NÜKLEER SANTRALLER SAVAŞTA DA BARIŞTA DA ÖLDÜRÜR!

"..........Ukrayna savaşı, Çernobil’i uyandırdı: Radyasyon engellenemiyor! Çernobil NGS’de tehlike hala sürüyor! Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'ndan (UAEA) tarafından yürütülen incelemeler sonucu “…çelik kalkanda ciddi hasar meydana geldiğinin tespit edildiği belirtildi…............"


Uluslararası yayın yapan İndependent gazetesinin 6 Aralık 2025 tarihli sayısında “UAEA: Çernobil Nükleer Santrali’nin koruyucu kalkanı hasar gördü” başlıklı bir haber yayınlandı.

Haberde özetle “Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) yaptığı açıklamada, 1986’daki Çernobil felaketinin ardından radyoaktif maddelerin sızmasını önlemek için inşa edilen Çernobil nükleer santralindeki koruyucu kalkanın artık temel güvenlik işlevini yerine getiremediğini bildirdi. Ajans, bu hasarın bir insansız hava aracı (İHA) saldırısı nedeniyle oluştuğunu ve Ukrayna’nın, sorumluluğun Rusya’da olduğunu öne sürdüğünü belirtti.” denilmektedir.

Nükleer Karşıtları olarak yıllardır; “Karadeniz’in Karşı kıyısında Ukrayna’daki Çernobil Nükleer santralinde 26 Nisan 1986 da yaşanan Nükleer santralde felaketler zinciri hala devam ediyor. Bu yetmezmiş gibi Çernobil Nükleer Santralini yapan Rus Devlet şirketi ROSATOM Mersin /Akkuyu’da Akkuyu Nükleer Santralını “YAP, SAHİP OL, İŞLET” modeliyle yapıyor! Aynı şirket Sinop İnceburun Yarımadası mevkiinde yapılması planlanan Sinop Nükleer Güç Santralini de yapmak istediğini, bununla ilgili olarak Türkiye Hükümetiyle görüşmeler yaptığını iddia ediyor.” diye Türkiye ve Dünya kamuoyuna duyurmaya çalışıyorduk.

İndependent gazetesinin 6 Aralık 2025 tarihli haberini okuduğumuzda 26 Nisan 1986 dan buyana tehlikenin hala sürdüğünü bir kez daha görüyoruz. UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi yaptığı açıklamada, “Denetim heyeti, koruma yapısının temel güvenlik işlevlerini, özellikle de radyoaktif maddeyi izole etme kapasitesini kaybettiğini doğruladı. Ancak yapının taşıyıcı sistemleri veya izleme cihazlarında kalıcı bir hasar bulunmadığı sonucuna varıldı” diyor. Rafael Grossi, onarımların yapıldığını, ancak uzun vadeli nükleer güvenliği sağlamak ve daha fazla bozulmayı önlemek için kapsamlı bir restorasyonun gerekli olduğunu da ifade ediyor. Bu açıklama tehlikenin hala sürdüğünü gösteriyor bize! Ayrıca saldırının İHA’lar aracılığıyla yapıldığı da belirtiliyor haberde!

Sinop NKP olarak, 27 Nisan 2024 tarihli basın açıklamamızda Ortadoğu coğrafyasında ve Karadeniz’in karşı kıyısında sürdürülen savaşlarda FÜZE, İHA ve DRONE’ler kullanıldığını ve bu savaş aygıtları ülkemizde tesis edilmeye çalışılan Nükleer santrallar üzerinde her zaman tehdit oluşturduğunu ve Türkiye’de yaşayan halklar da bu tehditlerden zarar göreceğimizi ifade etmiştik. Çernobil Nükleer santralları gibi ülkemizin çevresindeki ülkelerde var olan santrallar ve kendi ülkemizde başka ülkeler adına yapılmaya çalışılan santrallar her zaman tehlike oluşturmaktadırlar. Unutmamak gerekir ki Mersin/Akkuyu’da; Akkuyu Nükleer AŞ’yi yapan Rosatom şirketinin Genel Müdürü Anastasia ZOTEEVA’nın görevde olduğu tarihlerde basına verdiği bir röportajında “Akkuyu santralini kendi topraklarımızda değil, kendimiz için inşaa ediyoruz. Bu nükleer santral Rusya’ya aittir. Bu, başka ülkenin topraklarında bulunan kendi santralimizdir.” şeklinde açıklama yaptığını biliyoruz.

Ölüm makinaları olan bu santrallar, yaşadığımız coğrafyanın kaderi olmamalıdır!

ÇERNOBİL NÜKLEER SANTRALINDA TEHLİKE HALA SÜRDÜRÜYOR!

Yine İndependent gazetesinin 6 Aralık 2025 tarihli sayısından haberlerle devam edelim;

Ukrayna savaşı, Çernobil’i uyandırdı: Radyasyon engellenemiyor” başlıklı haberde: Ukrayna savaşında zarar gören Çernobil Nükleer Santralı’nın 4. reaktörünün koruyucu kalkanı artık radyasyon sızıntısını engelleyemiyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'ndan (UAEA) tarafından yürütülen incelemeler sonucu “…çelik kalkanda ciddi hasar meydana geldiğinin tespit edildiği belirtildi…” deniliyor.

Bilindiği üzere, 1986'da yaşanan nükleer facianın yaşandığı 4. reaktörden geriye kalan radyoaktif atıkların korunması için 2019 yılında inşa edilen kalkan yaklaşık 1,5 milyar dolara mal olmuştu. Reuters ajansının haberine göre; Uzmanlar Koruyucu kalkanda yaklaşık 15 metrelik delik açıldığını belirtiyorlar.

Bu arada şunu da ifade etmek isterim. “Dünyayı ben yönetirim” iddiasında bulunan ülkelerdeki nükleer başlıklı savaş aygıtları sayısını da burada belirtmekte fayda var. Amerikan Bilim İnsanları Federasyonu (Federation of American Scientists/FAS) verilerine göre: Çin'de 600 civarında nükleer savaş başlığı var. ABD; 5.117 adet nükleer başlığa sahip. Rusya'da ise bu rakam iki ülkeyi de aşıyor ve 5.459'u buluyor portföyündeki nükleer başlıklı savaş aygıtı.

Hiçbir ekonomik, toplumsal ve çevresel faydası bulunmayan, olası bir kaza ve saldırı sonrasında yaydığı radyasyonun etkileri yukarıda açıklandığı şekliyle yüzyıllarca devam edecek; pahalı, kirli, tehlikeli, atık sorunu çözülmemiş, Ülkemizde tesis edilen ya da edilmeye çalışılan Nükleer Güç Santralları projeleri daha fazla kamu zararı doğurmadan iptal edilmedir. Nükleer santral projeleri ülke gündemimizden derhal çıkartılmalıdır.

· Siyasal iktidara öneriyoruz; Bu lanet projelerden derhal vazgeçin!

· Nükleere İnat Yaşasın Hayat!

· Nükleer Santrallar Savaşta da Barışta da öldürür!


Çernobil Nükleer Santrali'ndeki hasarlı dördüncü reaktörü kapatan eski kubbenin üzerindeki Yeni Güvenli Muhafaza (NSC) yapısının genel görünümü / Fotoğraf: Reuters


Çernobil Nükleer santralındaki koruyucu kalkanda açılan delik/ Fotoğraf: Reuters