İSMET İNÖNÜ


Cumhuriyet tarihimizde ; kurtarıcı ve kahraman olarak

dönemin yokluk ve sıkıntıları içerisinde inanılmaz

mücadeleler verip, bir ülkenin enkazından adeta mucizeler

yaratarak, üzerinde yaşadığımız vatan toprağında

bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, tek adam ve tek liderdir ve

sonsuza kadar da öyle kalacaktır.

Ancak; ülkemizin bağımsızlığı adına müşterek mücadelede

yerini almış, isimlerini sayamayacağımız kadar çok sayıda

millî kahramanlarımızın olduğu da bir gerçektir.

Onları ve vatan adına yaptıklarını asla arka planda göremeyiz.

Aksi takdirde, o vatanseverlerin ruhlarını incitmiş oluruz.

İşte, onlardan biri de İsmet Paşa’dır.

Ülkemizin kurtuluşu, kuruluşu ve sonrası seyrinde

mücadele eden etkin konumda bir asker, devlet ve

siyaset adamı olarak yer aldığından Atatürk’ten sonra

‘’İkinci Adam’’ olarak da nitelendirilmiştir.

Yaşadığı dönemin özelliklerinden olsa gerek, diğer mücadeleci

silah ve dava arkadaşları gibi hep zor günlerin adamı olmuş ve

bütün bunlara rağmen, askerlik hayatı sonrasında siyaseten

yakın tarihe kadar ne yazık ki muhalifleri tarafından

kıyasıya, acımasızca eleştirilere muhatap da olmuştur.

Asıl adı Mustafa İsmet olup, 24 Eylül 1884 tarihinde

İzmir'de bir Osmanlı ailesi olan Reşit Efendi ile

Cevriye Hanım'ın oğlu olarak dünyaya gelir.

Babası İzmir Adliyesinde müstantik (sorgu yargıcı)

görevinde bulunmakla, küçük yaştaki yaşamı seyrinde

babasının Sivas’a tayin edilmesiyle birlikte eğitimine

orada adım atar ve 1892 yılında Sivas Askerî Rüşdiyesi’ne

kaydolmasıyla yaşam mücadelesi de başlar.

Sonrası süreçte ise, Mühendishane-i Berr-i Hümâyun’a

(topçu okulu) girip, topçu teğmeni olarak mezun olarak

Erkân-ı Harbiye Mektebini de bitirmekle kurmay yüzbaşı

rütbesiyle 1906’da Edirne'deki 2. Ordu’ya katılır.

O dönem, Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit’in saltanat

sürdüğü dönemdir ve ülkenin durumu oldukça da karışıktır.

Sonrası uzun süreçte ise, Osmanlı Devleti’nin yaşadığı

ağır kriz dönemi ve nihayette bir macera olarak girdiğimiz

I.Dünya Savaşı sonucu, ne yazık ki yenik düşmemizle birlikte

üzerimize çöken emperyalist güçler ve onlara karşı amansızca

ve dirençle yürütülen mücadele.

İsmet Paşa, emperyalist istilacılara karşı yürütülen Millî

Mücadelede Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın yanında

kararlı bir duruşla yer alarak etkin destek vermiştir.

Vatan savunmasında, Batı Cephesi komutanı olarak

I.ve II. İnönü Muhaberelerinde savaşıp, işgalci emperyalist

Yunanlılara karşı zafer kazanmıştır.

Anadolu Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması sonrasında ise ;

diplomatik mücadele adına, Mudanya Mütarekesi ve Lozan

Konferansı’nda görev almakla, bu platformlarda

millî görevini sonsuz sadakatle ve başarıyla yürüterek

yerine getirmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedinin

uluslararası arenada kabul edildiği Lozan Konferansı’nda

gösterdiği dirençli diplomatik mücadelesi ise inkâr edilemez.

Millî Mücadele ile kazanılan genç Türkiye Cumhuriyeti’nin

ilk Başbakanı ve ikinci Cumhurbaşkanı olarak yerini alır.

İlerleyen yıllarda ise ona yine rahat yoktur.

Nazi Almanyası’nın 1939 yılında Polonya’yı işgaliyle

başlayan II. Dünya Savaşı tüm dünya insanlığını her yönüyle

derinden sarsmış, 70 milyona yakın can kaybına neden olmuştur.

Savaş sürecinde devletin başında deneyimli eski bir asker

olarak Cumhurbaşkanı İsmet İnönü bulunmaktadır.

I.Dünya Savaşı ve Anadolu Kurtuluş Savaşı’nın

acımasızlığını ve zorluklarını yaşayan ve bilen İsmet Paşa,

dışarıdan gelen tüm baskılara rağmen maceraperest ve hayalci

politikalara kapılmadan, büyük bir sorumluluk üstlenerek

yürüttüğü ustaca diplomasiyle ülkemizi savaşa sokmamıştır.

Ancak, tüm dünyayı kasıp kavuran bu süreçte savaşın

yarattığı olumsuz ekonomik koşullara bağlı olarak

tedbir amacıyla çıkarılan Milli Korunma Kanunu,

Varlık Vergisi Kanunu gibi yasal uygulamalar nedeniyle

siyasi muhalifleri tarafından günümüze kadar uzanan

insafsız eleştirilere hedef olmuştur.

Evet o süreçte belki sıkıntılar çekilmiştir ama, ülke

bir savaşa girip yeniden bir yıkıma uğramaktan kurtarılmıştır.

İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle birlikte ülkelerdeki

siyasi dengelerin değişmesi, iç ve dış etkenler nedeniyle

demokrasinin güçlendirilmesi ve çok partili serbest seçimli

parlamenter sisteme geçilmesi adına önemli adımlar atılır.

Bunun mimarı da yine İsmet İnönü’dür.

İnanılmaz derecede hareketli, askeri ve siyasi yaşamının

sonunda 25 Aralık 1973 tarihinde Ankara’da 89 yaşında

hayata veda eder. Mezarı Ankara’da Anıtkabir alanındadır.

Bağımsızlık savaşı kahramanlarından, Türkiye Cumhuriyeti

Devleti’nin birinci Başbakanı ve ikinci Cumhurbaşkanı, seçkin

siyaset adamı merhum İsmet İnönü’yü vefatının

52. yıl dönümünde rahmet ve saygıyla anıyoruz.