Bazı insanlar (!) nasıl bu kadar kibirli, şımarık, zalim, utanmaz olabiliyorlar diye merak eder dururum. Bu ülkeyi yöneten(!) milletvekilleri, adı üzerinde MİLLETİN VEKİLLERİDİRLER. Yerel yönetimlerde meclislere seçilenler yine bu MİLLET tarafından seçilirler. Siyasi parti yöneticileri ise yine partilerinin üyeleri tarafından seçilerek il ve ilçe yönetimlerinde görev alırlar.
O halde nasıl oluyor da kendi seçmeninden bile bu derece kopabiliyorlar?
Düşündüm, tek bir cevap şu olsa gerek dedim kendime; SONRADAN GÖRME OLDUKLARI İÇİN NORMAL DÜNYAYA AYAK UYDURAMIYORLAR, ÇILGINCASINA HERKESE TEPEDEN BAKIYORLAR, ÇILDIRMIŞÇASINA YAŞAM SÜRMEYE BAŞLIYORLAR!
Bir milletin vekiline yaptıklarının yanlış olduğunu anlatmaya çalışıyorsunuz ve soruyorsunuz; UTANMIYOR MUSUNUZ? Verdiği cevaba bakın; HAYIR, NEDEN UTANALIM Kİ? UTANMIYORUZ!
Verilen bu pişkince cevap karşısında ben UTANIYORUM. Böyle bir kişi ile aynı milletten olmaktan ve beni temsil ediyor olmasından UTANIYORUM. Ve bu vekilin annesi, babası, eşi, akrabası, dostları yok mu? Ki “Böyle nasıl konuşabiliyorsun?” diye uyaran.
Bir başka vekilimiz(!) var ki, “Bizim iktidarımızda insanları daha iyi BESLEDİK, ömürleri uzadı. Bu nedenle emeklilik sistemi bozuldu, maaşlar azaldı.” Diyor. Utanmazlığa bakın, yüzsüzlüğün bu kadarına da pes doğrusu. Hem de iki kez PES. Çünkü bu vekil(!) bir DOKTOR üstelik. Bunu okutup doktor yapanlara bir şey diyesim geliyor ama sonra “hayır, adam olacak çocuk b.kundan belli olur derler ya, bu da b.ku bozuklardan kesinlikle” diyorum.
“Sütleri bozuk” desem annelerine ayıp etmiş olurum, “insan olamamışlar” desem babalarının günahı ne derim. “ Üç kuruşa bu kadar da satılmaz ki millet” diyor ve hafızamıza not düşüyoruz.
Bir başkası, bir belediye meclis üyesi çıkıyor, emeklilere “maaşlarınızı aldığınız için ŞÜKREDİN, eskiden alamadığınız, geç aldığınız aylar da oluyordu.” diyebiliyor. Yahu sen kimsin ki bu sözleri söyleyebiliyorsun, nerden alıyorsun bu cesareti? Yahu senin emekli annen, baban, ağabeyin, akraban yok mu? “Kızım sen ne demek istiyorsun?” diye sormazlar mı hiç sana?
Bir başkası, bir siyasi partinin il başkanı çıkıp ahkâm kesiyor. “Bekâra karı boşamak kolay” diyor ve ekliyor; ”Şükredeceksiniz, milletin başına ne gelirse şükürsüzlükten gelecek.”
Bu ne UTANMAZLIKTIR, bu ne YÜZSÜZLÜKTÜR, bu ne ŞIMARIKLIKTIR?
Dünya nereye gidiyor, bunlar nereye?
Bu UTANMAZ, YÜZSÜZ; ŞIMARIKLARA biz emekçilerin ve emeklilerinde verecek bir cevabımız var elbette;
*Sizler UTANMASANIZ DA bizler yaptıklarınızı NOT ALIYORUZ!
*Sizler ŞÜKREDİN diyorsunuz, bizler ŞÜKRETMEYECEĞİZ!
*Sizler yüzünden başımıza gelmeyen kalmadı, ŞIMARIKLIĞINIZA BOYUN EĞMEYECEYİZ!
Siz kimsiniz ki bu millete tepeden bakıyorsunuz? Siz kimsiniz ki görmüş geçirmiş bir millete görgüsüzlüğünüzü aşılamaya çalışıyorsunuz? Siz kimsiniz ki çapınızın üzerinde laflar ediyorsunuz?
Siz kimsiniz ki kendi pisliğiniz içinde boğulmak üzereyken bile bu millete çamur atıyorsunuz?
SİZ KİMSİNİZ Kİ bu millete AKIL VERMEYE KALKIYORSUNUZ?
SAHİ SİZ KİMSİNİZ?
Bir avuç çıkarcı, vurguncu, sahtekâr, yobaz, sömürücü, üçkâğıtçısınız!
Sizlerle aynı havayı solumak, aynı sokaklarda gezmek, aynı ülkede yaşamak zor geliyor artık.
Emekçisini yok sayan, emeklisine sırtını dönen, halkına her türlü zulmü mubah gören, kendilerini iktidar koltuklarına oturtan yurttaşlarını pazar artıklarını toplamaya zorlayan, sabah ezanı ile sıcak- soğuk demeden üç kuruş indirim için kuyruklarda perişan eden, muhalefeti cezaevleri ile sindirmeye çalışan, en masumane talepler için sokağa çıkanlara genç-yaşlı, kadın-erkek demeden gaz sıktıran, coplatanlardan sanmayın ki hesap sormayacağız.
Haklarımız için bu kış günü sokakta, çadırda nöbet tutan bizler, yediğimiz soğuğun, suyu emen ayakkabılarımızdan dizlerimize kadar çıkan soğuk suyun, aç kalan midemizin hesabını sormayacak mıyız sanıyorsunuz?
GÜN GELECEK DEVRAN DÖNECEK; TÜM SORUMLULAR HESAP VERECEK!
Yazının başlığında sormuştum, KİM BU UTANMAZLAR? diye.
Aslında hepimiz biliyoruz bu UTANMAZLARIN KİMLER olduklarını. Her gün karşımızdalar, televizyon ekranlarındalar, gazetelerdeler, en değerlimiz Türkiye Büyük Millet Meclisindeler.
Onlar UTANMAZLIKLARININ farkındalar veya değiller. Bizim için artık hiç dert değil. Biz kendimizi gayet iyi biliyoruz;
*Biz ŞÜKRETMEYECEĞİZ!
*Biz ALIŞMAYACAĞIZ!
*Biz BOYUN EĞMEYECEĞİZ!
HODRİ MEYDAN!