İsraf günümüzün en önemli sorunlarından bir tanesi. Esasen israfı önlemek insanların kendi elinde. Önce cebindeki parayı hesaplı harcayacaksın. İhtiyacın olmayan hiç bir şeyi kesinlikle almayacaksın. Eğer evde bir ihtiyacın varsa fazlasını değil ihtiyacın kadar alıp eve getireceksin. Evdeki tüm ışıkları yakmak yerine sadece gerekli olan ışıkları yakarak hem israfı önlemiş olacaksın hem de cebinden fazla para çıkmadığı gibi yüksek faturadan kurtulmuş olacaksın. Evlerde diğer bir sorun ise gereksiz yere bolca akıtılan su. Bulaşık yıkanırken suyu sonuna kadar değil de kafi miktarda su akıtarak sudan tasarruf yapmak paranızın cebinizde kalmasını sağlayacaktır. Diğer taraftan ihtiyacımızdan fazla olarak aldığımız sebze ve meyvelerin tüketilmeyen bölümü çürüyerek çöpe atılmaktadır. Hal böyle olunca paramızı sebze ve meyvelerle beraber çöpe atmış oluyoruz. Belki de çok basit olarak gördüğünüz bu giderler esasen büyük meblağ yaratmaktadır. Türk halkı olarak maalesef bir türlü önleyemediğimiz ihtiyacımızdan fazla ekmek alarak evin yolunu tutuyoruz. Bunun sonucunda ise bakın neler oluyor. 2018 Yılı verilerine göre Türkiye'de bir yıl içinde 1.7 milyar ekmek çöpe atılırken, 214 milyar liralık gıda israfı yapıldığı belirtilirken günlük olarak ise 4 milyon 900 bin ekmeğin çöpe atıldığı tespit edilmiştir. Sadece burada çöpe atılan ekmekle kalınmıyor. Hem cebimizdeki paranın buharlaşarak yok olduğu gibi, aynı zamanda da ekonomiye getirdiği büyük yük ise korkunç derecede.
İsrafın en başında gelen ve en kötü alışkanlıklarımızdan bir tanesi ise yolumuzun çok kısa olmasına rağmen arabamızı kullanıyor olmamız. Bu durumda hem yakıt tüketiminin artmasına hem de trafiğin daha fazla yoğunlaşmasına neden oluyoruz. Çok fazla lükse kaçılarak alınan giyim eşyaları bir kaç sefer giyildikten sonra sadece gardırobunı süslüyor. Türkiye israf araştırmasına göre, bireylerin yüzde 37'sinin satın alıp hiç giymediği ayakkabı ve kıyafetleri olduğu belirtilmekte. Yapılan anket sonucunda katılımcıların yüzde 27,4'ü giymediği giysiyi ve ayakkabılarını çöpe attığı, yüzde 62.5'i ise ihtiyacı olana verdiği belirtilmektedir. Ayrıca modaya uyan kişilerin giyim israfı daha büyük boyutta olduğu. Bu kesimin almış oldukları giyim eşyalarını bir kaç sefer giydiği daha sonra bu giyim malzemelerini gardıroba mahkum ettiği söylenmektedir. Burada israfın ne kadar büyük boyutta olduğu net bir şekilde görülmektedir.
İsraf çağımızın bir hastalığıdır. Bu hastalığı yenmek için insanların bilinçli bir şekilde cebindeki parayı harcamasıdır. İsrafı sadece insan yönüyle düşünmemek lazım. İsrafta en büyük görev devletimize düşmektedir. Devletimiz israfı önlediğinde olumlu yansımayı hem insanlarımız hissedecek hem de ekonomimiz daha iyi yerlerde olacaktır.
Aile içinde israfı önlemek tabi ki anne ve babanın israfı önleme kültürüne bağlıdır. Eğer anne ve baba bu konuda kendini eğitirse çocuklarına israf konusunda örnek olabilir. İsraf bilinci küçük yaşlarda oluşturulduğunda büyüdüğünde israfın önüne geçilmiş olacaktır. Anne ve baba evde yanan lüzumsuz ışığı çocuğuna söndürtmesi gerektiğini söylediğinde israfta önlenmiş olacak. Burada aileye çok önemli bir iş düşmektedir. Çocuk anne ve babadan ne alırsa gelecekte onu uygulama yönüne gidecektir. Çocuğuna israf ve tasarrufun ne olduğunu öğretmesi gelecek için çok önemlidir. Yapılacak alış verişlerde para harcamayı ve tasarruf yapmayı uygulayarak öğretilmesi çocuk için öğretici olacaktır. Ayrıca, kağıt ve kalem israfının önüne geçilmesi için anne ve baba çocuğunu bu konuda eğitmesi kağıt ve kalemin daha az harcanmasına sebep olacaktır. Çocuklar genelde muslukları açıp su ile oynamayı çok severler. Burada anne ve baba devreye girerek lüzumsuz yere akıtılan suyun zararlı olduğunu azarlayarak değil de daha yumuşak sözle anlatıldığında çocuk aynı hareketi bir daha yapmayarak, yaptığının yanlış olduğunu anlayacaktır. Böylece israfın önüne geçilmiş olacaktır.
İnsanlar lüzumsuz işlerle uğraşarak zamanını israf etmesi zaman kaybına neden olmaktadır. Bilhassa ki gençlerin Televizyon ve bilgisayar başında zaman harcanması hem sağlık yönünden hem de bilgi kültürü açısından olumsuz etkileri olabilmektedir. Gelecek için öğretici hiç bir tarafı olmayan televizyonlar çocukları geleceklerini tehlikeye attıkları gibi bilgi yönünden noksan yetişmelerine neden olmaktadır. Burada anne ve babaya büyük iş düşmektedir. Anne ve babanın yapması gereken şey hiç bir faydası olmayan bazı televizyon yayınlarının çocukların üzerinde yaratacak olumsuz etkilerden kurtarmak olmalıdır.
Bir ülkenin kalkınması israfı yenmesiyle mümkündür. Eğer devlet israfı engelleme yönüne gitmezse orada yaşayan tüm insanlar hem maddi yönden hem de manevi yönden olumsuz şekilde etkilenmektedir. Resmi dairelerde kullanılan düşük model araçlar sürekli arıza yaptığı için devlete maddi yönden büyük külfet getirmektedir. Yapılması gereken ise sürekli arıza veren bu araçları elden çıkarıp yerine yeni araçlar alınarak tamirat parasından kurtularak tasarrufa gidilmiş olacaktır. Bizi yönetenler bizlere daha iyi bir yaşam verebilmesi için yapması gereken tek şey İSRAFI ÖNLEMEK.