İNCE ÇİZGİ

"...........Bütün çabalara, geniş üç ayrı arazimize tütün dikilmesine rağmen olması gereken verim alınamıyordu. Babam, memnuniyetle karşıladığı okul değiştirecek olmamı erkek kardeşimin de öğrenci ve bize harçlıklarımızı gönderebilecek ablamı evlendirmiş olması nedeniyle finanse edememe endişesi taşımaktaydı. Bunu bana yansıtıyor ben de her an kayabileceğim ince bir çizgi üzerinde yürüyordum. ............."


Sinop Öğretmen Okulumda son sınıfa geçmiştim. Aynı zamanda başarılı üç öğrenciden biri olarak Yüksek Öğretmen Okuluna seçilmiştim. Öğretmen Okulları 6 yıllıktı ve öğrencilerinin üniversiteye gitme hakkı yoktu doğrudan İlkokul Öğretmeni olunuyordu. Eğitim-Öğretim öyle düzenlenmişti. Seçilen öğrenciler Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesi sınavına girer başarılı olursa son yılı Hazırlık Lisesinin olduğu illerde ve Öğretmen Okullarında müfredata konmamış Yabancı Dil gibi tamamlayıcı dersleri de hızlandırılmış bir şekilde alarak Lise Mezunu sayılıp Üniversite Sınavlarına girmeye hak kazanırdı.

Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesi sınavını ben ve Ayşe arkadaşım başarmış bir arkadaşımız dönmüştü. Ankara Yüksek Öğretmen Okuluna gidecek Hazırlık Lisesi okuyacaktım. Büyük şehir, büyük okul ve birden değişen geleceğim beni çok heyecanlandırıyordu

Okul tatilini atlayıp hemen gitmek istiyordum ama tütünde mavi küf hastalığının bitmediği yine zorlu bir yaz geleceğimi gölgeliyordu. Bütün çabalara, geniş üç ayrı arazimize tütün dikilmesine rağmen olması gereken verim alınamıyordu. Babam, memnuniyetle karşıladığı okul değiştirecek olmamı erkek kardeşimin de öğrenci ve bize harçlıklarımızı gönderebilecek ablamı evlendirmiş olması nedeniyle finanse edememe endişesi taşımaktaydı. Bunu bana yansıtıyor ben de her an kayabileceğim ince bir çizgi üzerinde yürüyordum.

Nasıl haberleri olmuştu hatırlamıyorum daha eve gitmeden- tatile çıkmadan endişe vardı ve söz etmiş miydim bilemiyorum ama bir gün Fizik Öğretmenim Aydın Bey ve Kimya Öğretmenim Belkıs Hanım bize- köye geldiler. O güne kadar yaşamadığım bir şaşkınlık yaşadım ayrıca onları öyle köy ve tütün kıyafeti içinde karşılamış olmaktan utandım. Anlaşılan okulda düzenli bir öğrenciydim, yazında emek harcıyor olmanın onurunu ve iş kıyafetimin toprakta çalışmanın gereği olduğunu anlayamayacaklarını sandım. Köyümüzü çok beğendiler diyemeyeceğim. Karadeniz’in dağınık köylerinden biri olduğumuz gibi mevcut bir iki mahallenin o kadar dışında ve geniş arazimizin içindeydik ki yaşadığımız yeri çok beğendiklerini söyleyebilirim. O haliyle kalabilseydi bugün bile beğenilecek bir görüntü vardı.

Babam ve annemle yalnız sohbet ettiler. Ben ve evde yardımcı olan kişilerle onların memnun ayrılmalarını sağlamak için hizmet etmekte ve mevsimin en güzel meyvelerini ikram etmekteydik. Onlar ayrıldıktan sonra öğrendim ki aileme şartlarınızı zorlayın ihtiyaç duyarsanız biz de devreye gireriz ama bu başarılı öğrencimizin üniversite okuma şansını elinden almayın demek için gelmişler. Onlar fen derslerindeki başarımı değerlendirerek ve benim istediğim üzere Fizik ya da Kimya Mühendisliği okuma fırsatını kaçırmama seyirci kalamamışlardı.

Sadece istenilen verim alamamak ve bizim masraflarımız değildi ki sorun çalışan insanlarla birlikte köyün dönmesi ve babamın eksik olmayan misafirlerinin ağırlanması ve sıklıkla ve kasabaya gidiş gelişler, babamın açtığı veya aleyhine açılan davalarda bitmiyordu. Çünkü babam çevresinde yaşanan olaylara duyarlı ve haksızlıklara karşı mücadele eden biriydi. Başta askerliğini Sıhhiye olarak yaptığı için sağlık sorunu olan köylülerimiz, doktora gidip ilacını iğnesini almış olan iğne olmaya ve ilacını nasıl kullanacağına dair açık bir tarif almaya bize gelirlerdi. Diğer sorunu olanlar, arazi- sınır sorunu olanlar ve babamın amcazadelerinin haksızlığına uğramış köylüler babama anlatır, yardım isterlerdi. Çözün meselenizi dediğini duymadım. Avukat tuttuğuna da tanık değilim. Bazen sabahlara kadar gereken kurumlara ve mahkemelere başvurular yazar o şahane el yazısı okunamaz diye sabah olunca kardeşime onun inci gibi okunaklı yazısı ile tekrar yazdırır ve olaylara müdahale ederdi. Amcazadelerinin köylü adına kullanılacak fonları kendi lehlerine kullanmalarını engellemek köylünün hakkını korumak için müthiş çaba sarf ederdi.

Babamın seçtiği hayat tarzı da ince bir çizgiydi benim bekleyişimde. Sonunda gereği düşünüldü, öğretmenlerimin kapımıza kadar gelmesi de babamı etkilemişti ve ben Ankara Hazırlık Lisesine gönderildim. Diğer başarılı arkadaşım Ayşe Bafralıydı. Amcası Bafra’nın bugünde bilinen bir otobüs işlenmesinin sahibiydi. Onunla sözleştik ve onların otobüsleri ile birlikte Ankara’ya gittik. Kimseyi yormadan.