NÜKLEER SANTRAL ISRARI BİTSİN!

“ Kendi kendimize yarışmadayız, gülüm / Ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz, / ya dünyamıza inecek ölüm.” (Nazım HİKMET) Ne Akkuyu’da ne Sinop’ta ne de Dünya’nın bir başka yerinde Nükleer Güç Santrali istemediğimizi sesimizin çıktığı kadar yüksek sesle söylüyoruz! Ankara'da buradan duysun bizim sesimizi!

* * *

Yıllardır Ülkemizde, Sinop’ta, Akkuyu’da ve İğneada’da bir Nükleer Santral yapma belasıdır sürüp gidiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ne zaman kendi ülkesinde nükleer işi yapan bir Devlet Başkanı ile yan yana gelirse; Sinop’a Nükleer Güç Santrali (SNGS) yapma işini altın tepside o Devlet Başkanına sunuyor. En son 24 Kasım 2025 tarihinde Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung ile yan yana geldiklerinde yine Sinop’a NGS yapma işini konuştuklarını ulusal basın temsilcilerine söylediğini yazılı ve görsel basından öğrendik. Sinop’ta yaşayan yerel halkın, Sinop’ta nükleer santral istemediklerini bilmelerine rağmen, buraya Nükleer santral yapacaklarını ifade ediyor ve “Kore Elektrik Şirketi ile Türkiye Nükleer Enerji Anonim Şirketi arasında imzalanan mutabakat zaptı”nı açıklıyor. Ardından da “Nükleer Enerjinin Barışçıl Amaçlarla Kullanılması Alanında Hükümetler arası bir Anlaşma’yı da imzaladıklarını açıklayıverirler!

Aslında “NÜKLEER ENERJİNİN BARIŞÇIL AMAÇLARLA KULLANILMASI ALANINDA TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KORE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA İMZALANAN İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASISn. Bülent ECEVİT’in Başbakan olduğu dönemde Ankara’da İmzalanmış, 18.03.1999 tarihinde de Bakanlar Kurulunca da 99/12614 sayılı kararla da resmileştirilmiş, Sn. Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL tarafından da onaylanarak 12.04.1999 tarih ve 23664 sayılı Resmi Gazete'de de yayınlanmıştı. Sonra ne oldu! Bu kararda kadük kaldı! Yani düştü.

Bu tür antlaşmalar geçmişte; Kore, ABD, Fransa ve Japonya hükümetleriyle imzalanmıştı. Hiç biri ile yapılan anlaşma kalıcı olamadı. Hatta Japonya ile yapılan anlaşmalar daha kapsamlı ve sözde uzun erimli idi. Japonya ile 07.04.2014 tarihinde Karar Sayısı: 2014/6209 olan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Japonya Hükümeti Arasında Nükleer Enerjinin Barışçıl Amaçlarla Kullanılmasına Dair İşbirliği Anlaşması” yapılmıştır. Ardından da “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Japonya Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyeti’nde Nükleer Güç Santrallarının ve Nükleer Güç Sanayisinin Geliştirilmesi Alanında İşbirliğine İlişkin Anlaşma” ve “Nükleer Güç Santrallarının ve Nükleer Güç Sanayisinin Geliştirilmesine Dair İşbirliği Zaptı” 1.4.2015 tarih ve 6642 sayılı Kanunla da kanunlaştırılmıştı. Sonucu ise Japonya, Sinop’ta Nükleer Santral yapmaktan vazgeçti. Ama bize bu işlerden dolayı konusuz olarak sürdürülen ÇED davaları ve 1/100.000, 1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Çevre Düzeni Planları ile ilgili olarak Samsun Bölge İdare Mahkemeleri ve Danıştay’da açtığımız davalar kaldı. Davalar hala sürüyor!

Oysa ne Akkuyu’da ne Sinop’ta ne de Dünya’nın bir başka yerinde Nükleer Güç Santrali istemediğimizi sesimizin çıktığı kadar yüksek sesle söylüyoruz! Ankara'da buradan duysun bizim sesimizi!

Ulusal ve uluslararası basından izlediğimiz ve Brezilya Amazon bölgesindeki Belem’de 12-16 Kasım 2025 tarihlerinde gerçekleştirilen COP30 BM İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesi 30. Taraflar Konferansı sonucunda; COP31 BM İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı; Kasım/2026 yılında Antalya’da Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirileceği ilan edildi. Çokça İklim Krizi ve Eko Kırımına hedef olan ülkemizde, böylesi bir zirve örgütlenecekse ve Kapitalist ülkelerin çıkarları doğrultusunda bir çalışma sürdürülecekse böylesi zirvenin düzenlenmesi için ev sahipliği yapılmamasını önermek isterim. Belem’de yapılan COP30 da Nükleer konusunun çok konuşulmadığını Alternatif zirveye katılan yol arkadaşlarımızdan öğreniyoruz. Böyle bir Zirveye ev sahipliği yapacağının açıklandığı günlerin devamında Kore Cumhuriyeti Hükümeti ile imzalanan “İşbirliği Zaptı” doğru bir karar değildir.

Tekrar Nükleer Santral konusuna dönecek olursak; Bizim için asıl sorun; Nükleer santrallerin Yapımı, İşletmesi ve Kaza yapmaları halinde; ortaya yaydıkları radyasyon nedeniyle Ekolojik yaşama vereceği zararlardır. Sinop İnceburun mevkiine yapılması planlanan Sinop NGS, hem karada hem de denizde yaşamını sürdüren canlıların yaşamına olumsuz etkiler yapacağı da bilinmektedir.

Nükleer Güç Santralleri, enerji alanında dışa bağımlılığımızı arttıracak eskimiş bir teknolojidir. Nükleer santral, olağan çalışma sürecinde de doğa ve tüm canlılar için; hem radyasyonu hem de kimyasallarla doyurulmuş soğutma suyu ile yıllarca atıklarının ve santrallerin ticari ömrü bittiğinde de santralin kendisinin bertarafının maliyeti bakımından da yanlış bir tercihtir. İnsan hataları, deprem ve tsunamiler, savaşlarda hedef teşkil etmesi ile nükleer santraller canlılara ve ekolojik yaşama yönelik büyük riskler barındırmaktadır. Siyasi kararlarla nükleer santraller hayata geçirilmeye çalışılmakta, yaratılan sahte enerji krizleriyle de kamuoyu yanıltılmaktadır.

Hiçbir ekonomik, toplumsal ve çevresel faydası bulunmayan, olası bir kaza ve saldırı sonrası yaydığı radyasyonun etkileri yüzyıllarca devam edecek; pahalı, kirli, tehlikeli, atık sorunu çözülmemiş Akkuyu Nükleer AŞ için Rusya ile yapılan anlaşma fesih edilmeli, Sinop NGS projesi daha fazla kamu zararı doğurmadan iptal edilmedir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, bizler; ne Sinop’ta, ne Akkuyu’da, ne de Dünyanın bir başka yerinde Nükleer Santral yapılmasına izin vermeyeceğiz. Henüz geç kalmış değiliz!

Siyasal iktidara önerimiz; Bu lanet projelerden derhal vazgeçin!!!

· Nükleere İnat Yaşasın Hayat!

KAYNAKÇA:

* Nükleer Enerji Raporu-2 (EMO Yayını 2016 –Ankara)

* 24.11.2025 tarihli görsel ve yazılı basın.