KÖTÜ İNSANA İYİLİK YAPMAK!

"............Yüce gönüllü babaannem Gerze'de ve yangınla yanan evinin müştemilatında barınmasına izin verdiği yoksul bir kadına, inşaatı tamamlanan ev teklif edildiğinde, garibin evi olsun diye "yanan ev benimdi" demiyor. Yoksul kadın sadece devlete borçlanarak ev sahibi oluyor. Babaanneme göre İhtiyaç yoktu zaten, köyde koca ev var, arazi var ve iyilik yapan iyilik bulurdu. ........."


Köyümüzün okulu evimize uzaktı.

Ablam, kendinden 4 yaş büyük, küçük dayımla yürüyerek okula gönderilmiş iki yıl boyunca. Anne- dedem ilçede İnşaat İşleri ile ilgilenmeye ve Gerze de oturmaya başladıkları zaman ablam onlara ve ilçe okuluna gönderilmiş. Annem köyden ilçeye, anne babasına dolayısı ile okula giden kızına gittiği zamanlarda birkaç defa beni de götürmüştü.

Anneannemin güler yüzle sofra kurduğu, dedemin sevimsiz bakışları yine anılarım arasında. Sevimsizlik sadece benim hislerimde değildi ki, ertesi yıl ablam onlara gönderilmedi. Babaannem ile başka yere gönderildi. Okul sıram geldiğinde ben de onlarla gönderildiğim için başka yeri öğrenmiş oldum.
13 Şubat 1956 yılında Gerze de büyük bir yangın olmuş. Güçlü bir Lodos Rüzgarı, kıvılcımları güzelim ahşap evlere savurmuş, evlerin büyük çoğunluğu yanmış. Hala anma yapılır. Hamama sığınıp dumandan boğulanlar, denize kaçıp hasta olanlar. Can pazarı, gerçek bir felaket yaşanmış.

Bir ilçe halkının kış günü evsiz barksız kalması yürekleri sızlatmış olmalı. Tüm kamuoyunun bu konuyla meşgul olması sonucu hükümet, tek katlı bahçeli bitişik nizam ve iki katlı bahçeli bitişik nizam evler biçiminde bir kasaba projelendirmiş. Yeni ve ülkemizde örneği olmayan muntazam bir kasaba inşa ediliyor. Parsel sahiplerine evler 20 yıl gibi bir vade ve uygun taksitlerle veriliyor.
Yüce gönüllü babaannem Gerze de ve yangınla yanan evinin müştemilatında barınmasına izin verdiği yoksul bir kadına, inşaatı tamamlanan ev teklif edildiğinde, garibin evi olsun diye " yanan ev benimdi" demiyor. Yoksul kadın sadece devlete borçlanarak ev sahibi oluyor. Babaanneme göre İhtiyaç yoktu zaten, köyde koca ev var, arazi var ve iyilik yapan iyilik bulurdu.
Gerze Gazi İlk öğretim Okuluna kaydım yapıldıktan sonra babaannem ve ablamla ben de ilçeye gönderildim. Anneannemlerden alınan ablamın, babaannemle nerede kaldıklarını öğrendim böylece. Kendisine ev bırakılan o yoksul kadın Kaytuk Ayşesi’nin evinde..
Çocuk aklımla bazı şeylerin yanlış gitmekte olduğunu gördüm. Babaannem yattığımız, oturduğumuz odada gaz ocağında yemek pişiriyor, bulaşıklarımızı alıp bahçede yıkıyordu. Sömestr tatilimizde babaannem hastalandı. Babam onu Samsun’a götürmüş getirmişti. Bağırsaklarının düğümlendiğini yapacak bir şey olmadığını öğrenmiştik. Ama 'yapacak bir şey olmamasının' ne demek olduğunu bilmiyorduk. Sömestr bitiyor okul başlıyordu. 4 kız çocuğu olan büyük halamın evindeydik. Babaannem yatıyordu. Evde suskunluk ve hüzün vardı. Babaannemi kaybettik. Kaytuk Ayşesi minnet duygusu taşımaktan kurtulmuştu, muhtemelen de zaten yoktu!
Artık büyük halamdan okula gidiyorduk. Nasıl güzelmiş o zamanlar. Halalık ya da benim halam. Onun çocuklarıydık artık. Yarım eğitim öğretim yılımız babaannemin acısını ve annemin yokluğunu hissetmeden sona erdi.