HER ŞEY YENİ

"......Yatılı okula ve ailemden ayrı yaşamaya 6.5 yaşımda başladığımdan benim için sadece ortam yeniydi, hiçbir sorun yoktu. Ancak dersler ilerledikçe yepyeni bir sorunum olduğunu yıllar sonra anlayabildim. Burada ülkemizin dört bir yanındaki İlk Öğretmen Okullarından seçilmiş ve sınav kazanmış öğrenciler bir aradaydık. Seviyelerimiz birbirine çok yakındı. Geldiğimiz okullarımızda deyim yerinde ise parmakla gösterilen öğrenci olmaktan çıkmış sıradan olmuştuk. ......."


1970 yılında Ankara Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesine başladım. Yeni bir kent, yeni bir okul, yeni, bir sınıf ve yeni arkadaşlar.

Okulumuz Ankara Beşevler de bir binalar topluluğundan oluşuyordu. Bizden önce Hazırlık Sınıfını bitirip, Üniversite Sınavını kazanarak çeşitli üniversitelerin ve çeşitli bölümlerine başlayan öğrenciler burada yatılı olarak kalıyor, geceleri Yüksek Öğretmen Okulunun derslerini görüyorlardı. Bizim de ayrıca ders ve yatakhane binalarımız vardı. Yemekhane binamız ortaktı.

Yatılı okula ve ailemden ayrı yaşamaya 6.5 yaşımda başladığımdan benim için sadece ortam yeniydi, hiçbir sorun yoktu. Ancak dersler ilerledikçe yepyeni bir sorunum olduğunu yıllar sonra anlayabildim. Burada ülkemizin dört bir yanındaki İlk Öğretmen Okullarından seçilmiş ve sınav kazanmış öğrenciler bir aradaydık. Seviyelerimiz birbirine çok yakındı. Geldiğimiz okullarımızda deyim yerinde ise parmakla gösterilen öğrenci olmaktan çıkmış sıradan olmuştuk. Dersi dinleyerek öğrenen fazla çalışma alışkanlığı olmayan ben varlığımı kanıtlamak için çabalamış ama herkesin benim seviyemde ve az sayıda öğrencinin de benden daha iyi olması nedeniyle bunu başaramamış olmalıyım. İşi yaramazlığa dökmememin sebebinin başka bir şekilde varlık gösterme yöntemi olduğunu çok sonra değerlendirebildim. Meslek Derslerinin ağırlıkta olduğu öğretmen okulları müfredatını genişleterek tüm eksikleri tamamlatıp bizi üniversite sınavlarına hazır etmeye çalışan o çok değerli her biri alanında derya olan öğretmenlerimiz birde psikolojik sorunlarımızla ilgilenemezlerdi haliyle.

Beşevler de Kız Meslek Yüksek Okulu, Gazi Eğitim Enstitüsü, İktisadi Ticari Bilimler Akademisi ve daha ileride Fen Fakültesi bulunmaktaydı. Caddenin başında Aydost Pastanesi vardı. Bugün neler değişti hiç bilmiyorum. Pastaneyi çok iyi hatırlıyorum. Çünkü yaramazlıklarımdan biriydi, etüt yani akşamları sınıflarımızda ders çalışma saatlerinde pencereden atlayıp oradan pasta, tatlı ya da şekerleme almak. Şekerli gıdalara karşı isteğimi hala kontrol etmekte güçlük çekerim ama o zaman sadece şekerli gıda değil kimsenin yapmadığı bir şeyi yapmak gibi motivasyon vardı içinde. Sınıf kapısında öğretmenlerimi bekleyip bize değil yan sınıfta dersiniz hocam deyip şükür ki sadece gülmelerine neden olan şaşırtmacalar yapmam gibi. İpi göğüsleyememiştim ama bir şekilde varlığımı göstermiştim. Birde sınıfımdan birkaç çok yakın arkadaşım dışındakilerle değil Üniversiteye devam eden abla ve abilerle arkadaşlık etmekteydim. Şimdi değerlendirince onların ülke sorunları ile ilgilenmeleri de beni onlara yöneltmişti. Babamın etrafımızdaki haksızlıklarla mücadele etme biçimindeki hayat anlayışı zaten belli bir yön vermiş olmalıydı.

Üniversitelerde çok canlı fikir hayatı ve çeşitli siyasi gruplar zaman zaman çatışmalar olmaktaydı. Ablalarım ve abilerim de birkaç siyasi grup içindeydiler. Bazı geceler okulu beyaz şapkalı polisler basar (beyaz şapkalarından ötürü- o günkü fruko içeceği beyaz kapaklı olduğundan onlara fruko derdik), arama yapar bazen birkaç abiyi götürülerdi. Bir öğle saatinde yemekhanede yemek yerken çok yakınımızdaki İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisinde bomba patladı. Yemek yediğim masada ben ve yemekhane genelinde çok az kişi kalmıştık herkes bir anda kaçışmıştı. Üzerimize düşse ne olurdu bilemiyorum ama hangi düşünce ile orada kalıp kaçmamıştım, olan bitenden böyle bir şey bekliyor olmak mıydı emin değilim. Üniversite ve okulumuz süresiz tatile girdi. Evlerimize gönderildik.

Olanlara rağmen babamdan izin alarak en yakın arkadaşım Nazile ile onun ailesine Edremit’e gittim. Hiç yabancılık hissetmedim, iki çocukları okul tatilinde eve gelmiş gibi ayrımsız ilgi gördüm. Sinop ta hatta köyümüzde zeytin olmasına ve kışlık zeytin bile hazırlanıyor olmasına rağmen Zeytin’in kaynağına düştüğümü sandım. Zeytinyağı içinde hiç görmediğim kadar iri yeşil zeytinleri ve lezzetini hatırlıyorum. Yanında hiçbir şey aramadan çerez gibi yediğimi de.

Süresiz tatil ne kadar sürmüştü hatırlayamıyorum, okulun açıldığı duyuruldu döndük.