve kazanır. Böylelikle zorlu bir yaşam mücadelesi de

başlamış olur. 1893 yılında Selânik Askerî Rüştiyesine

girmesi sonrasında, kafasında idealist fikirler yeşermekle birlikte

ister istemez çetin mücadelelerin içinde bulmuştur kendini.

***

Ancak, tüm olumsuzluklara rağmen yaşadığı dönemin

acı gerçeklerini öteleyerek, sefahat alemine kapılmamıştır.

İsteseydi, o dönemin saray yönetimine biat edip

kendi dünyası içinde yol çizip bir makamı sahiplenerek

zevk ve sefa alemi içinde yaşamını sürdürmeyi

kolaylıkla tercih edebilirdi.

Ama o yüce insan, böyle bir nitelikte düşünce yapısına

sahip olmadığından hep mücadele alanını ve güç olanı seçmiştir.

Giriştiği idealist ve zor olan mücadele süreci kapsamında;

Osmanlı’nın sonbaharı, ölüm/kalım savaşı sürecinde

canını ortaya koyarak ülkenin kurtuluşu adına

cepheden cepheye koşturarak, inanılamayacak derecede

güç koşullar altında sürdürdüğü bir yaşam seyrinde

Trablusgarp, Balkan Savaşları, Çanakkale Savaşı,

Doğu Kafkas Cephesi, Suriye-Filistin Cephesi’ne

fiilen katılmış, Anadolu topraklarında gerçekleştirmiş

olduğu Kurtuluş Savaşı ve sonrasında ise

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulması, sonsuza dek

yaşatılması adına inanılmaz mücadeleler vermiştir.

Bu sıkıntılar arasında giriştiği ve başarıyla

sonuçlandırdığı Millî Mücadele sürecinde ise;

padişah ve halifeye isyan etmek, ülkeyi bölüp

parçalamak gibi suçlamalarla Osmanlı Yönetimince

dönemin Şeyhülislamı Dürrizade Abdullah’ın fetvası destekli

hakkında verilen idam fermanı ve bu kararın,

İngiliz işbirlikçisi 36. Osmanlı Padişahı

hain VI. Mehmet Vahdettin tarafından onaylanması…

Bu da yetmez; vatan ve özgürlük adına öncesinde

birlikte olduğu, sonrasında ayrı düştüğü İttihatçılar,

Pontus’cu Rum ve Ermeni çeteleri, Çerkez Ethem ile

İngilizler ve Padişah Vahdettin tarafından organize edilen,

hakkında defalarca düzenlenen suikastlar,

çeşitli tertipler ve öldürme plânlarına muhatap olmuştur.

***

Gerçekten de, tümüyle bu yaşanılanlara can mı dayanır ?

Bunların ötesinde, yüce önder Mustafa Kemal Atatürk’ün

olağanüstü mücadeleci yaşamı seyrinde

doğal olarak sağlık yönünde bazı önemli rahatsızlıkları da

yaşadığı bilinmektedir.

Savaş cephelerinde uykusuz, yorgun ve bitkin durumda günler ve

geceler geçirmekle birlikte sıtma hastalığı ve böbrek

rahatsızlığı gibi sorunlarla mücadele etmiştir.

19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a çıkmadan önce,

o dönemde bütün dünyayı kırıp geçiren İspanyol gribine

yakalanır ve Samsun’da da yine sıtma rahatsızlığı ile uğraşır.

Bütün bunların ötesinde, yaşamının son günlerinde ise

karaciğer yetmezliği bedenini oldukça yorar.

Nihayette o da bir fâni olmakla 10 Kasım 1938 tarihinde

57 yaşında iken İstanbul’da sonsuzluğa intikal eder.

***

Tüm yaşamını bu vatan ve Türk Milletine adamış olan

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, yok olmuş bir ülkenin

külleri üzerinden Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmuş ve

ülkemizi geleceğe taşıyacak olan devrimleri gerçekleştirmiştir.

Yıllardır kul zihniyetinde yönetilen millete özgürlüğünü ve

Türk kimliğini kazandırarak büyük bir eser bırakmıştır.

O eser bağımsız ‘’ Türkiye Cumhuriyeti ’’ ve devamında ise

gerçekleştirmiş olduğu devrimlerdir.

Yaptıklarıyla, Türk Milleti’nin kalbinde yerini almıştır.

O nedenle de fikirleriyle ve Türk Milletine bıraktığı

eserler üzerinden ölümsüzdür. Bunu kimse inkâr edemez.

İnkâr edenlere de hain demek hakkımızdır…

Atatürk'ün bir söyleminde ‘’ Beni görmek demek, behemehal

yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, duygularımı anlıyorsanız

ve hissediyorsanız bu yeterlidir.’’ ifadesi son derece önem taşımaktadır.

Günümüzde Atatürk’ün mücadelesi ve onun düşüncelerini

İnsafsızca eleştirilerle hakaret ederek destekleyen meczup düşünceye karşı

ne yazık ki sessiz kalınmakta, hatta arka planda bazı karanlık çevreler

tarafından sessiz ve sinsice desteklenmektedir.

***

Ama, yine de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu o büyük

ve saygıdeğer eşsiz lider, mücadelesi ve fikirleriyle ölümsüz olan

Mustafa Kemal Atatürk her dönem asil Türk Milleti’nin kalbinde

sonsuza kadar yaşayacak ve yaşatılacaktır.

Tüm samimi ve kalbi duygularımızla; sonsuzluğa intikalinin

yıl dönümünde kendisini bir kez daha rahmetle, özlemle ve saygıyla anıyoruz.

Değerli okurlarım;

aşağıdaki linkleri ayrı ayrı tıklayarak abone olunuz, takibe alınız ve bildirimleri açınız. Böylelikle sitemiz sizlerle güçlenecek, halkın aydınlanması ve yönetim kadrolarının Kentimize daha doğru ve yerinde hizmetleri sağlanabilecektir. Saygıyla...

https://www.youtube.com/@HaberKolektif

https://www.instagram.com/haberkolektif/?igsh=MThneHdwaGNpcWRmOQ%3D%3D#

https://x.com/haberkolek84891?s=11

https://www.facebook.com/people/Haberkolektif/61579142911001/

http://www.haberkolektif.com