ÖRGÜTLÜ YAŞAM

Kadına yönelik Şiddete hayır demek için!

Saat 17.00 de tüm kadınları "şiddete karşı hayır" demek için ... 1960 yılında Dominik Cumhuriyeti'ni diktatörlükle yöneten Rafael Trujillo’ya bağlı güçler, baskıcı yönetime karşı çıkan üç kız kardeş Patria, Minerva ve Maria Mirabal’ı 25 Kasım’da hunharca katletti. Mirabal kardeşlerin öldürülmesinden bir yıl sonra Trujillo karşıtı hareket, diktatörlüğün sona ermesini sağladı. BM Genel Kurulu 1999 yılında 25 Kasımı Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak ilan etti...

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadelenin direniş Günü olan 25 kasım nedeni ile tüm Dünyada olduğu gibi Sinop'ta da bir protesto gerçekleştirilecek. Saat 17.00 de Meydankapı mahallesi İtfaiye önünde toplanacak olan Sinoplu kadınlar Uğur Mumcu Meydanı'na kadar yürüyecekler. 17.30 da Meydanda bir de basın açıklaması yapılacak.

Haber Kolektif yazarlarından, Kadın Hakları savunucusu ve platform sözcüsü Asuman Aydoğdu yürüyüş ve basın açıklamasına yaptığı çağrıda " sen yoksan bir noksanız" dedi. Aydoğdu " Şiddetsiz, özgür, eşit, güvenli bir yaşam için sokaklardayız. Hergün bir kadın susmasın diye ayaktayız. Bugün saat 17.oo de itfaiye önünde toplanarak, Uğur Mumcu Meydanına yürüyoruz. Unutma sen yoksan bir eksiyiz" diyerek tüm kadınları yürüyüşe ve alana davet etti.

25 kasımın anlamı ve Türkiye'de durum!

BM Genel Kurulu 1999 yılında, kadınların aile içinde, sokakta, okulda, iş yerinde ve özel hayatında maruz kaldığı şiddete dikkat çekmek ve kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık yaratmak amacıyla 25 Kasım gününü Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak ilan etti. Bu günün belirlenmesi ise gerçek ve acı bir hikâyeye dayanıyor. 1960 yılında Dominik Cumhuriyeti'ni diktatörlükle yöneten Rafael Trujillo’ya bağlı güçler, baskıcı yönetime karşı çıkan üç kız kardeş Patria, Minerva ve Maria Mirabal’ı 25 Kasım’da hunharca katletti. Mirabal kardeşlerin öldürülmesinden bir yıl sonra Trujillo karşıtı hareket, diktatörlüğün sona ermesini sağladı.

Bu acı olayın üzerinden yıllar geçtikten sonra 1981 yılında Donimik’te toplanan Latin Amerika Kadın Kurultayı 25 Kasım tarihini “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü” olarak kabul etti. 1981 yılından bu yana gayri resmi olarak kutlanan bu gün, 1999 yılında Birleşmiş Milletler’in kabulünün ardından da resmi olarak tüm dünyada anılıyor ve şiddete karşı duyarlılığı artırmak için kampanyalar düzenleniyor.

HER ÜÇ KADINDAN BİRİ ŞİDDETE MARUZ KALIYOR
Bir insan hakları ihlali olan kadına yönelik şiddet; dil, din, ırk, sınıf, etnisite, mezhep, cinsiyet ayırt etmeksizin küresel bir sorun olarak tüm dünyada varlığını sürdürüyor. Kadına yönelik şiddet, BM Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi tarafından “kadına, kadın olduğu için yöneltilen veya orantısız biçimde kadınları etkileyen şiddet” olarak tanımlanıyor. Komite, cinsiyete dayalı şiddetin kadınların erkeklerle eşit olarak hak ve özgürlüklerini kullanmalarını ciddi şekilde engelleyen ayrımcılık biçimi olduğunu ifade ediyor. Komitenin açıkladığı verilere göre küresel ölçekte her üç kadından biri genellikle yakın partnerleri tarafından fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor. BM’nin 2020 yılında yayımladığı Dünya’da Kadın: Eğilimler ve İstatistikler Raporu, 15-49 yaşları arası kadın ve kız çocuklarının yüzde 18’inin son 12 ayda eşi veya birlikte olduğu kişi tarafından fiziksel ve/veya cinsel yakın partner şiddetine maruz kaldığını öngörüyor.
OECD 2022 yılı verilerine göre de dünyada her üç kadından biri, Türkiye’de her 10 kadından dördü, ömründe en az bir kez erkek şiddetine maruz kalıyor. Dünya genelinde her gün 137 kadın, eşi ya da bir yakını tarafından öldürülüyor. Türkiye’deki beyaz yakalı kadınların yüzde 75’i en az bir kez şiddete maruz kalıyor. Bu veriler kadına yönelik şiddetle etkin mücadele için eş güdümlü ve çok boyutlu çalışmaların yapılmasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
Gerek şiddetle mücadeleye ilişkin literatür gerekse hukuki düzenlemeler incelendiğinde kadına yönelik şiddetin birbirinden farklı biçimlerinin olduğu görülüyor. Kadına yönelik şiddet; fiziksel, duygusal, cinsel, ekonomik, dijital, flört şiddeti, ısrarlı takip, sosyal şiddet olarak tasnif ediliyor.

TÜRKİYE’DE DURUM
Ülkemizde kadına yönelik şiddet biçimlerinin yaygınlığına, kadına yönelik şiddetin sonuçlarına ve mücadeledeki duruma ilişkin değerlendirmeye esas olacak verilerin elde edilmesi amacıyla 2008 ve 2014 yıllarında Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (KSGM) tarafından, “Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması” gerçekleştirildi. Bu araştırmalar, Türkiye’de yaklaşık her 10 kadından dördünün partneri tarafından yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kaldığını ortaya koydu. Araştırma sonuçlarına göre kadına yönelik şiddet her yaştan, her eğitim grubundan, her bölge ve refah düzeyinden kadın için tehdit oluşturmakla birlikte;
- 15-24 yaş arasındaki kadınlar,
- İlkokul ve altında eğitim durumuna sahip olanlar,
- Boşanmış olanlar veya ayrı yaşayanlar,
- 18 yaşından önce evlenenler,
- Ücretli bir işte çalışmayanlar,
- Düşük refah düzeyine sahip olanlar arasında son 12 ay içerisinde görülen şiddet daha yaygın.