HER YANIM KARADENİZ!

"...........Boğazlarımızda tırnak izleri yara bere içinde eve döndük. Nedense bu durum babamı pek eğlendiriyordu. Biz dövüşürken hemen güreş hocası gibi "ha Hale sen döversin sen yaparsın, e Cafer bir kıza dövünülmez ki canım" diyerek horoz döğüşü gibi dakikalarca boğuşmamıza neden olur, kendi kahkahalarla seyrederdi ama yaralanmamızı engellerdi. İlginçtir ki özgüven kazandığımı düşünüyorum. ‘Ben yapardım’ ............"


Ablam anneme mutfakta yardım ediyor olmalı, onunla oynadığımı hatırlamıyorum. Ama kardeşimle çok oyun oynadık, çok kavga ve çok dövüş yaptık. Aramızda 1, 5 yaş farkı olması ve benim ona göre daha hızlı büyümüş olmam beni kuvvetli yapıyordu ve onu dövüyordum. O anneme çok düşkün büyümekteydi o yüzden de bize göre geç başladı okula. Ben de babamın kuyruğuydum. Bayağı farklı çocuklardık. Birlikte oynamamız onu annemden ayırıyordu ve ben üzerinde egemenlik kurmaya başlamıştım. 3-4 yıl sözümden çıkmayan, çıkarsa dövdüğüm bir çocuktu. Öfkesini alamadığı zamanlar en zayıf noktamdan vurmak zorunda kalıyordu. Papatya isimli civcivimi alıp göle attığı gibi. Civcivimi kurtarıp onu daha fena dövdüğümü hatırlıyorum. Güçlerimiz eşitlendiğinde benim için çanlar çalmaya başladı.
Annemin büyükleri Rus İşgalinden sonra Batum'dan Rize'ye gelmişler. Ailenin bir kısmı oraya yerleşmiş. Annemin büyük babası ailesi ile nasıl bir yer aradı ise Sinop-Gerze- Yaykıl -babamların arazisine kadar gelmiş ve onların izni ile ekip biçmeye başlamışlar. Biraz tasarrufları ile biraz da babaannemin çocuk yaşında annemi, uslansın diye oğluna alınca bir miktar kendi arazisinden bağışlamasıyla arazi ve ev -bark sahibi olmuşlar. O nedenle anneannemlerin evi bize yakındı. Dedem ekşi kara dutu çok severdi ve bahçesinde yoktu. Bir gün kardeşimle ekşi karadut topladık ki, zordur her tarafınız boyanır. Dedeme götürdük. Dedemi o günkü davranışıyla hatırlayınca annem için hep üzülmüşümdür. Zerre kadar sevgi yoktu yüreğinde. İki küçük torunun senin için toplayarak güzel bir sepetle sevdiğin meyveyi getiriyorlar, diyor ki ne var sepette getirin kavara koyayım. Bu sözü açıklamak zor benim için. Merak eden öğrenir.
Yine bir gün gittiğimizde ne götürdüğümüzü hatırlamıyorum ama annem elimiz boş göndermezdi, Kardeşimle orada kapıştık, ne oldu ise. Yere yuvarlandık, ellerimiz birbirinin boğazında, birbirimizi fena hırpaladık. Dedemde ne yapıyorsunuz çocuklar sakin olun, gelmişsiniz efendice oturun bile demedi. Sanki biz yoktuk onun için.
Boğazlarımızda tırnak izleri yara bere içinde eve döndük. Nedense bu durum babamı pek eğlendiriyordu. Biz dövüşürken hemen güreş hocası gibi "ha Hale sen döversin sen yaparsın, e Cafer bir kıza dövünülmez ki canım" diyerek horoz döğüşü gibi dakikalarca boğuşmamıza neden olur, kendi kahkahalarla seyrederdi ama yaralanmamızı engellerdi. İlginçtir ki özgüven kazandığımı düşünüyorum. ‘Ben yapardım’
Sonraki yıllar kardeşimin gücü artı şimdi dayak yeme sırası bendeydi. Tabi kurtulmanın bir yolu vardı. Muzırlık yapıp odama kaçıyor ve kapıyı kilitliyordum. Öfkesi geçince çıkıyordum. Fiziksel olarak güçlenmiş olması rekabetin keyfini kaçırıyordu aslında. Muhtemelen ağır işleri nedeniyle annemin ilgilenememesi ve benimde hayvanlarla başlayan annelik pozisyonum, anneme yapması gereken nazı bana yapmasına, kızsa da sözümü dinlemesine neden oluyordu. Kısa süre sonra da döğüşün yerini ağız kavgası aldı. Birbirimizi çok severdik ancak kavgamız hiç bitmedi. Ama ayrı düşmedik. Ölümünden kısa süre önce yine kavga etmiştik ve yine hem annemi hem beni ziyarete geldi pandemi sırasında. Ne yazık ki son görüşmemiz oldu.
Her zaman birbirinin sorununa koşan, maddi manevi yardımlaşan ve birbirini çok seven kardeş olmamıza rağmen neden bu kadar anlaşmazlık yaşadığımızı yeğenlerim hep merak ettiler. Sorun çok basitti aslında. Otorite kurmak istiyordu benim üzerimde. Haklıydı aslında
Hala çevremde onun kadar bilgi birikimi olan kimseye rastlamadım. Hem dünya siyasi tarihi hem ve Türk Kültürü konusunda derin bilgisi vardı. Anlattıklarını hayranlıkla dinlerdim. Zaman zaman akıl alırdım. Fakat iyisin, bilgilisin orada kal, bende otorite kabul edecek yapı yok.
Babamın atalarının Kırım Hanlığından geldiklerini Peçenek Türkü olduklarını kardeşimden öğrendim. Müzede çalıştığım yıllarda bir Fransız Araştırmacının yayınına rastladım ve okudum. Sinop Mezar Taşları üzerinde çalışma yapmış, okumuş, bugünkü Türkçeye çevirmiş, Kavizade ailesine ait çok sayıda ve çok dekoratif mezar taşları olması nedeniyle özel bir çaba harcayarak şecerelerini çıkarmış. Babamın soy ağacını bulduğum gibi kardeşimin ailemizle ilgili söyledikleri doğrulanmıştı. Karadeniz’in kuzey doğu kıyısından annemler , kuzeyinden babamlar gelmişti .

Karadeniz'di her yanımız.